ABD 2028 yılına hazırlanırken, başkanlık yarışı henüz netleşmese de yapay zeka (AI) politikalarına yön veren bir grup ‘istekli koalisyonu’ ortaya çıkıyor. Eski Ticaret Bakanı Gina Raimondo ve Indiana Valisi Eric Holcomb, seçimlere aday olmayı düşünmemelerine rağmen, AI alanında ABD’nin küresel rekabet gücünü korumak için çalışıyor. Bu ekip, teknoloji şirketleri, akademisyenler ve eyalet yöneticilerinden oluşan bir ağ üzerinden, ABD’nin AI stratejisini başkanlık değişikliklerinden bağımsız hale getirmeyi hedefliyor.
Gelişmenin arka planı: Yeni bir politika mimarisi
Raimondo ve Holcomb’un öncülüğündeki bu girişim, ‘Ulusal Yapay Zeka Araştırma Kaynağı’ (NAIRR) adı verilen bir pilot programı temel alıyor. NAIRR, araştırmacıların ve küçük işletmelerin büyük teknoloji şirketlerinin sahip olduğu hesaplama gücüne erişmesini sağlamayı amaçlıyor. Bu sayede, AI geliştirmelerinin tekelleşmesinin önüne geçilmesi ve inovasyonun tabana yayılması hedefleniyor. Ayrıca, eyalet düzeyinde AI etik kuralları oluşturulması, iş gücü dönüşümü ve veri gizliliği konularında standartlar belirlenmesi de gündemde.
Holcomb, özellikle Orta Batı eyaletlerinde AI eğitimi ve altyapı yatırımlarını teşvik ediyor. Raimondo ise uluslararası ticaret bağlantılarıyla, ABD’nin Çin’e karşı AI üstünlüğünü sürdürmesi için stratejiler geliştiriyor. Bu iki isim, Washington’daki siyasi döngülerden bağımsız olarak, uzun vadeli bir AI politika çerçevesi oluşturmak için çalışıyor.
Bölgesel veya küresel boyut: ABD’nin AI savaşında yeni cephe
Bu koalisyon, sadece iç politikayı değil, küresel AI yarışını da etkiliyor. ABD, Çin ve Avrupa Birliği arasındaki AI regülasyon rekabeti giderek kızışırken, Raimondo ve Holcomb’un girişimi ‘demokratik AI’ konseptini öne çıkarıyor. Bu, sivil toplumu ve kamu yararını merkeze alan, özel sektörün yanı sıra kamu kaynaklarının da AI geliştirmeye yönlendirildiği bir model. Avrupa Birliği’nin sıkı düzenlemeleri ile Çin’in devlet kontrollü sistemi arasında bir orta yol arayan bu model, ABD’nin AI liderliğini sürdürmesi için kritik görülüyor.
Ayrıca, koalisyonun ABD’nin müttefikleriyle iş birliğini artırma potansiyeli de bulunuyor. Özellikle Japonya, Güney Kore ve İngiltere gibi ülkelerle ortak araştırma merkezleri kurulması ve veri paylaşımı anlaşmaları yapılması gündemde. Bu, ABD’nin Çin’e karşı teknolojik bloklar oluşturma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda yapay zeka alanında ulusal stratejisini güçlendirirken, bu ABD girişimi doğrudan olmasa da küresel AI politikalarının şekillenmesinde belirleyici olacak. ABD’nin ‘istekli koalisyonu’, Türkiye’nin de AI standartlarına uyum sağlaması ve uluslararası iş birliklerine entegre olması için bir referans noktası oluşturabilir. Özellikle NAIRR benzeri kamu-özel sektör ortaklıkları, Türk teknoloji ekosistemi için bir model teşkil edebilir. Ayrıca, ABD’nin müttefik ülkelerle kuracağı AI ittifaklarına Türkiye’nin dahil olması, veri egemenliği ve teknolojik bağımsızlık hedefleri açısından fırsatlar yaratabilir. Ancak Çin ile dengeli ilişkileri ve AB ile gümrük birliği bağlamı, Türkiye’nin bu koalisyonun karşısında değil, yanında konumlanmasını gerektiriyor.