ZÜRİH, 21 Ağustos - İsviçre'de yapılan ikinci bir anket, seçmenlerin ülkenin NATO ile iş birliğini ve ekonomik yaptırım uygulamasını engelleyecek daha kısıtlayıcı bir tarafsızlık biçimini büyük olasılıkla reddedeceğini gösterdi. Bu durum, İsviçre'nin geleneksel tarafsızlık politikasının korunmasına yönelik tartışmaların sürdüğü bir dönemde, halkın mevcut esnek uygulamadan yana olduğunu ortaya koyuyor.
Referandumun arka planı ve anket sonuçları
İsviçre'de muhafazakar bir parti olan İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından başlatılan "Tarafsızlık Girişimi" kapsamında, anayasal düzeyde tarafsızlığın sıkılaştırılması öngörülüyor. Girişim, İsviçre'nin NATO dahil hiçbir askeri ittifaka katılmasını, ekonomik yaptırımlara katılmasını ve savaşan ülkelere silah ihraç etmesini yasaklamayı hedefliyor. Ancak anket sonuçları, seçmenlerin bu katı düzenlemeye sıcak bakmadığını gösteriyor.
gfs.bern araştırma enstitüsü tarafından yapılan anket, katılımcıların yüzde 57'sinin girişime karşı olduğunu, yüzde 37'sinin desteklediğini, yüzde 6'sının ise kararsız olduğunu ortaya koydu. Anket, İsviçre kamu yayıncısı SRG SSR için 20-31 Temmuz tarihleri arasında 9 bin 385 kişiyle telefon ve internet üzerinden gerçekleştirildi. Hata payı artı eksi 2,5 puan olarak hesaplandı. Bir önceki ankette de benzer bir tablo çizilmişti; Nisan ayında yapılan ankette katılımcıların yüzde 54'ü girişime karşı görüş bildirmişti.
SVP, girişimi 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından İsviçre'nin tarafsızlığını ihlal ettiği gerekçesiyle başlatmıştı. Parti, hükümetin Avrupa Birliği'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarına katılmasını ve NATO ile artan iş birliğini eleştiriyor. Ancak hükümet, bu adımların İsviçre'nin tarafsızlığını ihlal etmediğini, aksine ülkenin uluslararası toplumdaki konumunu güçlendirdiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsviçre'nin tarafsızlık politikası, ülkenin uluslararası arenadaki kimliğinin temel taşlarından biri. Ancak son yıllarda bu politikanın kapsamı tartışma konusu oldu. İsviçre, Rusya-Ukrayna savaşında Batı'nın yaptırımlarına katılarak geleneksel tarafsızlık anlayışından ayrıldı; Brüksel'in Moskova'ya yönelik yaptırım paketlerini kısmen uyguladı. Bu durum, ülkenin tarafsızlık politikasının artık mutlak olmadığı yorumlarına yol açtı.
Anket sonuçları, İsviçre toplumunun bu esnek yaklaşımı desteklediğini gösteriyor. Seçmenler, Batı ile iş birliğinin sürmesini ve ülkenin uluslararası kuruluşlardaki aktif rolünü korumasını istiyor. Öte yandan, SVP'nin girişiminin eylül ayında yapılacak referandumda yeterli desteği alamayacağı tahmin ediliyor. Referandum için gerekli imza sayısına ulaşan girişimin kaderi, önümüzdeki aylarda yapılacak halk oylamasında belli olacak.
Uzmanlar, İsviçre'nin tarafsızlık politikasını yeniden tanımlama ihtiyacıyla karşı karşıya olduğunu belirtiyor. Zürih Üniversitesi'nden siyaset bilimci Marco Steenbergen, "İsviçre, modern dünyada tarafsızlığın ne anlama geldiğini yeniden düşünmek zorunda. Bu, ülkenin güvenlik politikasının merkezinde yer alan bir tartışma." dedi. Steenbergen, referandumun ülkenin gelecekteki güvenlik ve dış politika yönelimini belirleyeceğini ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsviçre'nin tarafsızlık politikasına ilişkin referandum, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de küresel ve bölgesel güvenlik dinamikleri açısından önem taşıyor. Türkiye, NATO üyesi olarak Batı ittifakında aktif rol oynarken, İsviçre'nin katı tarafsızlık anlayışını reddetmesi, Avrupa'da güvenlik iş birliğinin güçlenmesine işaret ediyor. Bu durum, Avrupa kıtasında Rusya'ya karşı ortak duruşun sürdürülmesine katkı sağlayabilir. Ayrıca, İsviçre'nin yaptırımlara katılmaya devam etmesi, Türkiye'nin de parçası olduğu Batı'nın Rusya'ya yönelik baskı politikasının etkinliğini artırabilir. Türkiye'nin bu gelişmeleri yakından izlemesi, özellikle Avrupa güvenlik mimarisi ve yaptırım rejimleri bağlamında önemli görülüyor.