İsviçre Dışişleri Bakanlığı, ABD ile İran arasında Cuma günü bir müzakere turu yapılmasının planlandığını açıkladı. Tarafların, Tahran'ın nükleer programı ve Washington'un uyguladığı yaptırımlar başta olmak üzere ikili ilişkilerdeki kilit meseleleri ele alması bekleniyor. Görüşmelerin, İsviçre'nin arabuluculuğunda ve iki ülkenin çıkarlarını temsil eden büyükelçilikler aracılığıyla yürütülmesi öngörülüyor. Bu gelişme, uzun süredir devam eden gerginlikte yeni bir diplomatik adım olarak değerlendiriliyor.
Görüşmelerin arka planı
ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakereler, 2015 nükleer anlaşmasının (JCPOA) yeniden canlandırılması amacıyla 2021 yılında Viyana'da başlamış ancak ilerleme sağlanamamıştır. Donald Trump'ın 2018'de anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulaması, ilişkileri kopma noktasına getirdi. Joe Biden yönetimi, anlaşmaya dönüş sinyali verse de İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerindeki artış ve bölgesel nüfuz politikaları müzakereleri zora soktu. İran, yaptırımların tamamen kaldırılmasını ve nükleer faaliyetlerinin meşruiyetinin tanınmasını talep ediyor. ABD ise İran'ın şeffaflık sağlamasını ve balistik füze programı dahil konuları da masaya getirmesini istiyor. İsviçre, bu süreçte geleneksel arabuluculuk rolünü üstlenirken, Umman ve Katar gibi diğer ülkeler de ara buluculuk girişimlerinde bulundu.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran görüşmeleri, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkileme potansiyeline sahip. İran'ın nükleer programına ilişkin bir anlaşma, İsrail ve Suudi Arabistan başta olmak üzere bölge ülkelerini doğrudan ilgilendiriyor. İsrail, İran'ın nükleer silah kapasitesine ulaşmasını engellemek için askeri seçeneklere sıcak bakarken, Suudi Arabistan da kendi nükleer programını başlatabileceğini ima ediyor. Öte yandan, İran'ın yaptırımlardan kurtulması, küresel enerji piyasalarını da etkileyecek; İran petrolünün piyasaya dönüşü arzı artırarak fiyatları düşürebilir. Ayrıca, Çin ve Rusya'nın İran ile yakın ilişkileri, ABD'nin bu ülkelerle rekabetinde önemli bir faktör. Herhangi bir anlaşma, Çin'in İran'dan petrol ithalatını yasal hale getirirken, Rusya'nın Ukrayna savaşı nedeniyle Batı ile yaşadığı gerilimde İran'a verdiği desteği de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD-İran görüşmelerini yakından takip ediyor. İran'la 500 kilometrelik sınırı bulunan Türkiye, iki ülke arasında bir anlaşmanın sağlanmasının bölgesel istikrara katkıda bulunacağını düşünüyor. Ancak yaptırımların kalkması, İran ekonomisini canlandırarak Türkiye ile ticari rekabeti artırabilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programının denetim altına alınması, Türkiye'nin güvenliği açısından olumlu olsa da, ABD'nin bölgede artan etkinliği Türkiye'nin kendi çıkarlarıyla çelişebilir. Özellikle Suriye ve Irak'ta İran'ın rolü, Türkiye'nin terörle mücadele ve su politikalarını doğrudan etkiliyor. Ankara, ABD-İran yakınlaşmasının, PKK/YPG'ye karşı yürüttüğü operasyonlarda İran'dan beklediği işbirliğini zayıflatmasından endişe ediyor. Sonuç olarak, Türkiye için bu görüşmeler hem fırsatlar hem riskler barındırıyor.