İtalya'nın kuzeyindeki Alp dağlarının eteklerinde, savaşın yüz binlerce Ukraynalı çocuğun hayatını altüst ettiği bir dönemde, onlara yeniden güvenli bir çocukluk yaşatmayı amaçlayan bir kamp dikkat çekiyor. No Sirens adlı kamp, Ukraynalı yardım kuruluşu Hope for Ukraine tarafından işletiliyor ve çocukların savaş travmasını atlatmalarına, kaybettikleri neşeyi yeniden bulmalarına yardımcı olmayı hedefliyor. Kamp, adını Ukrayna'daki hava saldırısı sirenlerinden alıyor ve çocuklara siren seslerinden uzak, huzurlu bir ortam sunuyor.
Savaşın Gölgesinde Kaybolan Çocukluk
Rusya'nın 24 Şubat 2022'de başlattığı geniş çaplı işgal, Ukrayna'da milyonlarca insanı yerinden etti. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, savaş nedeniyle ülke genelinde 3.000'den fazla çocuk öldürüldü veya yaralandı; ancak gerçek sayının çok daha yüksek olduğu düşünülüyor. Yüz binlerce çocuk evlerini terk etmek zorunda kaldı; birçoğu aileleriyle birlikte ülke içinde yer değiştirdi, bazıları da komşu ülkelere sığındı. Çocukların büyük bir kısmı, evlerinin yıkılmasına, okullarının bombalanmasına ve sevdiklerini kaybetmeye tanık oldu.
Bu trajedi karşısında Hope for Ukraine, çocukların psikolojik iyileşmesine odaklanan bir program başlattı. No Sirens kampı, İtalya'nın kuzeyindeki dağlık bölgede, savaşın gürültüsünden uzakta, çocuklara doğa ile iç içe bir ortam sunuyor. Kamp, 6-16 yaş arası Ukraynalı çocuklara yönelik düzenleniyor ve her dönemde yaklaşık 30-40 çocuk ağırlanıyor. Kamp süresince çocuklar; müzik, spor, sanat ve doğa yürüyüşleri gibi aktivitelerle hem eğleniyor hem de terapi görüyor. Ukraynalı psikologlar ve eğitmenler, çocuklara bireysel ve grup terapileri uygulayarak travmalarını işlemelerine yardımcı oluyor.
Kampın kurucularından Alex Croft, yaptığı açıklamada, "Çocukların savaş yüzünden kaybettikleri çocukluğun neşesini geri getirmeyi amaçlıyoruz. Onlara güvenli bir alan sağlayarak, yeniden gülümseyebileceklerini gösteriyoruz" dedi. Croft, çocukların büyük çoğunluğunun ilk başta içine kapanık ve korkulu olduğunu, ancak kampın sonunda gözle görülür bir değişim yaşadıklarını belirtti. Bir kamp katılımcısı olan 11 yaşındaki Olena, "İlk kez korkmadan yaşayabiliyorum" ifadelerini kullandı. Bu cümle, kampın çocukların yaşamında yarattığı dönüşümü özetliyor.
Psikolojik Destek ve Umut
Uzmanlar, savaş travması yaşayan çocukların uzun vadeli psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. UNICEF, Ukrayna'daki çocukların üçte birinde kaygı, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu belirtileri görüldüğünü raporladı. No Sirens kampı gibi girişimler, bu çocukların iyileşme sürecinde kritik bir rol oynuyor. Kamp, sadece çocukların değil, ailelerin de desteklenmesi için çalışmalar yapıyor. Ailelere yönelik danışmanlık hizmetleri ve eğitim programları düzenleniyor.
Kampın etkinliği, bilimsel araştırmalarla da kanıtlanmaya çalışılıyor. Hope for Ukraine, kamp katılımcılarının psikolojik durumlarını değerlendiren anketler uyguluyor. İlk sonuçlar, çocukların anksiyete seviyelerinde anlamlı bir düşüş olduğunu gösteriyor. Kampın başarısı, diğer ülkelerdeki benzer projelere de ilham kaynağı oluyor. Polonya, Almanya ve Çekya gibi ülkelerde de Ukraynalı çocuklara yönelik yaz kampları düzenlenmeye başlandı.
Ancak bu çabalar, savaşın devam ettiği ve her geçen gün daha fazla çocuğun etkilendiği gerçeğiyle karşı karşıya. Ukrayna'da okulların yaklaşık %20'si hasar gördü veya yıkıldı; milyonlarca çocuk eğitimine kesintisiz devam edemiyor. No Sirens kampı, çocuklara sadece psikolojik destek sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda eğitimlerine devam etmeleri için akademik destek de veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından bu yana Ukrayna'ya insani yardım sağlayan ülkeler arasında yer alıyor. Türk Kızılay ve AFAD, Ukraynalı savaş mağdurlarına gıda, barınma ve psikososyal destek gibi alanlarda yardımlarını sürdürüyor. Bu tür sivil toplum girişimlerinin artması, savaşın insani boyutuna dikkat çekmek açısından önem taşıyor. Türkiye, İstanbul'da imzalanan tahıl koridoru anlaşmasında arabuluculuk yaparak uluslararası alanda aktif bir rol üstlenmişti. Ukraynalı çocukların yaşadığı travmanın hafifletilmesine yönelik projeler, Türkiye'nin insani diplomasi anlayışıyla örtüşüyor. Türk sivil toplum kuruluşlarının da benzer girişimlerde bulunması, bölgesel istikrara katkı sağlayabilir. Savaş uzadıkça bu tür rehabilitasyon programlarının önemi daha da artıyor; bu noktada uluslararası toplumun ve Türkiye'nin desteği kritik olacak.