7 Ekim 2023 saldırılarının ardından İsrail ordusuna katılmak için gönüllü olan Jonathan, Gazze'de geçirdiği haftalarda yaşadıklarını anlattı. Başlangıçta vatanseverlik ve intikam duygularıyla hareket eden genç asker, gördükleri ve yaptıkları karşısında şimdi derin bir utanç duyuyor. Jonathan, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına katılan binlerce askerden sadece biri; ancak hikayesi, savaşın insan psikolojisi üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor. İsmi gizli tutulan Jonathan, yaşadığı ahlaki çöküşü ve sorgulamayı ilk kez bu kadar samimi bir dille ifade ediyor.
Savaşın İlk Günlerinde Hevesli Asker
Jonathan, 7 Ekim'de Hamas'ın düzenlediği saldırının ardından hemen orduya katılmak için başvurdu. O günlerde ülkesini savunma duygusuyla yanıp tutuşuyordu. 'Herkes gibi ben de öfkeliydim. Arkadaşlarımın öldürülmesine, evlerin yakılmasına tanık olmuştum. Görevimizi yapmamız gerektiğini düşünüyordum' diyor. Ancak Gazze'ye girdikten sonra gerçeklik tamamen farklıydı. İlk haftalarda askeri hedeflere yönelik operasyonların kendisine söylendiği gibi 'cerrahi' olmadığını fark etti. Sivil kayıpların boyutu, yıkımın büyüklüğü Jonathan'ı derinden etkiledi.
Jonathan, özellikle bir olayı asla unutamadığını söylüyor: 'Bir okul binasına sığınan bir aile vardı. Tahliye çağrısı yapılmıştı ama belki de duymadılar. Bombardımanda herkes öldü. O an anladım ki biz teröristleri değil, insanları öldürüyoruz.' Bu tür anlatılar, İsrail ordusunun sivil kayıpları en aza indirme iddialarını sorgulatıyor. Jonathan, operasyonların büyük kısmında sivil halkla askeri hedeflerin ayrımının yapılamadığını itiraf ediyor. 'Herhangi bir bina, herhangi bir insan potansiyel hedefti. Bu durum vicdanen çok ağır' diye ekliyor.
Askerin Vicdanı ve Toplumsal Yansımaları
Jonathan'ın bu itirafları, İsrail'de savaş karşıtı seslerin de giderek yükseldiğini gösteriyor. Askerler arasında travma sonrası stres bozukluğu ve vicdani ret vakaları artıyor. İsrail ordusu, bu tür anlatıları genellikle 'istisnai' olarak nitelendirse de Jonathan'ın hikayesi birçok askerin yaşadığı ortak duyguyu yansıtıyor. Jonathan şimdi bir destek grubuna katılmış durumda ve yaşadıklarını diğer gazilerle paylaşıyor. 'Sessiz kalamazdım. Susmak suça ortak olmak demek' diyerek neden konuştuğunu açıklıyor.
Bu durum, İsrail toplumunda da derin yaralar açıyor. Bir yanda Hamas'ın saldırılarının acısı, öte yanda Gazze'de ölen 30 bini aşkın sivilin trajedisi... Jonathan gibi askerler, bu ikilemin ortasında kendilerini kaybetmiş durumda. 'Ben bir kahraman değilim. Sadece çok geç farkına vardım: intikam duygusuyla hareket etmek sadece daha fazla ölüme yol açıyor' diyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Gazze'de yaşanan insani kriz, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik pozisyonunu doğrudan etkilemektedir. Ankara, savaşın başından beri ateşkes çağrıları yapmakta ve insani yardımlar göndermektedir. Ancak İsrail'in askeri operasyonlarına ilişkin uluslararası kamuoyunda oluşan bu tür itiraflar, Türkiye'nin Filistin politikasına meşruiyet kazandırmaktadır. Türkiye, Müslüman dünyasında liderlik rolünü pekiştirirken, savaş karşıtı seslerin yükselmesi Ankara'nın tezlerini güçlendirmektedir. Özellikle İsrail'den gelen bu tür iç hesaplaşmalar, Türk dış politikasının Filistin davasına verdiği desteğin uluslararası alanda daha geniş kabul görmesine katkı sağlayabilir.