İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik soykırım saldırıları, bölgedeki genç doktorların eğitimini ve mesleki gelişimini tamamen felç etti. Yüzlerce tıp öğrencisi ve yeni mezun doktor, bombalamalar, abluka ve sağlık tesislerinin hedef alınması nedeniyle eğitimlerine devam edemiyor, uzmanlık ihtisaslarını yarıda bırakmak zorunda kalıyor. Middle East Eye'ın analizine göre, bu durum Gazze'nin zaten yerle bir olan sağlık sisteminin geleceğini karartıyor ve bir nesil doktorun yetişmesini engelliyor.
Sağlık Sistemi Çöküşün Eşiğinde
Gazze'de 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden saldırılarda hastaneler, klinikler ve tıp fakülteleri yoğun şekilde bombalandı. Şifa Hastanesi ve Nasır Tıp Kompleksi gibi ana sağlık kuruluşları defalarca hedef alındı; birçok sağlık çalışanı ve hasta hayatını kaybetti. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre, saldırılarda sağlık çalışanlarının üçte biri öldürüldü, yaralandı veya kayboldu.
Genç doktorlar, hem hasta bakımına koşmaya hem de ayakta kalan son tıp fakültesi olan Gazze İslam Üniversitesi'nin enkazıyla baş etmeye çalışıyor. Eğitim materyalleri, laboratuvarlar ve kütüphaneler yok oldu; internet ve elektrik kesintileri, uzaktan eğitimi bile imkânsız kılıyor. Çoğu genç doktor, ailelerinin geçimini sağlamak için çadırlarda kurulan derme çatma sağlık merkezlerinde gönüllü çalışıyor.
Uluslararası Toplumun Sessizliği
Bu insani felaket, uluslararası toplumun büyük ölçüde sessizliğiyle karşılaşıyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin ateşkes çağrıları, İsrail tarafından hiçe sayıldı; ABD'nin vetoları ise birçok kararın çıkmasını engelledi. İnsan hakları örgütleri, Gazze'de sağlık sisteminin sistematik olarak hedef alınmasını 'savaş suçu' olarak nitelendiriyor ve uluslararası soruşturma talep ediyor.
Ancak bu durum, bölgede kalıcı bir insani kriz yaratıyor. Eğitim alamayan bir nesil doktor, savaş sona erdikten sonra Gazze'nin yeniden inşasında kritik rol oynayamayacak. Filistin Sağlık Bakanlığı'na göre, lisansüstü tıp eğitimi programlarının neredeyse tamamı durdu ve yüzlerce doktor ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin yanı sıra bölgesel istikrar açısından da kritik bir önem taşıyor. Türkiye, tarihsel olarak Filistin halkının yanında yer almış ve Gazze'ye insani yardım göndermeye devam etmektedir. Ancak sağlık sisteminin çökmesi, bölgede kalıcı bir insani kriz yaratma riski taşıyor; bu da Türkiye'nin sınır güvenliği ve göç akınları üzerinde doğrudan etkili olabilir. Ankara'nın, Gazze'nin yeniden inşasında sağlık altyapısının desteklenmesi için uluslararası girişimlere öncülük etmesi, hem bölgesel istikrar hem de insani değerler açısından önemli bir adım olacaktır.