İzlanda, 2023 yılında askıya aldığı ticari balina avına yeniden başladı. İzlanda kamu yayıncısı RUV'un haberine göre, geçtiğimiz günlerde iki mavi balina (fin whale) öldürüldü. Bu, ülkede balina avının yeniden başlaması anlamına geliyor. İzlanda, dünyada ticari balina avına izin veren üç ülkeden biri olarak biliniyor; diğerleri Japonya ve Norveç.
Balina Avının Yeniden Başlamasının Arka Planı
İzlanda'nın balina avı politikası son yıllarda tartışmalıydı. 2023 yılında, hayvan refahı endişeleri ve azalan talep nedeniyle av geçici olarak durdurulmuştu. Ancak hükümet, 2024 yılında av kotalarını beş yıl daha uzatan bir karar aldı. Karar, balina avcılığının sürdürülebilir olduğu ve yerel ekonomiye katkı sağladığı gerekçesiyle savunuluyor. Öte yandan, hayvan hakları grupları ve çevre örgütleri, balina popülasyonlarının hâlâ kırılgan olduğunu ve avın durdurulması gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İzlanda'nın balina avı, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırıyor. Özellikle ABD ve Avrupa Birliği, balina avına karşı olduklarını defalarca dile getirmişti. Uluslararası Balinacılık Komisyonu (IWC), ticari balina avına moratoryum uyguluyor; ancak İzlanda bu yasağa çekince koymuş durumda. Japonya ise 2019'da IWC'den ayrılarak ticari ava devam etmişti. Çevre örgütleri, İzlanda'nın bu hamlesinin küresel balina koruma çabalarına darbe vurduğunu belirtiyor. Öte yandan, İzlanda'nın kararı, turizm ve balina izleme gibi alternatif gelir kaynaklarını da etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İzlanda'nın balina avını yeniden başlatması, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de küresel çevre politikaları ve deniz biyolojik çeşitliliği açısından önemlidir. Türkiye, Akdeniz'de balina ve yunusların korunması için uluslararası anlaşmalara taraf olup, bu tür kararlar deniz ekosistemine yönelik tehditleri artırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin turizm gelirleri açısından önemli olan deniz memelisi izleme faaliyetleri, küresel balina nüfusunun korunmasına bağlıdır. Bu nedenle, İzlanda'nın kararı, Türkiye'nin de dahil olduğu uluslararası koruma çabalarına aykırıdır ve deniz biyolojik çeşitliliği konusunda daha güçlü diplomatik girişimler gerektirebilir.