İsviçre, 30 Kasım 2024 tarihinde düzenlenen referandumda ülkedeki nüfus artışını 100 milyon ile sınırlamayı öngören anayasa değişikliği teklifini açık farkla reddetti. Kesin olmayan sonuçlara göre seçmenlerin yaklaşık yüzde 62'si 'hayır' oyu kullandı. Anketler daha yakın bir sonuç öngörse de, kararın netliği hem Brüksel'de hem de Zürih'te rahat bir nefes aldırdı. İsviçre hükümeti ve iş dünyası, göçmen karşıtı bu girişimin başarısız olmasının ülkenin uluslararası rekabet gücü ve Avrupa Birliği (AB) ile ilişkileri açısından kritik olduğunu vurguladı.
Referandumun Arka Planı ve Tartışılan Noktalar
Referandum, İsviçre'de aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi'nin (SVP) desteklediği bir girişimle gündeme geldi. Teklife göre, ülke nüfusunun 100 milyonu geçmemesi anayasal bir zorunluluk haline gelecekti. Mevcut 8,7 milyon olan nüfus, 2050 yılına kadar bu sınıra ulaşma potansiyeli taşıyordu. Girişim, başta göçmenlik ve sığınmacı kotaları olmak üzere katı sınırlamalar getirmeyi amaçlıyordu. Savunucuları, aşırı nüfus artışının çevre, altyapı ve sosyal hizmetler üzerinde baskı oluşturduğunu iddia etti. Ancak karşı kampanya, bu politikanın İsviçre'nin ekonomisine, özellikle de yabancı işgücüne bağımlı olan ilaç, finans ve teknoloji sektörlerine ciddi zarar vereceğini savundu. Hükümet de bu görüşü destekleyerek, girişimin AB ile serbest dolaşım anlaşmalarını ihlal edeceğini ve ülkeyi uluslararası izolasyona sürükleyeceğini belirtti. İsviçre, AB üyesi olmamakla birlikte, ikili anlaşmalar yoluyla Birlik ile yoğun ekonomik entegrasyon içinde.
Referandum sürecinde özellikle Batı İsviçre'nin Fransızca konuşulan kantonları girişime güçlü muhalefet gösterirken, kırsal ve Almanca konuşulan bazı bölgelerde destek daha yüksekti. Sonuçlar, kentsel ve kırsal alanlar arasındaki bölünmeyi de gözler önüne serdi.
Sonuçların Bölgesel ve Küresel Boyutu
İsviçre'nin bu kararı, Avrupa'da göçmen karşıtı partilerin yükselişte olduğu bir dönemde alındı. Hollanda ve Fransa gibi ülkelerde benzer tartışmalar yaşanırken, İsviçre'nin net bir şekilde 'hayır' demesi, AB'deki merkez partiler tarafından memnuniyetle karşılandı. AB Komisyonu, İsviçre'nin bu kararının serbest dolaşım ilkesine bağlılığını teyit ettiğini açıkladı. Ekonomik açıdan ise karar, İsviçre'nin yabancı yatırımcılar için cazibesini koruması anlamına geliyor. Özellikle küresel ilaç devleri Novartis ve Roche'un yanı sıra finans sektörü, vasıflı işgücüne erişimin devam etmesini garanti altına almış oldu. Öte yandan göçmen hakları savunucuları, ret kararının göçmenlere yönelik damgalamayı azaltmayacağını, ancak yasal çerçevede daha dengeli politikaların önünü açtığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsviçre'nin nüfus sınırlamasını reddetmesi, Türkiye veya Türk diasporası için doğrudan bir etki yaratmasa da, AB ile İsviçre arasındaki serbest dolaşımın devamı, dolaylı olarak Türkiye-AB ilişkilerinde de göç ve entegrasyon konularında ılımlı bir örnek teşkil edebilir. Öte yandan, Batı Avrupa'da artan popülist göçmen karşıtı söylemin İsviçre gibi bir ülkede referandumda reddedilmesi, benzer akımların Türkiye'nin AB üyelik sürecindeki müzakerelerde elini zayıflatabilecek argümanların güç kaybetmesi anlamına gelebilir. Türkiye'den İsviçre'ye yönelik işçi göçleri ve yatırımlar açısından ise kısa vadede bir değişiklik beklenmemektedir.