Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İtalya'nın Arnavutluk topraklarında inşa ettiği göçmen merkezlerinde yaşanan koşulların insan hakları ihlali anlamına geldiğini açıkladı. Örgütün yayımladığı kapsamlı raporda, bu merkezlerin Avrupa Birliği'nin (AB) planladığı geri dönüş merkezleri için bir 'uyandırma çağrısı' niteliği taşıması gerektiği vurgulandı. Raporda, İtalyan hükümetinin Arnavutluk'un kuzeyindeki Gjader ve Shëngjin kentlerinde kurduğu ve işlettiği iki merkezde göçmenlerin temel haklarının sistematik olarak ihlal edildiği belirtiliyor.
Merkezlerdeki temel hak ihlalleri
Amnesty International'ın raporuna göre, bu merkezlerde göçmenler keyfi olarak alıkonulmakta, adil yargılanma hakkından yoksun bırakılmakta ve kötü yaşam koşullarına maruz kalmaktadır. Örgüt, özellikle denizde kurtarılan göçmenlerin doğrudan Arnavutluk'a götürülmesini ve orada sığınma taleplerinin değerlendirilmesini 'hukuki bir kara delik' olarak nitelendiriyor. Raporda, bu uygulamanın uluslararası hukuka ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne açıkça aykırı olduğu ifade ediliyor. İtalya ve Arnavutluk arasında Kasım 2023'te imzalanan anlaşma kapsamında kurulan merkezlerin, sığınmacıların uzun süre belirsizlik içinde tutulmasına yol açtığı kaydediliyor.
Raporda ayrıca, merkezlerin kapasitesinin bin kişiyle sınırlı olmasına rağmen, buraya getirilen göçmenlerin büyük çoğunluğunun aşırı kalabalık koşullarda yaşadığı, sağlık hizmetlerine erişimin kısıtlı olduğu ve psikolojik destek verilmediği belirtiliyor. Özellikle kadınlar ve çocuklar için koruma önlemlerinin yetersiz olduğu, cinsel istismar riskinin yüksek olduğu vurgulanıyor. Amnesty, bu durumun Avrupa'nın göç politikalarının insani boyutunu göz ardı ettiğinin bir göstergesi olduğunu savunuyor.
AB'nin geri dönüş merkezleri planına etkisi
Bu rapor, Avrupa Komisyonu'nun göçmenleri üçüncü ülkelere yerleştirme planlarının tartışıldığı bir dönemde geldi. İtalya'nın Arnavutluk modeli, AB ülkeleri için bir 'pilot uygulama' olarak görülüyor. Ancak Amnesty, bu modelin yaygınlaştırılmasının göçmenlerin haklarını daha da ihlal edeceği konusunda uyarıyor. Örgüt, AB'nin sınır dışı etme politikalarını hızlandırmak yerine, insan haklarına saygılı ve sürdürülebilir bir göç politikası izlemesi gerektiğini belirtiyor. Raporda, üçüncü ülkelerde kurulacak merkezlerin, göçmenleri kendi ülkelerine geri göndermek yerine, onları daha da savunmasız hale getirebileceği ifade ediliyor.
Avrupa Parlamentosu'nda bazı milletvekilleri, bu raporun ardından İtalya'ya ve AB'ye çağrıda bulunarak, insan hakları ihlallerinin sona erdirilmesi ve bu merkezlerin kapatılması gerektiğini dile getirdi. Ancak İtalyan hükümeti, merkezlerin uluslararası hukuka uygun olduğunu savunarak, bu uygulamanın yasa dışı göçü caydırmada etkili olduğunu iddia ediyor. Uluslararası Göç Örgütü (IOM) ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) da daha önce bu tür uygulamaların endişe verici olduğunu açıklamıştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır düzensiz göçle mücadele eden ve milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapan bir ülke olarak, bu gelişmeyi yakından izliyor. Amnesty'nin raporu, Avrupa'nın göç politikalarındaki çelişkileri bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, AB'nin 2016 tarihli göç anlaşmasını hala uyguluyor ancak Avrupa'nın göç yükünü paylaşmak yerine üçüncü ülkelere yönlendirme stratejileri, Türkiye'nin elindeki kozları güçlendiriyor. Bu durum, Türkiye'nin AB ile müzakerelerinde göç konusunu daha güçlü bir pazarlık masasına taşımasını sağlayabilir. Ayrıca, Avrupa'nın insan hakları konusundaki tutumu, Türkiye'nin kendi göç politikalarını savunurken elini güçlendirebilir.