İsrail ordusu, ABD Başkanı Donald Trump'ın ateşkes çağrısına rağmen Lübnan'ın güneyindeki Sur kentine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdı. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), saldırı öncesinde kent sakinlerine tahliye çağrısı yaparken, Lübnanlı yetkililer sivil kayıpların yaşandığını bildirdi. Bu gelişme, İsrail ile Lübnan arasında aylardır süren sınır çatışmalarının en son ve en ciddi tırmanışı olarak kaydedildi.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail'in Sur kentine yönelik saldırıları, bölgede son haftalarda artan gerilimin bir parçası. İsrail, Hizbullah'ın sınırdaki askeri varlığını hedef aldığını belirtirken, Lübnan hükümeti bu saldırıları egemenlik ihlali olarak nitelendiriyor. Trump yönetiminin ateşkes çağrısı, taraflar arasında dolaylı müzakerelerin başlamasından hemen önce geldi. Ancak İsrail, Hizbullah'ın kuzey İsrail'e yönelik roket saldırılarına karşılık olarak operasyonlarını sürdürme kararı aldı.
Sur kenti, Lübnan'ın en büyük liman kentlerinden biri ve tarihi Fenike kalıntılarıyla UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. Saldırılar, kentteki sivil altyapıya da zarar verdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı, şu ana kadar 12 sivilin hayatını kaybettiğini, 40'tan fazla kişinin yaralandığını açıkladı. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, bölgedeki hastanelerin yaralı akını nedeniyle kapasite sınırına ulaştığını duyurdu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İsrail-Lübnan sınırındaki çatışmalar, Ortadoğu'da daha geniş bir savaş riskini beraberinde getiriyor. İran destekli Hizbullah, İsrail'e karşı kapsamlı bir füze saldırısı tehdidinde bulunurken, İsrail de kuzey sınırında ek kuvvetler konuşlandırıyor. ABD'nin arabuluculuk çabaları, taraflar arasında doğrudan bir diyaloğun olmaması nedeniyle şu ana kadar sonuçsuz kaldı. Trump yönetimi, İsrail'in saldırılarını 'meşru müdafaa' olarak değerlendirse de, Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert, ateşkes çağrısı yaparak 'sivillerin korunmasının öncelik olması gerektiğini' vurguladı.
Bölgesel güçlerden Suudi Arabistan ve Mısır, taraflara itidal çağrısı yaparken, İran İsrail'in saldırılarını kınadı ve Hizbullah'a destek mesajı verdi. Avrupa Birliği, 'tüm tarafları uluslararası hukuka saygı göstermeye' çağırdı. Fransa, Lübnan'ın eski sömürgeci gücü olarak, krizin çözümünde aktif rol oynamaya çalışıyor. Rusya ise BM Güvenlik Konseyi'nde acil oturum talep etti ancak ABD'nin vetosuyla karşılaştı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Lübnan sınırındaki bu son tırmanış, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengeleri açısından kritik öneme sahiptir. Türkiye, İsrail ile son yıllarda normalleşme adımları atsa da, Filistin meselesi ve Doğu Akdeniz'deki enerji rekabeti nedeniyle iki ülke arasında gerginlikler devam etmektedir. Lübnan'daki çatışmalar, Türkiye'nin Suriye sınırına yakın bir bölgede yeni bir insani krize yol açabilir. Ayrıca, Hizbullah'a yakınlığıyla bilinen Türkiye'deki bazı siyasi çevreler, bu durumun iç politikada yankı bulmasına neden olabilir. Ankara, bölgede istikrarın sağlanması için diplomatik girişimlerde bulunurken, çatışmanın yayılmasını önlemek amacıyla taraflara itidal çağrısı yapmaktadır.