İsveç'te 11 Eylül 2022'de yapılan genel seçimlerde sol ve merkez partilerden oluşan muhalefet bloğu zafer kazandı. Sosyal Demokratlar, Yeşiller, Sol Parti ve Merkez Parti'den oluşan kızıl-yeşil ittifak, parlamentoda çoğunluğu elde etti. Aşırı sağcı İsveç Demokratları ise beklenenin altında oy alarak hayal kırıklığı yarattı. Seçim sonuçları, İsveç'te aşırı sağın yükselişinin durdurulduğu yönünde yorumlandı.
Seçim Sonuçları ve Siyasi Dengeler
Kesin olmayan sonuçlara göre, Sosyal Demokratlar %30 civarında oy alarak birinci parti oldu. Ancak tek başına iktidar için yeterli çoğunluğu sağlayamadı. Bu nedenle, Yeşiller, Sol Parti ve Merkez Parti ile koalisyon görüşmeleri başladı. Muhalefet bloğunun toplam oy oranı %50'yi aşarak, mevcut Başbakan Magdalena Andersson'un liderliğindeki hükümetin devam etmesi bekleniyor.
Sağ blokta ise ılımlı Muhafazakâr Parti, Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve aşırı sağcı İsveç Demokratları yer alıyordu. Ancak İsveç Demokratları, anketlerin öngördüğü %20'lik oy oranına ulaşamayarak %18 civarında kaldı. Bu sonuç, partinin göçmen karşıtı ve İslamofobik söyleminin seçmen nezdinde beklenen karşılığı bulamadığını gösteriyor.
Seçim kampanyası boyunca göç, entegrasyon, suç ve enerji fiyatları gibi konular ön plandaydı. İsveç Demokratları, özellikle göçmen karşıtı söylemleriyle dikkat çekmeye çalıştı. Ancak seçmen, ekonomik belirsizlik ve Ukrayna savaşının gölgesinde daha ılımlı partilere yöneldi.
Aşırı Sağın Yükselişi Durdu mu?
İsveç Demokratları'nın oy kaybı, Avrupa'da aşırı sağın yükselişinin bir duraklama dönemine girdiği şeklinde yorumlanıyor. Ancak partinin hâlâ parlamentodaki üçüncü büyük parti konumunda olduğu unutulmamalı. Seçim sonuçları, İsveç toplumunun bir kesiminin göçmen karşıtı politikalara destek verdiğini, ancak çoğunluğun daha kapsayıcı bir yaklaşımı tercih ettiğini gösteriyor.
Uzmanlar, İsveç Demokratları'nın oy kaybını, diğer sağ partilerin göç konusunda sertleşmesine bağlıyor. Muhafazakârlar ve Liberaller, seçim kampanyasında göç politikalarını sıkılaştırma sözü vererek, İsveç Demokratları'na olan desteği kısmayı başardı. Bu durum, aşırı sağın oylarının ılımlı sağ partilere kaymasına neden oldu.
Seçim sonrası yapılan analizlerde, genç seçmenlerin ve kadınların sol partilere daha fazla yöneldiği görülüyor. Özellikle çevre ve iklim politikaları, genç seçmenin kararında etkili oldu. Yeşiller Partisi, bu seçimde oy oranını artırarak koalisyonun kilit aktörlerinden biri haline geldi.
Uluslararası Yansımalar ve Avrupa'daki Dengeler
İsveç'teki seçim sonuçları, Avrupa Birliği ve NATO için de önem taşıyor. İsveç, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından NATO üyeliği başvurusu yapmıştı. Yeni hükümetin bu süreci nasıl yöneteceği merak konusu. Sosyal Demokratlar, NATO üyeliğini desteklerken, Sol Parti ve Yeşiller geçmişte karşı çıkmıştı. Ancak savaşın yarattığı güvenlik endişeleri nedeniyle bu partilerin tutumunda yumuşama olabilir.
Avrupa genelinde aşırı sağ partiler son yıllarda oy oranlarını artırıyordu. İsveç'teki bu sonuç, aşırı sağın her ülkede aynı başarıyı gösteremeyeceğini ortaya koydu. Fransa, İtalya ve Macaristan'da iktidara gelen veya güçlenen aşırı sağ partilerin aksine, İsveç'te seçmen daha merkezci bir tercih yaptı. Bu durum, Avrupa'da siyasi yelpazenin karmaşıklığını gösteriyor.
İsveç'in göç politikası, AB içinde tartışmalı bir konu. Yeni hükümetin göçmen entegrasyonu ve sığınma politikalarında nasıl bir yol izleyeceği, AB'nin genel göç politikasını da etkileyebilir. Özellikle Türkiye ile AB arasındaki göç mutabakatı açısından İsveç'in tutumu önemli.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'teki seçim sonuçları, Türkiye-İsveç ilişkileri açısından kritik bir dönemeçte. İsveç, Türkiye'nin NATO üyeliğine onay vermesi beklenen ülkelerden biri. Yeni hükümetin, Türkiye'nin PKK/YPG ve FETÖ ile ilgili taleplerine nasıl yaklaşacağı belirsizliğini koruyor. Sosyal Demokratlar geçmişte Türkiye'ye yönelik eleştirel bir tutum sergilemişti. Ancak NATO üyeliği sürecinde pragmatik davranabilirler. Türkiye, İsveç'in terör örgütlerine desteğini sonlandırmasını ve iade taleplerini karşılamasını bekliyor. Seçim sonrası İsveç'in bu konularda daha yapıcı olması, NATO'nun kuzey genişlemesini hızlandırabilir. Ayrıca, İsveç'teki göçmen karşıtı söylemin zayıflaması, Avrupa'da İslamofobiyle mücadelede olumlu bir adım olarak değerlendirilebilir.