STOCKHOLM - İsveç'te pazar günü yapılan genel seçimlerin ardından kalan posta ve yurt dışı oylarının sayımı çarşamba günü yeniden başladı. Açıklanan sonuçlara göre, ana muhalefetteki sol blok, iktidardaki sağcı koalisyonun az farkla önünde bulunuyor. Seçim kurulunun verilerine göre, sol partiler parlamentoda çoğunluğu elde etmeye çok yakın; ancak kesin tablo, sayımı süren binlerce oyun dağılımına bağlı.
Seçimin Arka Planı ve Kampanya Süreci
İsveç, 11 Eylül'de sandık başına gitti. Kampanya dönemi, ülkenin NATO üyeliği başvurusu, artan enflasyon, enerji fiyatları ve göç politikaları etrafında şekillendi. İktidardaki Ilımlı Parti lideri Başbakan Ulf Kristersson, suç oranlarıyla mücadele ve ekonomik istikrar vaatlerini ön plana çıkardı. Ana muhalefet Sosyal Demokrat Parti lideri Magdalena Andersson ise refah devletini güçlendirme, sağlık ve eğitim hizmetlerine yatırım yapma sözü verdi.
Seçim sonuçları, İsveç siyasetinde son yıllarda artan kutuplaşmayı yansıtıyor. 2018 seçimlerinin ardından hükümet kurma süreci dört ay sürmüş, sonunda Sosyal Demokratlar ile Yeşiller azınlık hükümeti kurmuştu. 2022 seçimlerinde ise sağ blok, İsveç Demokratları'nın dışarıdan desteğiyle iktidara gelmişti. Bu kez de benzer bir tablo ortaya çıkabilir; sol blokun az farkla önde olması, hükümet kurma müzakerelerinin haftalar sürebileceğine işaret ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsveç, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından tarihi bir kararla NATO'ya üyelik başvurusu yapmış, süreç 2024 yılında tamamlanmıştı. Yeni hükümetin NATO içindeki rolü, savunma harcamaları ve Ukrayna'ya verilen destek açısından kritik olacak. Ayrıca İsveç, Avrupa Birliği'nin iklim politikalarında öncü ülkelerden biri; seçim sonucu, AB'nin yeşil dönüşüm hedeflerini de etkileyebilir.
Ekonomik açıdan İsveç, yüksek enflasyon ve faiz oranlarıyla mücadele ediyor. Merkez Bankası Riksbank, politika faizini son bir yılda önemli ölçüde artırdı. Yeni hükümetin maliye politikası, ülkenin ihracata dayalı ekonomisi ve refah sistemi üzerinde belirleyici olacak. Özellikle konut piyasasındaki dalgalanmalar ve enerji maliyetleri, seçmen tercihlerinde etkili oldu.
Göç ve entegrasyon politikaları da seçimin belirleyici konuları arasındaydı. İsveç, son on yılda yüksek sayıda mülteci kabul etmiş, bu durum özellikle sağ partilerin oylarını artırmasında rol oynamıştı. Sol blokun zaferi halinde göç politikalarında daha insani bir yaklaşım bekleniyor; ancak İsveç Demokratları'nın etkisini koruması, denge politikalarını zorunlu kılabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'teki seçim sonucu, Türkiye-İsveç ilişkileri açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. İsveç'in NATO üyeliği sürecinde Türkiye, özellikle PKK/YPG ve FETÖ konularında işbirliği talep etmiş, bu süreçte ikili ilişkilerde gerginlik yaşanmıştı. Yeni hükümetin bu taahhütlere bağlılığı, Türkiye'nin İsveç ile savunma ve istihbarat işbirliğini etkileyecek. Ayrıca İsveç, AB içinde Türkiye'nin üyelik müzakerelerine mesafeli duran ülkelerden biri; sol blokun iktidara gelmesi, AB-Türkiye ilişkilerinde dengeleri değiştirebilir. Ekonomik olarak ise İsveçli şirketlerin Türkiye'deki yatırımları ve ticaret hacmi, siyasi istikrara bağlı olarak şekillenecek.