Roma, 2 Ekim - İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Cuma günü yaptığı açıklamada Avrupa Birliği'nin Kızıldeniz'deki ticari gemileri korumak için yürüttüğü deniz misyonuna yapılan katkıların hâlâ yetersiz olduğunu söyledi. Roma, Bab el-Mendeb Boğazı'ndan geçen trafiğin güvenliğini sağlamak için müttefiklerine daha fazla çaba göstermeleri yönünde baskı yapıyor.
Misyonun Arka Planı ve İtalya'nın Talepleri
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto'nun açıklamaları, Avrupa Birliği'nin Kızıldeniz'de yürüttüğü Aspides adlı deniz misyonuna ilişkin artan endişeleri yansıtıyor. Crosetto, mevcut katkıların Kızıldeniz'deki seyrüsefer güvenliğini sağlamak için yeterli olmadığını vurguladı. İtalya, Bab el-Mendeb Boğazı'ndan geçen ticari gemilerin korunması için müttefiklerini daha fazla kaynak ve gemi tahsis etmeye davet ediyor.
Aspides misyonu, Avrupa Birliği tarafından Şubat 2024'te başlatıldı ve Kızıldeniz ile Bab el-Mendeb Boğazı'nda ticari gemilere refakat etmek, deniz güvenliğini sağlamak amacıyla oluşturuldu. Misyon, İran destekli Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarına karşı bir yanıt olarak kuruldu. Husiler, Gazze'deki savaşla bağlantılı olarak İsrail bağlantılı gemileri hedef aldıklarını iddia ediyor. Ancak saldırılar, bölgedeki tüm deniz trafiğini tehdit eder hale geldi.
İtalya, misyonun başlatılmasından bu yana aktif olarak yer alıyor ve şu anda Aspides'e bir firkateyn ile katkı sağlıyor. Ancak Crosetto, diğer AB ülkelerinin yeterli katkıyı sağlamadığını belirterek, özellikle Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerin daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. İtalya, ayrıca misyonun yetki alanının genişletilmesi ve daha fazla geminin konuşlandırılması gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kızıldeniz, dünya ticaretinin yaklaşık %12'sinin geçtiği kritik bir deniz yoludur. Bab el-Mendeb Boğazı ise bu rotanın en dar noktası olup, Avrupa ile Asya arasındaki deniz ticareti için hayati önem taşır. Husilerin saldırıları nedeniyle birçok gemi şirketi rotalarını değiştirerek Ümit Burnu'nu kullanmaya başladı. Bu durum, nakliye maliyetlerini ve sürelerini önemli ölçüde artırdı.
AB'nin Aspides misyonu, ABD liderliğindeki Prosperity Guardian operasyonundan ayrı olarak yürütülüyor. Avrupa ülkeleri, ABD'nin İran'a yönelik politikalarına mesafeli durarak kendi misyonlarını kurmayı tercih etti. Ancak misyonun etkinliği, üye ülkelerin katkılarına bağlı. Şu anda Aspides'e İtalya, Fransa, Almanya, Belçika, Yunanistan gibi ülkeler gemileriyle katkı sağlıyor. Yine de bu katkılar, geniş bir alanı kapsamak için yetersiz kalıyor.
İtalya'nın çağrısı, Avrupa'nın savunma ve güvenlik konusunda daha fazla sorumluluk alması gerektiği yönündeki genel tartışmalarla örtüşüyor. Avrupa Birliği, son yıllarda stratejik özerklik hedefi doğrultusunda savunma kapasitesini güçlendirmeye çalışıyor. Ancak üye ülkeler arasında farklı öncelikler ve kaynak kısıtları nedeniyle bu hedefe ulaşmak zor görünüyor.
Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, küresel enerji arz güvenliğini de tehdit ediyor. Bölgeden geçen petrol ve doğalgaz tankerleri, saldırı riski nedeniyle alternatif rotalara yöneliyor. Bu durum, enerji fiyatlarında dalgalanmalara neden olabilir. Ayrıca, küresel tedarik zincirleri olumsuz etkilenerek enflasyon baskılarını artırabilir.
Uluslararası toplum, Kızıldeniz'deki saldırıları durdurmak için diplomatik çözümler arıyor. Ancak Husiler üzerindeki İran etkisi ve bölgesel dinamikler, kalıcı bir çözümü zorlaştırıyor. AB'nin misyonu, kısa vadeli bir güvenlik sağlasa da uzun vadeli istikrar için siyasi bir çözüm şart.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz ve Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki gelişmeleri yakından takip ediyor. Türk deniz ticareti için kritik olan bu rotadaki istikrarsızlık, ihracat maliyetlerini artırarak ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Türkiye, bölgede artan askeri varlığıyla denge politikası izliyor. AB'nin Aspides misyonuna katkıların yetersizliği, Türkiye'nin bölgedeki rolünü ve NATO içindeki konumunu güçlendirebilir. Ancak Türkiye, misyonun Husilere karşı tutumunu dikkatle izlemeli; zira İran ile ilişkileri ve Filistin meselesindeki hassasiyeti nedeniyle dengeli bir yaklaşım benimsemesi gerekiyor.