ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile imzaladığı nükleer anlaşma, İsrail'de geniş yankı uyandırdı. Başbakan Binyamin Netanyahu hemen bir açıklama yapmazken, diğer üst düzey İsrailli yetkililer anlaşmayı sert bir dille eleştirdi. Yetkililer, özellikle anlaşmanın İran'ın nükleer programını meşrulaştırdığını ve bölgesel tehditleri artırdığını savundu. İsrail'in Lübnan'da Hizbullah'a karşı yürüttüğü operasyonların devam edeceği de vurgulandı. Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlamayı ve uluslararası denetimlere izin vermeyi öngörüyor, ancak İsrail anlaşmanın yetersiz olduğunu düşünüyor.
Gelişmenin arka planı
Trump yönetimi, İran ile varılan anlaşmayı, Obama dönemindeki anlaşmadan daha sert koşullar içerdiği gerekçesiyle 'tarihi bir adım' olarak tanımlıyor. Ancak İsrail, anlaşmanın İran'ın nükleer silah elde etmesini engellemeyeceğini, aksine Tahran'a mali kaynak sağlayarak bölgedeki vekil güçlerini finanse etmesine olanak tanıyacağını iddia ediyor. Netanyahu, daha önceki anlaşmalara da karşı çıkmış ve İran'ı 'varoluşsal tehdit' olarak nitelendirmişti. İsrail Savunma Bakanı ve Dışişleri Bakanı da anlaşmaya tepki göstererek, 'İsrail kendi güvenliğini sağlamak için her türlü önlemi alacaktır' mesajını verdi.
Öte yandan, anlaşmanın imzalanması, İsrail'in kuzey sınırında Hizbullah ile yaşanan gerilimi de etkileyebilir. İsrail ordusu, son haftalarda Lübnan sınırında Hizbullah'ın askeri altyapısına yönelik operasyonlarını yoğunlaştırmıştı. Yetkililer, anlaşmanın bu operasyonları durdurmayacağını, aksine İran'ın Hizbullah'a desteğinin artması halinde daha sert tedbirler alınabileceğini belirtti.
Bölgesel veya küresel boyut
Anlaşma, ABD ile İsrail arasında son dönemde yaşanan gerilimi de artırdı. Trump, anlaşmayı 'İran'ı dizginleme' olarak tanımlarken, İsrail bunu 'tehlikeli bir jest' olarak görüyor. İran ise anlaşmayı ekonomik yaptırımların hafifletilmesi ve nükleer programının meşrulaştırılması açısından bir zafer olarak değerlendiriyor. Bölgedeki diğer aktörler de anlaşmaya farklı tepkiler veriyor: Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, İran'ın bölgesel nüfuzunun artmasından endişe ederken, Avrupa Birliği anlaşmayı 'diplomatik bir başarı' olarak selamlıyor.
Anlaşmanın uygulanması, özellikle İran'ın nükleer tesislerine yönelik uluslararası denetimlerin kapsamına bağlı. İsrail, anlaşmanın denetim mekanizmalarının yetersiz olduğunu ve İran'ın gizli programlarını sürdürebileceğini öne sürüyor. Bu nedenle İsrail, kendi istihbarat kapasitesini kullanarak İran'ın faaliyetlerini izlemeye devam edeceğini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin hem İran hem de İsrail ile olan ilişkileri açısından kritik bir döneme denk geliyor. Türkiye, İran'la enerji ve ticaret bağlarını derinleştirirken, İsrail ile de son dönemde diplomatik temasları artırmış durumda. Anlaşmanın bölgesel güç dengelerini değiştirmesi, Türkiye'nin kuzey Irak ve Suriye'deki politikalarını da etkileyebilir. Ayrıca, İran'ın nükleer programının meşrulaşması, Türkiye'nin nükleer enerjiye yönelik kendi programını da dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak asıl endişe, anlaşmanın İran'ın vekil güçlerine sağlayacağı mali kaynakların, bölgede mezhepsel gerilimleri artırması ve Türkiye'nin güney sınırında istikrarsızlığı derinleştirmesidir.