İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyinde Hizbullah'a yönelik yeni saldırıların sinyalini verdi. Tel Aviv yönetiminden yapılan açıklamada, 'İsrail'in kuzeyindeki yerleşim yerlerine yönelik tehditleri ortadan kaldırmak için operasyonların yoğunlaştırılacağı' belirtildi. Bu uyarı, İsrail ile İran arasında bir gün önce yaşanan doğrudan çatışma tehlikesinin ardından geldi. Taraflar geri adım atarken, İsrail'in Lübnan'daki Şii milis gücü Hizbullah'a karşı yürüttüğü kampanya, ABD ile İran arasındaki barış görüşmelerini sekteye uğratıyor.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ve İran arasında hafta sonu yaşanan gerginlik, Suriye'nin başkenti Şam'daki İran konsolosluğuna düzenlenen ve Devrim Muhafızları komutanlarının öldüğü saldırının ardından tırmanmıştı. Tahran yönetimi, İsrail'in saldırıyı 'yeni bir aşama' olarak nitelendirirken, misilleme tehdidinde bulunmuştu. Ancak uluslararası baskı ve ABD'nin araya girmesiyle iki ülke doğrudan çatışmadan kaçınma kararı aldı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, kabine toplantısında 'Güney Lübnan'da Hizbullah'ın askeri altyapısını hedef alan operasyonların süreceğini' ifade etti. İsrail ordusu, 2006 savaşından bu yana en kapsamlı saldırıları düzenliyor; sınır bölgesinde 80 binden fazla İsraillinin tahliye edildiği belirtiliyor.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah ise bir televizyon konuşmasında, 'İsrail'in saldırılarına aynı şiddette karşılık vereceklerini' söyledi. Lübnan hükümeti, BM Güvenlik Konseyi'ne başvurarak ateşkes çağrısı yaptı ancak İsrail, 'Hizbullah'ın güneydeki varlığı sona ermeden operasyonların durmayacağını' belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail-Hizbullah çatışması, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirirken, ABD-İran arasındaki nükleer ve bölgesel konulardaki barış görüşmelerini de olumsuz etkiliyor. Washington yönetimi, İran'ın Hizbullah'a verdiği desteği azaltması karşılığında yaptırımları hafifletmeyi öneriyor. Ancak Tahran, Lübnan'daki milis gücünü 'direniş ekseninin' önemli bir parçası olarak gördüğü için bu talebi reddediyor.
Analistler, İsrail'in Güney Lübnan'daki operasyonlarının ABD'nin İran ile müzakere stratejisini baltaladığını düşünüyor. Öte yandan, İsrail'in Yemen'deki Husilere yönelik saldırıları da bölgesel gerilimi artırıyor. Körfez ülkeleri, çatışmanın yayılmasından endişe ediyor ve diplomatik girişimleri hızlandırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Güney Lübnan'a yönelik yeni saldırı uyarıları ve İran geriliminin azalması, Türkiye'nin bölgesel politikası açısından kritik. Türkiye, hem İran hem de Hizbullah ile ilişkilerini dengelemeye çalışırken, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve Lübnan'daki siyasi istikrar da Ankara'nın öncelikleri arasında. Çatışmanın genişlemesi, Türkiye'nin sınır güvenliğini tehdit edebilecek mülteci akınlarına yol açabilir. Ayrıca, İsrail ile Filistin meselesinde yaşanan tansiyon, Ankara'nın bölgesel aktörlerle ilişkilerini zorlaştırıyor. Türkiye, diplomatik girişimlerle tarafları sakinleştirmeye çalışırken, kendi güvenlik çıkarlarını korumak için askeri önlemleri de güçlendiriyor.