İsviçre, geleneksel tarafsızlık politikasını yeniden tanımlama sürecinde kritik bir oylamaya hazırlanıyor. Ülkedeki siyasi partiler ve kamuoyu, Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası değişen Avrupa güvenlik mimarisinde tarafsızlığın anlamını tartışıyor. Ancak uzmanlara göre, tartışma yanlış bir soru üzerine kurulu: 'Tarafsız mı kalmalıyız?' yerine 'Tarafsızlık İsviçre için ne işe yarar?' sorusu sorulmalı. Bu ayrım, ülkenin dış politikasının geleceği açısından belirleyici olacak.
Tarafsızlık Tartışmasının Arka Planı
İsviçre'nin tarafsızlığı, 1815 Viyana Kongresi'nden bu yana uluslararası hukukla güvence altına alınmış bir statü. Ancak 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrasında İsviçre, AB yaptırımlarına katılarak Rus varlıklarını dondurdu ve tarafsızlık ilkesinin sınırlarını zorladı. Bu adım, ülke içinde 'tarafsızlık ihlali' tartışmalarını alevlendirdi. Aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP), tarafsızlığın anayasada daha katı bir şekilde tanımlanması için imza kampanyası başlattı. Öneri, İsviçre'nin askeri ittifaklara katılmasını ve uluslararası yaptırımlara katılmasını yasaklamayı hedefliyor. Sol ve merkez partiler ise bu girişimi 'Rusya'nın ekmeğine yağ sürmek' olarak nitelendiriyor.
Oylama, İsviçre'nin Avrupa'daki güvenlik mimarisindeki yerini de belirleyecek. NATO üyesi olmayan İsviçre, 1996'dan beri NATO'nun Barış için Ortaklık programına katılıyor. Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde 2023-2024 döneminde geçici üye olarak görev yaptı. Bu süreçte Rusya'nın vetolarına karşı denge politikası izlemeye çalıştı. Ancak İsviçre'nin tarafsızlık geleneği, özellikle bankacılık sektörü ve arabuluculuk rolü açısından ekonomik ve diplomatik avantaj sağlıyordu. Son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, bu avantajların sürdürülebilirliğini sorgulatıyor.
İsviçre hükümeti, 2023'te yayınladığı güvenlik stratejisi belgesinde tarafsızlığın 'dinamik' yorumlanması gerektiğini vurguladı. Belgeye göre, tarafsızlık 'pasif bir duruş' değil, 'aktif bir barış politikası' anlamına geliyor. Ancak kamuoyu bu konuda bölünmüş durumda. Son anketlere göre, İsviçrelilerin yüzde 55'i tarafsızlığın korunmasını isterken, yüzde 35'i Rusya'ya karşı daha sert önlemleri destekliyor. Oylama sonucu, ülkenin iç siyasetinde de yeni bir denge kuracak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsviçre'nin tarafsızlık tartışması, yalnızca ülke içi bir mesele değil. Avrupa'nın güvenlik mimarisi, Rusya'nın revizyonist politikaları karşısında yeniden şekilleniyor. İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılması, Avusturya'nın tarafsızlık politikasını gözden geçirmesi ve İrlanda'nın askeri tarafsızlığını sorgulaması, bu eğilimin parçaları. İsviçre, Batı ile Rusya arasında bir denge unsuru olarak görülüyordu; ancak bu rolün sürdürülebilirliği tartışmalı. Özellikle İsviçre'nin Rus oligarkların varlıklarını dondurması, Moskova'nın tepkisini çekti ve iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler gerildi. Rusya, İsviçre'yi 'tarafsızlığını kaybetmekle' suçladı.
Küresel düzeyde ise tarafsızlık, çok kutuplu dünyada yeniden tanımlanıyor. Soğuk Savaş döneminde bağlantısızlar hareketi, iki süper güç arasında denge politikası izlerken, bugün ABD-Çin rekabeti ve Rusya'nın yayılmacı politikaları, tarafsız ülkelerin manevra alanını daraltıyor. İsviçre gibi ülkeler, ekonomik yaptırımlara katılmadığında Batı'dan, katıldığında Rusya'dan baskı görüyor. Bu durum, tarafsızlığın 'ne için' ve 'kime karşı' olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Uzmanlar, tarafsızlığın artık 'sadece savaşa katılmamak' değil, 'demokratik değerleri savunmak' anlamına gelmesi gerektiğini savunuyor.
İsviçre'nin arabuluculuk rolü de bu bağlamda zarar görebilir. Ülke, İran nükleer anlaşması müzakereleri, Kolombiya barış süreci ve Suriye krizinde arabuluculuk yapmıştı. Ancak Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası İsviçre'nin bu rolü sorgulanıyor. Cenevre'de yapılan müzakereler, Rusya'nın katılmaması nedeniyle sekteye uğradı. İsviçre, tarafsızlığını koruyarak mı yoksa Batı ile uyumlu hareket ederek mi arabuluculuk kapasitesini artırabilir? Bu soru, oylamanın sonucundan bağımsız olarak İsviçre diplomasisinin geleceğini belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsviçre'nin tarafsızlık tartışması, Türkiye'nin dış politika stratejileri açısından önemli ipuçları sunuyor. Türkiye, NATO üyesi olmakla birlikte Rusya ile diyalog kanallarını açık tutan ve denge politikası izleyen bir ülke. İsviçre'nin tarafsızlık sorgulaması, Batı ile Rusya arasında sıkışan ülkelerin ne tür zorluklarla karşılaşabileceğini gösteriyor. Türkiye, tahıl koridoru anlaşması ve esir takası gibi girişimlerle arabuluculuk rolünü güçlendirmeye çalışıyor. İsviçre örneği, tarafsızlığın 'pasif' değil 'aktif' bir diplomasi gerektirdiğini ortaya koyuyor. Ayrıca İsviçre'nin Rus varlıklarını dondurma kararı, Türkiye'nin benzer adımlar atmaması nedeniyle Batı'dan gelen eleştirileri hatırlatıyor. Türkiye, kendi tarafsızlık anlayışını tanımlarken İsviçre deneyiminden ders çıkarabilir.