İsrail merkezli savunma teknolojileri şirketi Smart Shooter, ABD ordusunda artan küçük insansız hava aracı (İHA) tehdidine karşı kinetik çözümlere olan talebin hızla yükseldiğini açıkladı. Şirketin Başkan Yardımcısı Scott Thompson, Breaking Defense’e verdiği röportajda, özellikle ticari ve amatör sınıfı mini dronların savaş alanındaki yaygınlaşmasının, bu tehditlere karşı etkili ve düşük maliyetli silah sistemlerine olan ihtiyacı körüklediğini belirtti. Thompson, “Küçük dronlar artık her cephede karşımıza çıkıyor; hem keşif hem de saldırı amaçlı kullanılıyorlar. Buna karşı en hızlı ve ekonomik çözüm, mevcut piyade silahlarını akıllı atış kontrol sistemleriyle donatmaktır” ifadelerini kullandı.
Gelişmenin arka planı
Smart Shooter, özellikle SMASH serisi akıllı nişangâhlarla tanınıyor. Bu sistemler, hedef tespit ve takip yazılımı sayesinde askerlerin hareketli dronları dahi yüksek isabetle vurmasını sağlıyor. Şirket, ABD ordusunun yanı sıra birçok NATO ülkesinde de söz konusu sistemleri tedarik ediyor. Thompson, ABD’nin farklı kuvvet komutanlıklarından gelen taleplerin özellikle son iki yılda katlanarak arttığını vurguladı. “Ukrayna’daki savaş, dronların ne kadar ölümcül olabileceğini gösterdi. Artık her askerin bir dron avcısı olması gerekiyor. Biz de buna uygun, taşınabilir ve modüler çözümler sunuyoruz” dedi. Şirketin portföyünde SMASH 2000, SMASH 3000 ve SMASH HOPPER gibi farklı modeller bulunuyor; bunlar tüfek, makineli tüfek ve keskin nişancı tüfeklerine monte edilebiliyor.
Küçük dron tehdidi, özellikle orta doğu ve Doğu Avrupa’daki çatışma bölgelerinde ciddi bir güvenlik sorunu haline geldi. Geleneksel hava savunma sistemleri, bu kadar küçük ve düşük maliyetli hedeflere karşı ya etkisiz kalıyor ya da aşırı pahalı çözümler sunuyor. Bu nedenle kinetik çözümler, yani doğrudan fiziksel imha, en pratik yöntem olarak öne çıkıyor. Smart Shooter’ın sistemi, kamera ve hedefleme algoritmaları sayesinde saniyeler içinde hedefi kilitleyip atıcıyı yönlendiriyor. Şirket, bu sistemlerin kara araçlarına, gemilere ve hatta sabit noktalara entegre edilebildiğini de belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Küresel çapta İHA savar pazarının önümüzdeki on yılda 20 milyar doları aşması bekleniyor. ABD Savunma Bakanlığı, özellikle Asya-Pasifik ve Avrupa’daki misyonları için bu tür sistemlere bütçe ayırıyor. Smart Shooter’ın yanı sıra Israel Aerospace Industries (IAI) ve Rafael gibi İsrailli firmalar da benzer çözümler geliştiriyor. Ancak Thompson, smart shooter’ın özgün yanının mevcut silah altyapısını değiştirmeden entegre edilebilmesi olduğunu söylüyor: “Askerlerin yeni bir silah öğrenmesine gerek yok. Sadece nişangâhı değiştiriyoruz. Bu da maliyeti ve eğitim süresini minimalize ediyor.” Bu durum, özellikle bütçe kısıtlamaları olan ülkeler için cazip bir seçenek oluşturuyor.
Öte yandan, elektronik harp ve lazer silahları gibi güdümlü enerji sistemleri de yükselişte olsa da, kinetik çözümler hâlâ en olgun teknoloji olarak kabul ediliyor. Smart Shooter’ın ABD’deki büyümesi, İsrail savunma sanayisinin küresel pazardaki etkinliğinin bir göstergesi. Aynı zamanda, ABD’nin yerli üretim teşvikleri ve “Amerikan yapımı” önceliği, İsrailli firmaları ABD’de fabrika kurmaya veya yerel iş ortakları bulmaya yönlendiriyor. Thompson, bu konuda “ABD’de üretim yapma seçeneğini değerlendiriyoruz” diyerek bu stratejiye işaret etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye’nin savunma sanayiinde özellikle İHA karşıtı sistemler konusundaki rekabet gücünü doğrudan ilgilendiriyor. Türkiye, hem kendi ürettiği dronlar (Bayraktar TB2, Akıncı, Kargu) hem de bu dronlara karşı geliştirdiği elektronik harp ve lazer sistemleriyle (ALKA, IHTAR) dikkat çekiyor. Ancak kinetik çözümler konusunda Smart Shooter gibi sistemler, mevcut piyade silahlarına entegre edilebilirlikleriyle öne çıkıyor. Türkiye’nin ASELSAN ve MKE gibi kurumları da benzer teknolojiler üzerinde çalışıyor olmakla birlikte, ihracat potansiyeli açısından bu alanda hızlı hareket etmesi önem taşıyor. Ayrıca, ABD’nin artan talebi, Türk firmalarının alternatif ürünlerle pazara girmesi için bir fırsat penceresi oluşturabilir. Küresel dron tehdidi karşısında Türkiye’nin yerli çözümlerini sahada kanıtlamış olması, uluslararası alanda güçlü bir referans noktasıdır.