İsveç, aşırı sağın ilk kez hükümet gücü kazanabileceği veya sol muhalefetin kontrolü geri alabileceği kritik bir genel seçime gidiyor. Ülke genelinde oy verme işlemleri sabah saatlerinde başladı ve seçmen katılımının yüksek olması bekleniyor. Anketler, iktidardaki Sosyal Demokratlar liderliğindeki sol blok ile sağcı muhalefet arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Seçim sonuçları, İsveç'in göç, entegrasyon ve suç politikalarında önemli değişimlere yol açabilir.
Seçim Yarışı ve Taraflar
Seçimde iki ana blok yarışıyor: iktidardaki Sosyal Demokratlar, Çevre Partisi ve Sol Parti'den oluşan sol ittifak ile Ilımlı Parti, Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve aşırı sağcı İsveç Demokratları'ndan oluşan sağ blok. Başbakan Magdalena Andersson liderliğindeki Sosyal Demokratlar, anketlerde tek başına en büyük parti konumunda olsa da, sağ blok toplamda az bir farkla önde görünüyor. İsveç Demokratları, göç karşıtı söylemleriyle biliniyor ve son yıllarda yükselişini sürdürüyor. Parti, 2018 seçimlerinde yüzde 17,5 oy almıştı; bu seçimde ise yüzde 20'nin üzerine çıkması bekleniyor. Eğer sağ blok çoğunluğu kazanırsa, İsveç Demokratları hükümete girmese bile dışarıdan destek verebilir ve göç politikalarında sertleşme yaşanabilir.
Sol blok ise sosyal refah devletini koruma, iklim değişikliğiyle mücadele ve eşitsizliği azaltma vaatleriyle seçmenlere sesleniyor. Andersson, seçim kampanyasında "refah devletini savunmak" ve "aşırı sağın yükselişini durdurmak" mesajlarını öne çıkardı. Ancak son yıllarda artan çete suçları ve entegrasyon sorunları, seçmenin gündemini belirliyor. Özellikle büyük şehirlerin banliyölerinde yaşanan silahlı saldırılar ve patlamalar, kamuoyunda güvenlik endişelerini artırmış durumda.
Seçim kampanyası boyunca ekonomi, sağlık, eğitim ve göç ana tartışma konuları oldu. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası İsveç'in NATO üyelik başvurusu da seçim gündeminde önemli bir yer tuttu. Hem sol hem sağ blok, NATO üyeliğini destekliyor; ancak aşırı sağ, üyelik sürecinde Türkiye ile yaşanan sorunlara eleştirel yaklaşıyor. Seçim sonuçları, İsveç'in NATO üyelik sürecini de etkileyebilir; zira yeni hükümetin Türkiye ile yürütülen müzakerelerde izleyeceği tutum belirsizliğini koruyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsveç seçimleri, Avrupa'da yükselen aşırı sağ dalgasının bir yansıması olarak görülüyor. Son yıllarda Fransa, İtalya, İspanya ve Macaristan gibi ülkelerde aşırı sağ partiler güç kazandı. İsveç'te de İsveç Demokratları'nın oyu artıyor; ancak parti, diğer Avrupa ülkelerindeki benzerlerine göre daha fazla dışlanmış durumda. Yine de sağ blokun zaferi halinde, İsveç Demokratları hükümet ortağı olmasa bile yasama üzerinde etkili olabilir. Bu durum, Avrupa Birliği içinde göç ve iltica politikalarında daha sert tartışmaları beraberinde getirebilir.
İsveç, İskandinav modelinin temsilcisi olarak bilinir; sosyal refah, yüksek vergiler ve açık kapı politikalarıyla özdeşleşmiştir. Seçim sonucu, bu modelin geleceği açısından da kritik. Aşırı sağın güçlenmesi, İsveç'in insan hakları ve çok kültürlülük konusundaki geleneksel duruşunu değiştirebilir. Ayrıca ülke, NATO üyeliği sürecinde Türkiye'nin vetosunu aşmak için müzakereler yürütüyor. Yeni hükümetin bu süreçte nasıl bir pozisyon alacağı, hem İsveç'in ittifaka katılımını hem de Türkiye-İsveç ilişkilerini etkileyecek.
Seçim sonuçlarına göre İsveç, Avrupa'da aşırı sağın ana akımlaştığı bir başka örnek haline gelebilir. Bu, AB'nin ortak göç ve iltica politikalarında daha fazla çatlak oluşmasına neden olabilir. Öte yandan, sol blokun zaferi, Avrupa'da sosyal demokrasinin yeniden yükselişi olarak yorumlanabilir. Seçimin sonucu ne olursa olsun, İsveç siyaseti artık eskisi gibi istikrarlı ve tek renkli olmayacak gibi görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç seçimleri, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren NATO üyelik süreci nedeniyle kritik önem taşıyor. İsveç'in NATO başvurusu, Türkiye'nin onayına bağlı ve bu süreçte Türkiye, PKK/YPG ve FETÖ gibi terör örgütlerine yönelik tutum ve iade talepleri konusunda İsveç'ten somut adımlar bekliyor. Seçim sonrası kurulacak yeni hükümetin bu konulardaki tavrı, sürecin seyrini belirleyecek. Aşırı sağın güçlenmesi, Türkiye'ye yönelik eleştirel söylemleri artırabilir; ancak sağ blokun NATO üyeliğine destek vermesi, müzakerelerde ilerleme sağlayabilir. Sol blokun zaferi halinde ise sosyal demokratların geleneksel olarak Türkiye ile diyaloğa daha açık olması beklenebilir. Her iki durumda da İsveç'in NATO üyeliği, Türkiye'nin onayına bağlı olmaya devam edecek ve Ankara'nın elindeki kozları koruyacaktır.