Donald Trump'ın Avrupa liderlerine yönelik tavrındaki ani değişim, kıtada yeni bir siyasi depreme yol açıyor. Özellikle İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile Trump arasındaki soğukluk, Avrupa-ABD ilişkilerinde tarihi bir kırılma noktasına işaret ediyor. İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın Kral Charles'tan getirdiği mektupla bile Trump'ı yatıştıramadığı iddia edilirken, Macaristan'dan Viktor Orban'ın saf dışı bırakılması, Washington'un Avrupa'daki eski dostlarını bir bir terk ettiğini gösteriyor. Trump'ın ikinci açılış törenine davet ettiği tek Avrupalı lider olan Meloni'nin yaşadığı bu hayal kırıklığı, Avrupa başkentlerinde 'artık kendi başımızın çaresine bakmalıyız' söylemini güçlendiriyor.
Trump'ın 'Fısıltı' Diplomasisi Çöküyor
Trump'ın birinci döneminde Avrupalı liderlerle kurduğu 'özel ilişkiler', ikinci döneminde yerini mesafeli ve soğuk bir üsluba bıraktı. Özellikle İtalya Başbakanı Meloni, Trump'ın gözdesi olarak anılırken, son haftalarda Beyaz Saray'dan gelen sinyaller tersine döndü. Meloni'nin Trump'ın Florida'daki malikanesi Mar-a-Lago'ya yaptığı ziyaretin ardından iki lider arasında hiçbir telefon görüşmesinin yapılmamış olması, İtalyan basınında 'Trump Meloni'yi unuttu' yorumlarına yol açtı. Oysa Trump, aynı dönemde Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman gibi isimlerle sık sık bir araya geldi.
İngiltere'deki durum daha da çarpıcı: Keir Starmer'ın Oval Ofis ziyareti öncesinde Kral Charles'tan aldığı mektup, Trump'ın monarşiye olan hayranlığını kullanma girişimi olarak yorumlandı. Ancak görüşmeden sızan bilgiler, Trump'ın mektubu 'resmi bir evrak' olarak kenara koyduğu ve Starmer'ın ikili ticaret anlaşması taleplerini 'henüz erken' diyerek geri çevirdiği yönünde. Bu gelişme, İngiliz siyasetinde 'abimiz ABD' söylemini sorgulatan bir dönüm noktası oldu.
Macaristan ve Visegrád Dayanışması Çatırdıyor
Trump'ın Avrupa'daki en sadık müttefiki olan Macaristan Başbakanı Viktor Orban'ın gözden düşmesi, bölgede yeni bir dengelenme sürecini hızlandırdı. Orban, Trump'ın ilk döneminde Beyaz Saray'ın favori Avrupalısıydı; ancak 2024 seçimlerinden sonra Trump'ın ekibinde Orban'a yer kalmadı. Hatta Trump'ın danışmanları, Orban'ın 'aşırı otoriter' imajının Cumhuriyetçi Parti'nin merkez seçmenine zarar verdiğini belirtti. Bu durum, Visegrád Dörtlüsü (Polonya, Çekya, Slovakya, Macaristan) içindeki dengeleri de etkiledi. Polonya ve Çekya, ABD'ye olan bağımlılıklarını azaltmak için Brüksel'le daha yakın işbirliğine yönelirken, Macaristan yalnızlaşıyor.
Avrupa Birliği ise bu krizi fırsata çevirmeye çalışıyor. AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 'Artık kendimize güvenmeliyiz' mesajını sık sık tekrarlarken, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen savunma harcamalarının artırılması ve ortak dış politika oluşturulması için yeni bir yol haritası hazırladı. Meloni'nin de dahil olduğu Avrupalı muhafazakar liderler, Trump'a sırtını dönünce AB içinde daha fazla inisiyatif almaya başladı. İtalya, 'Akdeniz için Ortak Güvenlik' girişimi ile Fransa ve İspanya'yı da yanına çekmeyi hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa-ABD ilişkilerindeki bu kırılma, Türkiye için hem bir risk hem de fırsat penceresi açıyor. AB'nin ABD'den uzaklaşarak kendi savunma ve dış politikasını oluşturma çabaları, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde yeni bir sayfa açılmasına zemin hazırlayabilir. Özellikle Meloni ve Orban gibi Türkiye'ye mesafeli liderlerin ABD desteğini kaybetmesi, Ankara'nın Brüksel'de elini güçlendirebilir. Ancak Trump yönetiminin Avrupa'ya yönelik ‘angajmansızlık’ politikası, Türkiye'nin NATO içindeki konumunu da etkileyebilir. Avrupa'nın kendi güvenliğini inşa etme çabasına Türkiye'nin entegre olması, Ankara'nın elini güçlendirirken, ABD'siz bir Avrupa güvenlik mimarisinin inşası uzun vadede Türkiye'nin Batı ittifakındaki rolünü yeniden tanımlamasını gerektirebilir. Bu süreçte Türkiye, hem AB hem de ABD ile dengeli bir ilişki yürütmek zorunda.