İsveç'te genel seçimler yaklaşırken aşırı sağcı İsveç Demokratları'nın (Sverigedemokraterna) ilk kez hükümete girmesi ihtimali ülke siyasetinde bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. TV4 News gazetecisi Markus Karlsson-Bourrioux'ya göre, yaz aylarında sol partilerin rahat üstünlüğü eridi ve seçim başa baş bir yarışa dönüştü. Aşırı sağ fikirlerin ana akım siyasete nüfuz etmesi, İsveç'in geleneksel hoşgörü imajını sarsıyor.
Seçimin Arka Planı: Anketlerdeki Büyük Değişim
İsveç'te 11 Eylül 2022'de yapılan genel seçimler öncesinde, kamuoyu araştırmaları Sosyal Demokratlar liderliğindeki sol ittifakın (kırmızı-yeşil blok) açık ara önde olduğunu gösteriyordu. Ancak yaz aylarında yaşanan gelişmeler tabloyu tersine çevirdi. TV4 News gazetecisi Markus Karlsson-Bourrioux, anketlerin nasıl değiştiğini şöyle açıklıyor: "Bahar aylarında sol blok yüzde 5-6 puan öndeydi. Yaz sonunda bu fark kapandı ve hatta sağ blok öne geçti. Seçmenin en büyük endişesi artık göç ve entegrasyon değil, ekonomi ve enerji fiyatları oldu."
Seçim kampanyasının ana gündem maddeleri arasında artan enerji maliyetleri, enflasyon, sağlık hizmetleri ve göç politikası yer alıyor. İsveç Demokratları, suç ve göç konularını öne çıkararak seçmen tabanını genişletti. Parti, özellikle işçi sınıfı ve taşrada yaşayan seçmenler arasında destek kazandı. Diğer partilerin de sert göç politikaları vaat etmesi, aşırı sağın söyleminin ana akımlaşmasına işaret ediyor.
Seçim öncesi yapılan son anketlerde, Sağ blok (Ilımlı Parti, Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve İsveç Demokratları) ile Sol blok (Sosyal Demokratlar, Sol Parti, Yeşiller ve Merkez Parti) arasındaki fark hata payı içinde. Başbakan Magdalena Andersson liderliğindeki Sosyal Demokratlar hâlâ tek başına en büyük parti konumunda, ancak meclis aritmetiği aşırı sağı kilit konuma getirmiş durumda.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa'da Aşırı Sağın Yükselişi
İsveç'teki bu gelişme, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin yükseliş trendinin bir parçası. İtalya'da Giorgia Meloni'nin İtalya'nın Kardeşleri partisi iktidara hazırlanırken, Fransa'da Marine Le Pen ikinci tura kalmayı başardı. Almanya'da AfD anketlerde yükselişte. İsveç, uzun süredir liberal göç politikaları ve sosyal refah modeliyle Avrupa'da istisnai bir konumdaydı. Aşırı sağın hükümete girmesi, İskandinav modelinin sorgulanmasına yol açabilir.
İsveç'in NATO üyeliği süreci de seçim sonuçlarından etkilenebilir. Ülke, Rusya'nın Ukrayna işgali sonrasında NATO'ya başvurmuş ancak Türkiye'nin itirazları nedeniyle süreç askıya alınmıştı. İsveç Demokratları, NATO üyeliğini destekliyor ancak Türkiye'ye yönelik PKK/YPG konusundaki tutumunun değişip değişmeyeceği belirsiz. Seçim sonrası olası bir sağ koalisyon, NATO sürecinde Ankara ile ilişkilerde yeni bir dönem başlatabilir.
Avrupa Birliği açısından İsveç, çevre politikaları ve hukuk devleti konusunda öncü ülkelerden biriydi. Aşırı sağın etkisiyle bu politikaların yumuşaması, AB içinde dengeleri değiştirebilir. Özellikle göç ve iltica konularında İsveç'in sertleşmesi, diğer ülkelere örnek teşkil edebilir. Ayrıca İsveç'in Yeşiller Partisi'nin olası bir sağ hükümette yer almaması, iklim politikalarında geri adım anlamına gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç seçimleri, Türkiye'nin NATO genişlemesi ve İsveç'in PKK/YPG politikaları açısından yakından takip ettiği bir süreç. İsveç Demokratları'nın yükselişi, Türkiye'nin İsveç'in NATO üyeliğine yönelik itirazlarını etkileyebilir. Parti, PKK'ya mesafeli dursa da, Türkiye'nin talepleri konusunda net bir taahhüt vermedi. Seçim sonrası kurulacak hükümetin bileşimi, İsveç'in Türkiye'ye yönelik tutumunu belirleyecek. Ayrıca İsveç'teki Türk toplumu ve aşırı sağın göçmen karşıtı söylemi, ikili ilişkilerde hassas bir konu olarak öne çıkıyor.