İsrailli yetkililer ve ABD'li senatörler, İran ile varılan nükleer anlaşmanın 'son on yılların en büyük dış politika hatası' olduğunu belirterek anlaşmaya sert tepki gösterdi. Cumhuriyetçi Senatör Bill Cassidy, anlaşmanın 'son on yılların en büyük dış politika hatası' olduğunu yazarken, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da anlaşmanın İran'ın nükleer programını durduramayacağını ve bölgesel istikrarı tehdit edeceğini söyledi. Anlaşma, diplomatik çevrelerde yoğun tartışmalara neden olurken, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi anlaşmayı savunmaya devam ediyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Detayları
İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, İngiltere, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya) arasında 2015 yılında imzalanan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP), 2018'de ABD'nin tek taraflı çekilmesiyle askıya alınmıştı. Son aylarda yeniden başlayan müzakereler sonucunda taraflar, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması ve uluslararası denetimlere izin vermesi karşılığında yaptırımların kademeli olarak kaldırılması konusunda mutabakata vardı. Ancak İsrail ve bazı ABD'li senatörler, anlaşmanın İran'ın balistik füze programını kapsamadığını ve bölgedeki vekil güçlere verdiği desteği engellemediğini belirterek anlaşmayı yetersiz buluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Anlaşmanın Ortadoğu'da yeni bir güç dengesi yaratması bekleniyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, anlaşmanın bölgesel güvenliklerini tehdit edebileceği endişesiyle temkinli yaklaşırken, Avrupa Birliği anlaşmayı destekliyor. Analistler, anlaşmanın uygulanması durumunda İran'ın ekonomik olarak rahatlayacağını ve bunun da Hamas, Hizbullah ve Yemen'deki Husiler gibi gruplara daha fazla kaynak aktarmasına yol açabileceğini belirtiyor. Öte yandan, anlaşmanın başarısız olması halinde İran'ın nükleer silah elde etmesinin önünün açılabileceği ve bunun da bölgede bir silahlanma yarışını tetikleyebileceği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran ile yapılan nükleer anlaşma, Türkiye için kritik bir öneme sahiptir. Türkiye, İran'la komşu olması ve enerji ithalatında İran'a bağımlı olması nedeniyle anlaşmanın akıbetini yakından takip etmektedir. Anlaşmanın yürürlüğe girmesi, Türkiye'nin enerji maliyetlerini düşürebilir ve İran'la ticaretini artırabilir. Ancak anlaşmanın bozulması halinde bölgesel gerilimlerin artması ve Türkiye'nin güney sınırlarında güvenlik risklerinin yükselmesi muhtemeldir. Ayrıca, anlaşmanın İran'ın nükleer programını sınırlamaması durumunda Türkiye'nin kendi nükleer enerji programını hızlandırması beklenebilir. Türk dış politikası, bu süreçte hem Batılı müttefikleriyle hem de İran'la dengeli bir ilişki sürdürme stratejisi izlemektedir.