İsrail'de 27 Ekim'de yapılacak genel seçimler öncesinde, hükümet bakanları işgal altındaki Batı Şeria'da yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinin açılışlarını seçim kampanyası etkinliği olarak düzenliyor. Filistin yönetimi, bu adımların iki devletli çözümü daha da imkânsız hale getirdiğini belirtiyor. Uluslararası hukuka göre tüm yerleşim faaliyetleri yasa dışı sayılıyor.
Yerleşim Açılışları Seçim Malzemesi Oldu
İsrail Başbakanı Naftali Bennett ve koalisyon ortakları, seçim öncesi sağ seçmene hitap edebilmek için Batı Şeria'daki yerleşim genişletme projelerine hız verdi. Son haftalarda aralarında Ulaştırma Bakanı Merav Michaeli ve Konut Bakanı Ze'ev Elkin'in de bulunduğu çok sayıda bakan, yeni konut birimlerinin temel atma törenlerine katıldı. Bu etkinlikler, iktidardaki koalisyonun dağılmasının ardından erken seçime gidilmesiyle aynı döneme denk geldi.
Filistin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "İsrail hükümeti, seçim kampanyasını yasa dışı yerleşim inşaatlarını meşrulaştırmak için kullanıyor. Bu, uluslararası toplumun gözü önünde işlenen bir suçtur" denildi. Filistinli yetkililer, özellikle E1 bölgesi olarak bilinen ve Doğu Kudüs ile Ma'ale Adumim yerleşimi arasındaki bağlantıyı kesen alanda yeni planların gündemde olduğunu belirtiyor.
İsrail merkezli barış yanlısı örgüt Peace Now'un verilerine göre, 2022 yılında Batı Şeria'da en az 4.000 yeni yerleşim birimi ihalesi yapıldı. Bu, son on yılın en yüksek rakamı olarak kaydedildi. Örgüt sözcüsü, "Seçim dönemlerinde yerleşim faaliyetleri her zaman artar, ancak bu yılki ölçek eşi görülmemiş düzeyde" dedi.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yerleşim genişlemesi, İsrail'in uluslararası arenadaki konumunu da etkiliyor. Avrupa Birliği, geçtiğimiz ay yaptığı açıklamada, "Yerleşim faaliyetleri iki devletli çözümün fizibilitesini yok ediyor" uyarısında bulundu. ABD yönetimi ise, İsrail'i yerleşimleri geri adım atmaya çağırdı ancak somut bir yaptırım tehdidi ortaya koymadı.
Öte yandan, Filistin yönetimi, İsrail'in bu adımlarına karşılık olarak Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yeni bir başvuru hazırlığında. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, geçtiğimiz hafta yaptığı konuşmada, "Yerleşimler, Filistin topraklarında işlenen savaş suçudur. UCM'ye tüm delilleri sunacağız" ifadelerini kullandı.
Ortadoğu uzmanları, seçim sonrası kurulacak yeni hükümetin de yerleşim politikasını sürdürmesinin beklendiğini, zira İsrail siyasetinde sağ partilerin belirleyici güç olduğunu vurguluyor. İsrail'in eski başbakanlarından Binyamin Netanyahu'nun seçim kampanyasında yerleşim yanlısı söylemleri ön plana çıkarması, diğer sağ partileri de daha sert pozisyon almaya itiyor.
Filistinliler açısından ise tablo giderek kararıyor. Batı Şeria'da yaşayan 2,9 milyon Filistinlinin günlük yaşamı, yerleşim genişlemesi nedeniyle daha da kısıtlanıyor. Yeni yollar, kontrol noktaları ve güvenlik bariyerleri Filistin köylerini birbirinden izole ediyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, bölgede insani durumun kötüleştiği uyarısında bulundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun yıllardır dış politikasının merkezine yerleştirmiş bir ülke olarak, İsrail'in yerleşim genişletme adımlarını yakından takip ediyor. Ankara, iki devletli çözümün tek meşru yol olduğunu savunuyor ve yerleşim faaliyetlerini uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor. Seçim öncesi hız kazanan yerleşim açılışları, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimlerini zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile yürüttüğü normalleşme sürecinde Kudüs ve Batı Şeria'daki gelişmeler belirleyici olacak. Filistinli gruplar arasındaki bölünmüşlük, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü sınırlandırıyor. Yerleşimlerin genişlemesi, Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini de etkileyerek Türkiye'nin enerji ve güvenlik politikalarına dolaylı yansıyabilir.