İsrail'de yaklaşan seçimler, Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) tarafından hakkında tutuklama emri çıkarılan Başbakan Binyamin Netanyahu için siyasi bir hayatta kalma sınavına dönüştü. Hamas'ın 7 Ekim saldırısını önlemedeki başarısızlık, sonuçsuz kalan savaş ve artan yaşam maliyetleri, Netanyahu'nun hem ülke içinde hem de uluslararası alanda itibarını sarstı. Seçim sonuçları, İsrail'in en uzun süre görev yapan başbakanının siyasi kaderini, Likud partisinin geleceğini ve Netanyahu'nun karşı karşıya olduğu yargı süreçlerini şekillendirecek.
Netanyahu’nun Karşı Karşıya Olduğu Zorluklar
Netanyahu, İsrail siyasetinin en deneyimli isimlerinden biri olarak görülse de, son dönemde kamuoyu desteğini ciddi şekilde yitirmiş durumda. 7 Ekim 2023'te Hamas'ın gerçekleştirdiği ve yaklaşık 1.200 İsraillinin ölümüyle sonuçlanan saldırı, İsrail istihbaratının ve hükümetin güvenlik politikalarının sorgulanmasına yol açtı. Saldırının ardından başlatılan ve aylardır devam eden Gazze savaşı, Hamas'ı tamamen etkisiz hale getirme hedefine ulaşamadı ve uluslararası alanda İsrail'e yönelik eleştirileri artırdı. Savaşın getirdiği ekonomik yük ve artan yaşam maliyeti, halkın günlük hayatını olumsuz etkileyerek Netanyahu'ya duyulan güveni daha da azalttı.
Anketler, Netanyahu'nun liderliğindeki Likud partisinin, ana muhalefet partileri karşısında geride olduğunu gösteriyor. Halkın büyük bir kısmı, Netanyahu'nun savaş sonrası siyasi sorumluluk alması gerektiğini düşünüyor. Ayrıca, Netanyahu hakkında devam eden yolsuzluk davaları ve ICC'nin savaş suçları iddiasıyla çıkardığı tutuklama emri, onun siyasi geleceğini gölgeliyor. Netanyahu, bu suçlamaları reddederek kendisini siyasi bir cadı avının kurbanı olarak göstermeye çalışıyor.
Seçimlerin Bölgesel ve Küresel Etkileri
İsrail seçimleri, sadece ülke içi dengeleri değil, aynı zamanda Ortadoğu'daki güç dengesini ve küresel aktörlerin bölge politikalarını da etkileyecek. Netanyahu'nun olası bir yenilgisi, İsrail'in Filistin politikasında ve bölgesel müttefiklik ilişkilerinde değişime yol açabilir. Özellikle ABD ile ilişkiler, Netanyahu döneminde yaşanan gerginliklerin ardından yeni bir ivme kazanabilir. Avrupa Birliği ve Arap ülkeleri, İsrail'in yeni hükümetiyle iki devletli çözüm konusunda daha yapıcı bir diyalog kurabilir. Ancak, İsrail siyasetindeki belirsizlik ve koalisyon hükümeti kurma zorlukları, bölgesel istikrarı riske atabilir.
ICC'nin tutuklama emri, Netanyahu'nun yurt dışı seyahatlerini kısıtlayarak İsrail'in diplomatik manevra alanını daralttı. Bu durum, İsrail'in uluslararası arenadaki itibarını zedelerken, Filistin yanlısı ülkelerin İsrail'e yönelik baskılarını artırmasına neden olabilir. Seçim sonuçları, İsrail'in BM ve diğer uluslararası kuruluşlardaki tutumunu da etkileyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'deki siyasi gelişmeleri yakından takip ediyor. Netanyahu hükümeti döneminde Türkiye-İsrail ilişkileri inişli çıkışlı bir seyir izledi; Gazze savaşı ve Kudüs'teki provokasyonlar nedeniyle gerginlik arttı. Netanyahu'nun seçim yenilgisi, Türkiye'nin bölgesel barış ve Filistin meselesi konusundaki diplomatik çabalarını kolaylaştırabilir. Ankara, Filistin devletinin tanınması ve iki devletli çözüm için uluslararası baskıyı artırma çabasında. Yeni İsrail hükümetinin daha ılımlı bir çizgi izlemesi, Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve ticari ilişkilerin canlanmasına da katkı sağlayabilir. Ancak, İsrail siyasetindeki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgesel planlamasında belirsizlik yaratabilir.