İsrail'de binlerce ultra-Ortodoks Yahudi, Tel Aviv'in kuzeyindeki Netanya kenti yakınlarında zorunlu askerlik hizmetine karşı büyük bir protesto gösterisi düzenledi. Göstericiler, askere alınmayı reddettikleri için tutuklanan dindaşlarının serbest bırakılmasını talep ederken, ülkenin devam eden savaş koşulları altında ordu ile dini topluluk arasındaki gerilim yeniden alevlenmiş durumda. Protestolar, ultra-Ortodoks toplumunun askerlik muafiyetinin kaldırılmasına yönelik hükümet planlarına karşı en büyük tepkilerden biri olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'de ultra-Ortodoks Yahudiler (Harediler), uzun yıllardır dini eğitimle meşgul oldukları gerekçesiyle zorunlu askerlik hizmetinden muaf tutuluyor. Ancak bu muafiyet, toplumun diğer kesimlerinde büyük bir rahatsızlık yaratıyor. Özellikle 7 Ekim 2023'te Hamas'ın saldırısının ardından başlayan savaş, asker ihtiyacını daha da artırdı ve hükümet, Haredilerin de orduya katılması yönünde baskıyı yoğunlaştırdı.
Netanya'daki protesto, binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşti. Göstericiler, "Tevrat bizi korur" sloganları atarken, askerlikten kaçanları hedef alan polis operasyonlarını da kınadı. İsrail polisi, protesto sırasında bazı göstericileri gözaltına aldığını açıkladı. Ultra-Ortodoks liderler, askerlik hizmetinin dini yaşam tarzlarını tehdit ettiğini savunuyor.
İsrail Yüksek Mahkemesi, geçtiğimiz aylarda Haredilere tanınan muafiyetin anayasaya aykırı olduğuna hükmetmiş ve hükümete yeni bir düzenleme yapması için süre vermişti. Bu karar, topluluk içinde büyük bir öfkeye yol açtı. Şu ana kadar binlerce Haredi genci, askerlik hizmetine katılmayı reddettiği için yasal yaptırımlarla karşı karşıya.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu protesto, sadece İsrail iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Ultra-Ortodoksların orduya entegrasyonu konusu, İsrail'deki koalisyon hükümetlerinin kırılganlığını artıran faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyonunda Haredi partileri önemli bir rol oynuyor; bu partiler, askerlik muafiyetinin korunması için sert bir tavır sergiliyor.
Öte yandan, bu iç çatışmanın İsrail'in askeri kapasitesine etkisi de tartışma konusu. Savaş ortamında, insan gücü kaynaklarının tam anlamıyla kullanılamaması, ordunun operasyonel kabiliyetini sınırlayabilir. ABD ve Avrupa Birliği, İsrail'in iç bölünmelerinin bölgesel istikrara zarar verebileceği endişesini taşıyor. Özellikle İran tehdidi ve Filistin meselesi bağlamında, bu tür iç gerilimlerin İsrail'in ulusal güvenliğini zayıflatabileceği belirtiliyor.
Protestoların sürmesi halinde, İsrail hükümetinin hem uluslararası kamuoyunda hem de iç siyasette daha büyük bir baskı ile karşı karşıya kalması bekleniyor. Ultra-Ortodoks toplumunun askerlik muafiyeti konusu, İsrail’in laik-dini çizgisindeki en hassas denge noktalarından biri olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki bu iç gerilim, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından dolaylı ancak önemli bir faktördür. Türkiye, İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atarken, İsrail'in iç istikrarı bu süreci etkileyebilir. Ultra-Ortodoks protestolarının sürmesi, İsrail hükümetinin Filistin meselesi ve bölgesel güvenlik konularında daha kırılgan hale gelmesine yol açabilir. Ayrıca, bu gelişme İsrail ordusunun asker ihtiyacını karşılama kapasitesini sorgulatırken, Türkiye'nin Suriye ve Irak'ta PKK/YPG ile mücadelesi bağlamında bölgesel askeri dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor. Dolayısıyla Ankara, İsrail'deki bu gelişmeleri yakından takip etmektedir.