İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik yoğun hava saldırıları ve kara operasyonları sırasında kullandığı patlayıcıların, çevreye yaydığı zehirli kimyasalların İsrail topraklarındaki tarım ürünlerine karıştığı ortaya çıktı. Middle East Eye'ın ulaştığı yeni bir bilimsel araştırmaya göre, özellikle perfloroalkil ve polifloroalkil maddeler (PFAS) olarak bilinen ve “sonsuz kimyasallar” diye adlandırılan kanserojen maddeler, İsrail'in güneyindeki tarım alanlarında yetişen sebze ve meyvelerde yüksek oranda tespit edildi. Çalışma, savaşın yol açtığı çevresel yıkımın sadece Gazze ile sınırlı kalmadığını, aynı zamanda İsrail'in kendi tarımsal üretimini de tehdit ettiğini gösteriyor.
PFAS kirliliği: Savaşın görünmeyen yüzü
PFAS maddeleri, endüstriyel üretimden yangın söndürme köpüklerine kadar birçok alanda kullanılan, doğada çözünmeyen ve vücutta biriken kimyasallardır. İsrail ordusunun Gazze'de kullandığı mühimmatlar, özellikle de yer altı tünellerine yönelik patlatmalar, bu kimyasalların geniş bir alana yayılmasına neden oldu. Rüzgar ve yeraltı suları yoluyla taşınan zehirli partiküller, İsrail sınırına sadece birkaç kilometre uzaklıktaki tarım bölgelerine ulaştı. Araştırmacılar, özellikle domates, salatalık ve çilek gibi meyvelerde normalin 20 katına kadar PFAS birikimi tespit ettiklerini belirtiyor. Bu durum, hem İsrail iç tüketimi hem de ihracat için ciddi bir gıda güvenliği riski oluşturuyor.
Bölgesel etkiler ve sağlık riskleri
PFAS kimyasalları, karaciğer hasarı, bağışıklık sistemi bozuklukları ve çeşitli kanser türleri ile ilişkilendiriliyor. İsrail Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda henüz bir uyarı yayımlamaması endişe yaratırken, bağımsız çevre örgütleri ürünlerin toplatılması çağrısında bulunuyor. Kirlilik, aynı zamanda Gazze'deki su kaynaklarını da zehirliyor; ancak abluka altındaki bölgede test ve tedavi imkanlarının kısıtlı olması, durumun vahametini artırıyor. Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkeler de, rüzgar ve su yoluyla taşınan kimyasalların kendi tarım alanlarına sıçrayabileceği konusunda uyarıldı. Bu durum, bölgesel bir gıda krizine yol açabilecek potansiyel bir tehdit olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu’daki çatışma bölgelerine yakınlığı nedeniyle dolaylı da olsa dikkate alınması gereken bir çevresel güvenlik sorunudur. Türkiye, özellikle İsrail ile ticari ilişkilerinde tarım ürünlerine yönelik PFAS kontrollerini artırmalı ve olası ithalat risklerine karşı tedbir almalıdır. Ayrıca, savaşın bölgesel ekosistem üzerindeki uzun vadeli etkileri, Türkiye'nin su kaynakları yönetimi ve gıda güvenliği politikaları için de bir uyarı niteliği taşımaktadır. Çatışmaların neden olduğu kimyasal kirlilik, yalnızca savaşan tarafları değil, tüm bölgeyi etkileyen bir insani ve çevresel krize dönüşme potansiyelindedir.