STOKHOLM, 13 Eylül - İsveç'te Pazar günü yapılan genel seçimler, aşırı sağcı İsveç Demokratları'nın (Sverigedemokraterna) ilk kez hükümete girmesine ya da ülkenin uzun süredir bilinen liberal çizgisine geri dönmesine yol açabilir. Seçim, Rusya'nın Ukrayna işgali sonrası değişen güvenlik ortamında, NATO üyeliği tartışmaları ve göç politikaları ekseninde şekilleniyor.
Seçimin Arka Planı: Göç, Entegrasyon ve Suç
İsveç, son yıllarda artan göçmen karşıtı söylem ve çete şiddetiyle sarsılıyor. 2015'te 163 bin sığınmacı kabul eden ülke, sonraki yıllarda sıkı göç politikalarına yöneldi. Ancak İsveç Demokratları, suç ve entegrasyon sorunlarını ana gündem maddesi haline getirerek anketlerde ikinci veya üçüncü parti konumuna yükseldi. Parti, göçü neredeyse sıfıra indirme ve suçluları sınır dışı etme vaatleriyle kampanya yürüttü.
Mevcut Başbakan Magdalena Andersson liderliğindeki Sosyal Demokratlar, ülkenin refah devleti modelini ve liberal değerlerini koruma vurgusu yapıyor. Andersson, seçim kampanyasında "İsveç Demokratları'nın hükümete girmesi, İsveç'in değerlerine zarar verir" diyerek seçmeni uyardı. Ancak anketler, sağ blokun (Ilımlı Parti, Hıristiyan Demokratlar, Liberaller ve İsveç Demokratları) az farkla önde olduğunu gösteriyor.
Seçimin bir diğer önemli boyutu, İsveç'in NATO üyelik süreci. Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı sonrası İsveç ve Finlandiya NATO'ya başvurdu. Türkiye, İsveç'in PKK/YPG ve FETÖ ile mücadelede somut adımlar atması şartıyla üyeliği onaylayacağını açıklamıştı. Seçim sonuçları, İsveç'in NATO üyeliği sürecinde Türkiye ile yürüttüğü müzakereleri etkileyebilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa'da Aşırı Sağ Yükselişi
İsveç'teki seçim, Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin yükselişinin bir yansıması olarak görülüyor. Fransa'da Ulusal Birlik, İtalya'da Fratelli d'Italia, Macaristan'da Fidesz gibi partiler ya iktidarda ya da etkili muhalefette. İsveç Demokratları'nın hükümete girmesi, İskandinav ülkelerinde de normların değişebileceği sinyalini veriyor. Danimarka ve Norveç'te de benzer eğilimler gözlemleniyor.
İsveç, AB içinde liberal ve insan hakları savunucusu bir ülke olarak bilinir. Aşırı sağın yönetime gelmesi, AB'nin göç ve iltica politikalarında daha sert tedbirleri gündeme getirebilir. Ayrıca İsveç'in iklim politikaları ve yeşil enerji dönüşümü konusundaki kararlı tutumu da yeni hükümetin politikalarına bağlı olarak değişebilir.
Ekonomik açıdan İsveç, güçlü refah devleti ve yüksek vergi politikalarıyla tanınır. Ancak enflasyon ve enerji krizi, seçmenin ekonomik kaygılarını artırmış durumda. Yeni hükümetin ekonomi politikaları, Avrupa'daki diğer ülkeler için de referans olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç seçimleri, Türkiye'nin NATO genişlemesi ve İsveç'in üyeliği konusundaki tutumu nedeniyle doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, İsveç'in PKK/YPG ve FETÖ ile mücadelede somut adımlar atmasını ve silah ambargosunu kaldırmasını talep ediyor. Seçim sonucunda aşırı sağın güçlenmesi, İsveç'in bu konularda daha sert bir tutum almasına yol açabilir veya tam tersine, Türkiye ile uzlaşma arayışını hızlandırabilir. Ayrıca İsveç'teki Türk toplumu ve PKK yanlısı grupların faaliyetleri, iki ülke ilişkilerinde gerginlik yaratmaya devam ediyor. Türkiye, İsveç'in NATO üyeliğini onaylamak için somut adımlar beklerken, seçim sonuçları bu sürecin seyrini etkileyebilir.