İsrail'de 2 Kasım'da yapılacak genel seçimlere günler kala Başbakan Binyamin Netanyahu ve rakipleri arasındaki yarış anketlerde başa baş seyrediyor. Her iki kamp da seçmeni etkilemek için botlar, deepfake videolar ve veri analitiği gibi dijital araçlara yönelmiş durumda. Uzmanlar, bu tür taktiklerin seçim meşruiyetini zedeleyebileceği ve yanlış bilgi yayılımını artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Dijital taktiklerin arka planı
İsrail'de siyasi partiler, seçim kampanyalarında sosyal medya platformlarını yoğun şekilde kullanıyor. Ancak bu seçimde farklı olarak, otomatik hesaplar (botlar) ve yapay zeka destekli sahte içerikler (deepfake) daha görünür hale geldi. Netanyahu'nun Likud partisi ve muhalefetteki Yesh Atid lideri Yair Lapid'in kampanyaları, karşılıklı olarak birbirlerini bot kullanmakla suçluyor. Her iki taraf da seçmen verilerini toplayarak mikro hedefleme yapmakla eleştiriliyor.
İsrail merkezli dijital haklar örgütü Privacy International'ın raporlarına göre, siyasi partilerin seçmen verilerini toplama ve işleme faaliyetleri son yıllarda arttı. Özellikle genç seçmenler ve kararsızlar üzerinde etkili olmak için sosyal medya platformlarında yoğun kampanyalar yürütülüyor. Deepfake teknolojisi ise henüz yaygın olmasa da, birkaç örnekte siyasi liderlerin sahte görüntüleri dolaşıma sokuldu. Örneğin, geçtiğimiz ay Netanyahu'nun bir konuşmasında montajlanmış bir video sosyal medyada hızla yayıldı, ancak kısa sürede yalanlandı.
Uzmanlar, bu tür içeriklerin seçim güvenliğini tehdit ettiğini belirtiyor. Tel Aviv Üniversitesi'nden siyasal iletişim profesörü Dr. Tamar Hermann, "Botlar ve deepfake'ler, seçmenlerin bilgiye erişimini bulandırarak demokratik süreci zayıflatıyor. İsrail'de henüz yasal düzenleme yetersiz, bu da kötüye kullanımı kolaylaştırıyor" diyor. İsrail Merkez Seçim Komitesi, sosyal medya platformlarıyla işbirliği yaparak yanlış bilgiyi tespit etmeye çalışsa da, kampanyaların hızına yetişmekte zorlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail'deki bu dijital seçim savaşı, dünya genelinde yükselen bir trendin parçası. ABD'de 2016 ve 2020 seçimlerinde Rusya'nın müdahalesi, Brezilya'da 2018 seçimlerinde WhatsApp üzerinden yayılan yanlış bilgiler ve Hindistan'da bot ağlarının kullanımı, dijital dezenformasyonun küresel bir sorun haline geldiğini gösteriyor. İsrail gibi teknoloji açısından gelişmiş bir ülkede bile bu tür taktiklerin kullanılması, demokrasilerin dijital çağda karşı karşıya olduğu riskleri gözler önüne seriyor.
Avrupa Birliği, Dijital Hizmetler Yasası ile platformları yanlış bilgiyle mücadele etmeye zorlarken, İsrail'de benzer bir düzenleme henüz yok. Bu durum, ülkenin dijital seçim güvenliği konusunda geride kaldığı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Ayrıca, İsrail'in siber güvenlik alanındaki güçlü konumu, bu tür teknolojilerin seçim kampanyalarında kullanılmasını daha da dikkat çekici kılıyor.
Seçim sonuçları ne olursa olsun, dijital taktiklerin İsrail siyasetinde kalıcı bir etki bırakacağı ve gelecek seçimlerde daha sofistike yöntemlerin kullanılacağı öngörülüyor. Uluslararası gözlemciler, İsrail'deki seçim sürecini yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim kampanyalarında bot ve deepfake kullanımı, Türkiye'nin de yakından takip etmesi gereken bir gelişme. Dijital dezenformasyon, küresel olarak demokratik süreçlere yönelik bir tehdit oluşturuyor ve Türkiye'de de seçim dönemlerinde benzer riskler bulunuyor. Türkiye, kendi seçim güvenliğini sağlamak için sosyal medya platformlarıyla işbirliğini artırabilir ve yapay zeka destekli sahte içeriklerle mücadele için yasal düzenlemeleri gözden geçirebilir. Ayrıca, İsrail ile ilişkilerde istihbarat paylaşımı ve siber güvenlik işbirliği, bu tür tehditlere karşı ortak hareket etme imkanı sunabilir. Ancak, Türkiye'nin kendi iç siyasetinde de benzer tartışmalar yaşandığı için, bu konudaki gelişmeler dikkatle izlenmeli.