İsveç'te seçim zaferini kazanan Sosyal Demokrat lider Magdalena Andersson, POLITICO'ya verdiği röportajda ülkesinin Avrupa sahnesine geri döndüğünü ilan ederek Rusya, eski ABD Başkanı Donald Trump ve aşırı sağ ile ilgili yarım kalan hesaplarını açıkladı. Andersson, İsveç'in NATO üyeliği sonrası Avrupa Birliği içindeki rolünü güçlendirmeyi ve bölgesel güvenlik mimarisinde daha etkin bir aktör olmayı hedeflediğini belirtti.
Andersson'un Siyasi Karnesi ve Hedefleri
Magdalena Andersson, 2021-2022 yılları arasında İsveç'in ilk kadın başbakanı olarak görev yapmış, ardından 2022 seçimlerinde sağ koalisyonun zaferiyle koltuğu bırakmak zorunda kalmıştı. Ancak 2026 seçimlerinde sosyal demokratların yeniden birinci parti çıkmasıyla Andersson, ülkeyi yeniden yönetmeye hazırlanıyor. POLITICO'ya konuşan Andersson, "İsveç geri döndü" diyerek, ülkesinin Avrupa'daki ilerici ve sosyal demokrat dalganın öncüsü olacağını vurguladı.
Röportajda Andersson, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e karşı sert tutumunu sürdüreceğini belirterek, İsveç'in NATO üyeliğinin caydırıcılığı artırdığını ancak Avrupa'nın savunma harcamalarını daha adil paylaşması gerektiğini söyledi. Andersson, "Rusya'ya karşı birlik içinde olmalıyız, ancak her ülke üzerine düşeni yapmalı" ifadelerini kullandı.
Eski ABD Başkanı Donald Trump ile ilgili soruya ise Andersson, "Trump'ın yeniden seçilme ihtimali Avrupa için bir uyarı olmalı. Transatlantik ilişkileri kişilere bağımlı olmaktan çıkarmalıyız" yanıtını verdi. Andersson, ABD'nin NATO'ya olan taahhütlerinin sorgulandığı bir dönemde Avrupa'nın kendi savunma kapasitesini güçlendirmesi gerektiğini savundu.
İsveç'in Avrupa Birliği Vizyonu
Andersson, Avrupa Birliği'nin genişleme sürecine de değinerek, Ukrayna, Moldova ve Batı Balkan ülkelerinin üyeliğinin stratejik bir öncelik olduğunu belirtti. Ancak bu sürecin kurumsal reformlarla birlikte yürütülmesi gerektiğini, aksi halde AB'nin karar alma mekanizmalarının tıkanacağını ifade etti.
İklim politikalarında ise Andersson, yeşil dönüşümün sosyal adaletle birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayarak, "İklim kriziyle mücadelede işçi sınıfını mağdur etmeyeceğiz" dedi. İsveç'in yenilenebilir enerji ve yeşil teknoloji alanındaki liderliğini sürdüreceğini ekledi.
Aşırı sağ konusunda ise Andersson, İsveç Demokratları'nın yükselişine dikkat çekerek, "Aşırı sağın göçmen karşıtı söylemleri toplumsal dokuyu zedeliyor. Onlarla işbirliği yapmayacağız, ancak onların seçmenlerinin ekonomik kaygılarını da anlamalıyız" değerlendirmesinde bulundu. Andersson, sosyal demokratların geleneksel işçi sınıfı tabanını yeniden kazanmak için ekonomi politikalarında daha somut adımlar atacağını söyledi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsveç'in NATO üyeliği, Baltık Denizi bölgesinde güç dengesini değiştirmişti. Andersson'un zaferi, Avrupa'da sosyal demokrat partilerin yeniden yükselişe geçtiği bir döneme denk geliyor. Almanya'da SPD'nin koalisyonda yer alması, İspanya'da Pedro Sánchez'in sol koalisyonu ve şimdi İsveç'te Andersson'un dönüşü, Avrupa solu için moral kaynağı olarak görülüyor.
Ancak Andersson'un en büyük sınavı, İsveç'in NATO üyeliği sonrası Türkiye ile yaşadığı gerilimleri yönetmek olacak. İsveç, PKK/YPG'ye destek verdiği gerekçesiyle Türkiye'nin vetosuyla karşılaşmış, ancak 2024'te üyeliği onaylanmıştı. Andersson, röportajda Türkiye'ye doğrudan değinmese de, "NATO içinde dayanışma ve karşılıklı güven esastır" mesajı verdi.
Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa'nın enerji ve güvenlik politikalarını derinden etkiledi. İsveç, Rusya'ya karşı yaptırımlara tam destek verirken, Andersson'un liderliğinde AB'nin savunma sanayii işbirliğini daha da ileri taşıması bekleniyor. Ayrıca Andersson, Çin'e karşı da mesafeli bir tutum sergileyerek, "ekonomik bağımlılıkları azaltmalıyız" dedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Magdalena Andersson'un İsveç'te yeniden iktidara gelmesi, Türkiye-İsveç ilişkilerinde yeni bir sayfa açabilir. Andersson, selefi Ulf Kristersson döneminde yaşanan PKK/YPG gerilimlerinin aksine, diyalog kapılarını açık tutabilir. Ancak İsveç'in PKK'ya açık desteği ve FETÖ mensuplarına sağladığı barınma, Ankara'nın temel hassasiyetleri olmaya devam ediyor. Türkiye, İsveç'in NATO üyeliğini onaylamış olsa da, iade dosyaları ve terörle mücadelede somut adımlar bekliyor. Andersson'un sosyal demokrat kimliği, Türkiye'nin AB üyeliğine daha ılımlı bakmasını sağlayabilir. Ayrıca İsveç'in Avrupa'da savunma işbirliğini güçlendirme çabaları, Türkiye'nin Avrupa savunma sanayii projelerine katılımını kolaylaştırabilir. Yine de Stockholm'ün YPG'ye verdiği destek, ilişkilerde kırılganlık yaratmaya devam edecek.