Birleşik Krallık hükümetine, işgal altındaki Batı Şeria'da bulunan yasadışı İsrail yerleşimleriyle her türlü ticari ilişkinin derhal durdurulması çağrısı yapan İsrailli 200'den fazla kamu figürü, bu yaptırımların uluslararası hukuka uygun olacağını ve iki devletli çözümün önünü açacağını savundu. Çağrı, İngiliz Parlamentosu'nun alt kanadı Avam Kamarası'nda düzenlenen bir arka sıra milletvekilleri oturumunda, çok partili bir grup milletvekilinin hükümete tam ticaret yasağı uygulanması yönünde çağrı yapmasıyla gündeme geldi.
Gelişmenin arka planı
Sözkonusu çağrı mektubuna imza atanlar arasında eski İsrail Başbakanı Yardımcısı Moşe Ya'alon, eski Mossad Başkanı Tamir Pardo, eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Alon Liel, filozof Mihael Walzer, tarihçi Yuval Noah Harari, yazar David Grossman ve Nobel Barış Ödülü sahibi eski İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres'in danışmanı gibi saygın isimler yer alıyor. İmzacılar, İngiltere'nin 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria'daki yerleşimlerle ticaretinin, sivil halka yönelik şiddeti ve bölgenin fiilen ilhakını teşvik ettiğini belirtiyor.
İngiltere'de ticaret yasağı çağrıları, özellikle İşçi Partisi'nin iktidara gelmesiyle yeniden alevlenmiş durumda. Partinin önde gelen isimlerinden gölge Dışişleri Bakanı David Lammy, daha önce yaptığı açıklamada, yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi ve ticaretin kısıtlanması gerektiğini söylemişti. Ancak hükümet şimdilik tam bir yasaktan kaçınarak sadece 'gönüllü etiketleme' uygulamasını destekliyor. Bu durum, insan hakları örgütleri ve Filistin yanlısı gruplar tarafından yetersiz bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Birleşik Krallık'ın atacağı olası bir adım, uluslararası toplumda İsrail yerleşimlerine yönelik yaptırımların genişlemesine yol açabilir. Zira Avrupa Birliği, 2015'ten beri yerleşim ürünlerinin etiketlenmesini zorunlu kılarken, geçen yıl İspanya ve Belçika gibi ülkeler daha sert tedbirler almıştı. ABD'de ise Başkan Biden yönetimi, yerleşim faaliyetlerini 'uluslararası hukuka aykırı' olarak nitelendirmesine rağmen somut bir ticaret yasağı uygulamıyor.
Öte yandan, İsrail hükümeti bu tür girişimleri 'antisemitizm' olarak nitelendiriyor ve ticaret yasaklarının ekonomik zararın yanı sıra siyasi çözümü de zorlaştırdığını savunuyor. Ancak Batı Şeria'daki yaklaşık 700 bin Yahudi yerleşimciyi temsil eden kuruluşlar, bu yaptırımların bölgedeki Filistinli işçileri de olumsuz etkileyeceğini ileri sürüyor. Filistin yönetimi ise, İngiltere'nin bu adımı atması halinde bunun 'tarihi bir dönüm noktası' olacağını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'ın Batı Şeria yerleşimleriyle ticareti yasaklama olasılığı, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına destek politikasıyla örtüşüyor. Ankara, İsrail'in yasadışı yerleşim faaliyetlerini her platformda kınamakta ve iki devletli çözümü savunmaktadır. İngiltere gibi bir NATO müttefikinin bu yönde atacağı adım, Türkiye'nin uluslararası arenada yalnız olmadığını göstermesi açısından önemli. Ayrıca, bu tür yaptırımların artması, Türkiye'nin Filistinlilere yönelik ekonomik ve siyasi destek programlarını daha etkili kılabilir. Bununla birlikte, Türkiye-İsrail ticari ilişkileri göz önüne alındığında, Ankara'nın bu süreçte dikkatli bir denge politikası izlemesi beklenir.