İsrailli yerleşimciler, işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere ait tarım arazilerini ateşe verdi ve su hatlarını kesti. Olay, gece saatlerinde Nablus kenti yakınlarındaki Huvarra köyünde meydana geldi. Yerleşimciler, Filistinlilere ait zeytinlikleri ve buğday tarlalarını ateşe verirken, bölgedeki su şebekesine de zarar verdi. Filistinli yetkililer, saldırıda can kaybı olmadığını ancak on binlerce dolar değerinde maddi hasar oluştuğunu belirtti. İsrail ordusu, olay yerine intikal ederek yangını söndürmeye çalıştı ancak yerleşimcilere müdahale etmedi. Filistin yönetimi, saldırıyı kınayarak uluslararası toplumu İsrail'i durdurmaya çağırdı.
Yerleşimci şiddeti tırmanıyor
Batı Şeria'da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları son yıllarda artış gösteriyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 yılında yerleşimci şiddeti vakaları bir önceki yıla göre yüzde 40 arttı. Saldırılarda genellikle arazi gaspı, zeytin ağaçlarının kesilmesi, cami ve evlerin kundaklanması gibi yöntemler kullanılıyor. İsrail hükümeti, bu tür eylemleri nadiren kınarken, çoğu zaman failler yargılanmıyor. Uluslararası hukuka göre, İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Batı Şeria'da yerleşim birimleri inşa etmesi yasa dışı kabul ediliyor. Ancak İsrail, bu kararları tanımadığını ve bölgedeki yerleşimleri genişletmeye devam edeceğini açıklıyor.
Huvarra köyü, özellikle yerleşimci saldırılarının sıkça yaşandığı bir bölge. Şubat 2023'te bir Filistinlinin iki İsrailli yerleşimciyi öldürmesinin ardından, yerleşimciler köye saldırarak bir Filistinliyi öldürmüş ve onlarca evi ateşe vermişti. O dönemde İsrail maliye bakanının 'Huvarra'nın silinmesi gerektiği' yönündeki sözleri büyük tepki çekmişti. Son saldırı da bu gerginlik ortamında gerçekleşti. Filistinliler, uluslararası toplumun bu şiddet döngüsünü durdurmak için etkili adımlar atmadığını belirtiyor.
Bölgesel ve uluslararası tepkiler
Olayın ardından Filistin Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı 'devlet destekli terörizm' olarak nitelendirdi ve İsrail hükümetini yerleşimcilere koruma sağlamakla suçladı. Bakanlık, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) başvuruda bulunacaklarını duyurdu. Ürdün, Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri de saldırıyı kınadı. ABD Dışişleri Bakanlığı, 'yerleşimci şiddetini endişeyle takip ettiklerini' ancak somut bir yaptırım uygulamayacaklarını belirtti. Avrupa Birliği ise İsrail'i yerleşimci faaliyetlerini durdurmaya çağıran bir açıklama yaptı. UCM Başsavcısı Kerim Han, Batı Şeria'da işlenen savaş suçlarına ilişkin soruşturmayı derinleştirdiklerini ancak somut bir takvim vermedi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin arka planında yeni bir gerilim unsuru oluşturuyor. Ankara, İsrail yerleşimci şiddetini daha önce defalarca kınamış ve iki devletli çözümü savunmuştur. Türkiye'nin bölgedeki nüfuzu, özellikle Katar ve Mısır ile birlikte yürüttüğü arabuluculuk çabaları nedeniyle önemlidir. Bu tür olaylar, Türkiye'nin İsrail ile normalleşme sürecini zorlaştırabilir ve kamuoyunda Filistin yanlısı duyarlılığın artmasına yol açabilir. Türkiye, uluslararası platformlarda İsrail'e yönelik yaptırımları gündeme getirebilir ancak ABD'nin tutumu bu çabaları sınırlandırmaktadır.