Batı Şeria'nın güneyindeki Masafer Yatta bölgesinde görev yapan bir İngiliz aktivist, silahlı İsrailli yerleşimciler tarafından kaçırıldı. Olay, bölgede uzun süredir devam eden toprak ve yerleşim çatışmalarına yeni bir boyut ekledi. Görgü tanıklarının ifadesine göre, aktivist bir grup yerleşimcinin saldırısına uğradı ve zorla araçlarına bindirilerek götürüldü. İsrail ordusu ve polisi olayla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı. İngiliz Dışişleri Bakanlığı, vatandaşının güvenliği için İsrail makamlarıyla temasa geçtiğini doğruladı.
Masafer Yatta'da Yerleşimci Şiddeti Artıyor
Masafer Yatta, Batı Şeria'nın Hebron kentinin güneyinde, Yakup'un mirası olarak bilinen dağlık bölgede yer alan bir dizi küçük Filistin köyünü kapsıyor. Bu bölge, İsrail'in 1980'lerden bu yana 'askeri atış bölgesi' ilan etmesi nedeniyle Filistinlilerin evlerini terk etmeye zorlandığı tartışmalı bir alan. Filistinli nüfusun büyük çoğunluğu göçebe veya yarı göçebe bir yaşam sürerken, tarım ve hayvancılıkla geçiniyor. Son yıllarda ise bölgeye yerleşen İsrailli yerleşimciler, Filistinlilere yönelik sistematik şiddet ve tacizle gündeme geliyor.
Bu son olay, işgal altındaki Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddetinin en yeni örneği olarak kaydedildi. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi'nin (OCHA) verilerine göre, 2023 yılı boyunca yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırılarında önceki yıllara göre belirgin bir artış yaşandı. Bu saldırılar sıklıkla Filistinli köylerin yakınında yeni yerleşim karakollarının kurulmasıyla ilişkili. Masafer Yatta da bu çatışmaların yoğunlaştığı noktalardan biri olarak öne çıkıyor. Bölgedeki Filistinli çobanlar, yerleşimcilerin sürülerine saldırdığını, su kaynaklarını kullanamaz hale getirdiğini ve araçlarını ateşe verdiğini aktarıyor.
İngiliz aktivistin durumu, uluslararası toplumun dikkatini yeniden bu bölgeye çekti. İngiltere'de faaliyet gösteren bir sivil toplum kuruluşu olan 'Uluslararası Dayanışma Hareketi' (ISM) üyesi olduğu öğrenilen aktivistin adı, güvenlik gerekçesiyle henüz açıklanmadı. ISM, 2001'den bu yana Filistin topraklarında uluslararası gözlemci ve aktivist bulunduruyor. Örgüt, yerleşimci şiddetine karşı Filistinlilere destek olmak amacıyla bölgede varlık gösteriyor. Kaçırılma anına ait görüntülerin sosyal medyada paylaşılması üzerine, pek çok ülkeden yetkili ve insan hakları örgütü İsrail'e tepki gösterdi.
Uluslararası Hukuk ve İsrail'in Tutumu
Uluslararası hukuka göre, işgal altındaki topraklarda yerleşim kurmak gayrimeşru kabul ediliyor. 1949 tarihli Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesi, işgalci gücün kendi sivil halkını işgal ettiği topraklara nakletmesini açıkça yasaklıyor. Buna rağmen İsrail, 1967'de işgal ettiği Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yüz binlerce yerleşimcinin yaşadığı onlarca yerleşim inşa etti. Uluslararası toplumun büyük çoğunluğu bu yerleşimleri yasa dışı olarak değerlendiriyor.
Ancak İsrail hükümeti, yerleşimcilerin eylemlerini genellikle 'sivil inisiyatif' olarak nitelendiriyor ve nadiren cezai soruşturma başlatıyor. İsrail ordusunun davranışı ise sıklıkla eleştiri konusu. Yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddet eylemlerinde ordu genellikle seyirci kalıyor veya olayı Filistinlilerin provokasyonuna bağlıyor. Bu durum, yerleşimci şiddetinin artmasında caydırıcılığın ortadan kalkmasına yol açıyor. Kaçırılan İngiliz aktivistin akıbetine dair hala bir bilgi yokken, İsrail'in bu tür olaylarda gösterdiği toleransın, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırabileceği endişesi dile getiriliyor.
Masafer Yatta özelinde ise, İsrail Yüksek Mahkemesi 2022'de bölgedeki Filistinlilerin tahliyesine yönelik ordu kararını geçici olarak durdurmuştu. Ancak bu kararın nihai olmadığı ve dosyanın halen incelendiği biliniyor. Her iki taraf da mahkeme sürecini yakından takip ediyor. Bu süreçte yaşanan bu tür olayların, Filistinlilerin topraklarında kalma mücadelesini uluslararası alanda daha görünür kılması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği geleneksel destek çerçevesinde, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetini ve işgal politikalarını yakından izliyor. Ankara, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden uygulamalarını sık sık kınarken, bu tür olayların bölgesel barışı tehdit ettiğini vurguluyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Filistinli sivillere yönelik insan hakları ihlallerine karşı duyarlılığını yeniden öne çıkarabilir. Ayrıca, Batı Şeria'daki istikrarsızlık, Orta Doğu'nun genel güvenlik mimarisini etkileyebileceğinden, Türkiye'nin bölgesel aktörlerle ilişkilerinde de bir referans noktası oluşturuyor.