İsveç'te genel seçimler için oy verme işlemi pazar günü başladı. Ülke genelinde yaklaşık 7,5 milyon seçmen, 349 sandalyeli Riksdag (İsveç Parlamentosu) için sandık başına gidiyor. Seçim, aşırı sağcı İsveç Demokratları'nın (Sverigedemokraterna) hükümete girmesiyle sonuçlanabilecek bir tabloya sahne olabilir. Mevcut Başbakan Magdalena Andersson liderliğindeki Sosyal Demokratlar ile sağ blokun lideri Ulf Kristersson arasındaki yarış, anketlerde başa baş seyrediyor. Seçim sonuçları, İsveç'in göç, suç ve enerji politikalarında önemli değişimlere yol açabilir.
Seçim süreci ve ana aktörler
İsveç'te seçim kampanyası boyunca ekonomi, sağlık, eğitim, göç ve entegrasyon ile suç konuları öne çıktı. Ülkedeki siyasi yelpaze, merkez sağ ve sol bloklar arasında kutuplaşmış durumda. Sosyal Demokratlar, 2014'ten bu yana iktidarda ve Başbakan Magdalena Andersson, ilk kadın başbakan olarak görev yapıyor. Ancak son yıllarda artan göçmen karşıtı söylem ve çete şiddeti, İsveç Demokratları'nın oylarını artırmasına neden oldu. Sağ blokun diğer partileri olan Ilımlı Parti (Moderaterna), Hristiyan Demokratlar ve Liberaller, İsveç Demokratları ile işbirliği yapma konusunda isteksiz olsalar da, seçim sonrası bir koalisyon hükümeti kurma olasılığı masada. Anketler, İsveç Demokratları'nın yüzde 20 civarında oy alarak ikinci büyük parti olabileceğini gösteriyor.
Seçim kampanyasında sol blok, refah devletini güçlendirme ve iklim politikalarında daha iddialı hedefler vaat ederken, sağ blok vergi indirimleri, göçün sınırlandırılması ve suçla mücadelede sert önlemler sözü verdi. Özellikle İsveç Demokratları, göçmen karşıtı politikaları ve İslam eleştirisiyle biliniyor. Parti lideri Jimmie Åkesson, seçim öncesi yaptığı konuşmalarda "İsveç'i geri almak" ve "kitlesel göçü durdurmak" mesajları verdi.
Seçim sonuçları ve olası senaryolar
Seçim sonuçları kesinleşmeden önce yapılan son anketler, sol blokun (Sosyal Demokratlar, Yeşiller, Sol Parti ve Merkez Parti) yüzde 49-50, sağ blokun (Ilımlı Parti, İsveç Demokratları, Hristiyan Demokratlar ve Liberaller) ise yüzde 50-51 civarında oy aldığını gösteriyor. Bu durum, seçimin birkaç sandalye ile belirlenebileceğini ortaya koyuyor. Eğer sağ blok çoğunluğu elde ederse, İsveç Demokratları ilk kez hükümete girebilir. Ancak diğer sağ partiler, İsveç Demokratları'na bakanlık verme konusunda çekingen davranabilir. Bu durumda azınlık bir hükümet veya İsveç Demokratları'nın dışarıdan desteklediği bir hükümet kurulabilir.
Seçim sonuçlarının kesinleşmesi için tüm oyların sayılması gerekiyor. Yurt dışı oylar ve posta yoluyla kullanılan oylar da dikkate alındığında, kesin sonuçların birkaç gün içinde netleşmesi bekleniyor. Seçim sonrası hükümet kurma süreci, İsveç siyasi geleneğinde uzun sürebilir. 2018 seçimlerinden sonra hükümetin kurulması dört ayı bulmuştu.
Bölgesel ve küresel boyut
İsveç, Avrupa Birliği üyesi ve NATO'ya katılım sürecinde kritik bir ülke. Seçim sonuçları, İsveç'in NATO üyeliği başvurusunu da etkileyebilir. Özellikle İsveç Demokratları, NATO üyeliğine sıcak bakmakla birlikte, Türkiye ile yaşanan anlaşmazlıklarda sert bir tutum izliyor. Ayrıca, İsveç'in göç politikasındaki olası bir sertleşme, AB içinde de yankı uyandırabilir. Avrupa'da aşırı sağın yükselişi, İsveç seçimlerini de yakından ilgilendiriyor. Fransa, İtalya ve Macaristan gibi ülkelerde aşırı sağ iktidara gelmiş veya güçlenmiş durumda. İsveç'te de benzer bir eğilim, Avrupa siyasetinde dengeleri değiştirebilir.
Seçim, İsveç'in iklim politikalarını da etkileyebilir. İsveç, Paris Anlaşması kapsamında karbon nötr olma hedefini 2045 olarak belirlemişti. Sağ blokun iktidara gelmesi, bu hedeflerde gevşemeye yol açabilir. Ayrıca, enerji politikalarında nükleer enerjiye daha fazla ağırlık verilmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'teki seçim sonuçları, Türkiye'nin NATO genişlemesi ve İsveç'in üyeliği konusundaki tutumunu doğrudan etkileyebilir. İsveç Demokratları'nın hükümete girmesi veya hükümeti dışarıdan desteklemesi, Türkiye'nin PKK/YPG ve FETÖ ile mücadelede İsveç'ten beklentilerini zorlaştırabilir. Parti, Türkiye'ye yönelik eleştirel söylemleriyle biliniyor ve İsveç'in NATO üyeliği için Türkiye'nin onayını gerektiren süreçte daha sert bir tutum alabilir. Öte yandan, İsveç'teki göç ve entegrasyon politikalarındaki değişim, Avrupa'daki Türk diasporasını da etkileyebilir. Türkiye, İsveç ile ilişkilerinde dengeyi korumaya çalışırken, NATO sürecinde somut adımlar beklemeye devam ediyor.