İsviçre'de halk, 9 Haziran'da yapılacak referandumda ülkenin tarafsızlık politikasını önemli ölçüde sertleştirmeyi öngören bir halk girişimini reddetmeye hazırlanıyor. Anketlere göre seçmenlerin yalnızca üçte biri, tarafsızlığın 'sıkı ve kalıcı' kurallarla korunmasını savunan 'İsviçre Tarafsızlığı İçin' adlı girişimi destekliyor. Rusya'nın, İsviçre'yi II. Dünya Savaşı sırasındaki tutumu nedeniyle eleştirerek oylamayı etkilemeye çalıştığı bu süreç, ülkenin Avrupa'da artan güvenlik tehditleri karşısında geleneksel tarafsızlık ilkesini yeniden değerlendirmesine neden oluyor.
Tarafsızlık girişiminin detayları ve tarafların görüşleri
Girişim, İsviçre'nin tarafsızlığını 'savaşan taraflara askeri malzeme veya lojistik destek sağlamama' şeklinde sıkılaştırmayı ve ülkenin uluslararası yaptırımlara katılmasını yasaklamayı öneriyor. Bu, özellikle Rusya'ya uygulanan Avrupa Birliği yaptırımlarını da kapsıyor. Girişim aynı zamanda tarafsız bir ülkenin silahlı çatışmalarda 'silah ihracatı yapamayacağını' da belirtiyor. Ancak İsviçre hükümeti ve parlamentonun her iki kanadı da girişimi reddediyor. Hükümet, tarafsızlığın 'ülkenin güvenliğini ve refahını sağlayan bir araç' olduğunu, ancak girişimin bu aracı 'çok katı' hale getirerek İsviçre'nin diplomatik manevra alanını daraltacağını savunuyor. Muhafazakar İsviçre Halk Partisi'nin (SVP) desteklediği girişim, küresel çatışmalarda tarafsızlığın 'mutlak' olması gerektiğini ve ülkenin 'bağımsızlığını koruyabilmesi' için bu gerekliliği öne sürüyor. Ancak SVP içinde bile tam bir mutabakat sağlanmış değil; bazı üyeler girişimin ticaret ve güvenlik açısından riskler taşıdığını dile getiriyor.
Rusya'nın bu oylamayla yakından ilgilendiği, Moskova'nın İsviçre'nin Ukrayna savaşına yönelik 'tarafsızlık ihlali' olarak gördüğü tutumuna yönelik eleştirileriyle biliniyor. Geçtiğimiz aylarda Rus yetkililer, İsviçre'nin AB'nin Rusya'ya yönelik yaptırımlarına katılmasını ve Ukrayna'ya insani yardım sağlamasını sürekli gündeme getirdi. Özellikle Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak'ın, 'İsviçre'nin II. Dünya Savaşı'ndaki rolünü hatırlayarak' tarafsızlık söyleminin 'samimiyetsiz' olduğu yönündeki açıklamaları, referandum sonuçlarını etkilemeye yönelik bir psikolojik operasyon olarak yorumlandı. İsviçre hükümeti, bu söylemlere karşı 'uluslararası hukuk ve tarafsızlık geleneği' vurgusu yaparak yanıt verdi.
Bölgesel ve küresel boyut: Avrupa'nın güvenlik mimarisi
İsviçre'nin tarafsızlık politikası, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde özel bir konuma sahip. Ülke, NATO üyesi olmamakla birlikte, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi platformlarda aktif rol oynuyor; ayrıca son yıllarda ABD ile 'NATO üyelerine silah ihracatı' konusunda anlaşmazlıklar yaşadı. Örneğin, İsviçre'nin İspanya'ya Alman Leopard tankları için mühimmat ihraç etmesine izin vermemesi, Almanya'nın sert eleştirilerine yol açmıştı. Bu durum, İsviçre'nin tarafsızlık ilkesinin 'silahlı çatışmaya taraf olan ülkelere' silah satışını yasaklamasından kaynaklanıyor. Rusya'nın Ukrayna saldırısı, Avrupa'daki tarafsız ülkelerin (İsveç, Finlandiya) NATO'ya katılımıyla birlikte, İsviçre'yi de yeni bir güvenlik paradigmasına zorladı. Ancak referandum sonuçları, İsviçre halkının büyük ölçüde mevcut statükoyu sürdürme eğiliminde olduğunu gösteriyor; bu da ülkenin uluslararası toplumla entegrasyonunu ve Batı ittifak sistemiyle uyumunu koruyacağına işaret ediyor. Bununla birlikte, Rusya'nın etkileme çabalarının başarısız olması, Moskova'nın üçüncü ülkeler üzerindeki nüfuz araçlarının sınırlı olduğunu da ortaya koyuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin tarafsızlık ve ittifak ilişkileri açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, NATO üyesi olmakla birlikte, özellikle Rusya-Ukrayna savaşında yürüttüğü denge politikasıyla uluslararası alanda kendine özgü bir konumda. İsviçre'nin tarafsızlık ilkesini koruması, Ankara'nın 'denge politikası' meşruiyetini güçlendirebilir; zira İsviçre gibi tüm ittifaklardan uzak bir ülkenin bile uluslararası yaptırımlara katılımda tercihler yapabildiği görülüyor. Türkiye, kendi yaptırım uygulamama politikasını bu bağlamda savunabilir. Ayrıca, Rusya'nın İsviçre'yi etkileme girişimlerinin başarısız olması, Ankara'nın Moskova ile ilişkilerinde elini güçlendirebilir. Ancak Türkiye'nin İsviçre gibi tarafsız bir ülke olmadığı, NATO üyesi olarak belirli yükümlülükleri bulunduğu da unutulmamalıdır. Ankara, kendi çıkarları çerçevesinde İsviçre deneyiminden dersler çıkarabilir, ancak doğrudan bir model olarak değerlendirmek yanıltıcı olur.