İsrail, 2 Kasım 2022 Salı günü yapılacak genel seçimlerde sandık başına gidiyor. Ülkenin son dört yılda beşinci kez sandık başına gideceği seçim, siyasi yelpazedeki sağa kayışın gölgesinde gerçekleşiyor. Eski Başbakan Binyamin Netanyahu, aşırı sağcı müttefiklerinden oluşan bir ittifakın başında iktidara dönmeyi amaçlarken, ona karşı çıkan blok ise ağırlıklı olarak sağcı partilerden oluşuyor. Seçim sonuçları, ülkenin iç ve dış politikasında önemli değişimlere yol açabilir.
Seçimin arka planı ve siyasi denklem
İsrail'de siyasi istikrarsızlık son yıllarda kronik hale geldi. Nisan 2019'dan bu yana yapılan dört seçimden de hükümet kurulamadı. Mevcut Başbakan Yair Lapid liderliğindeki koalisyon hükümeti, geçen yıl haziran ayında kurulmuş olmasına rağmen, Meclis'teki kırılgan çoğunluğunu koruyamadı ve erken seçim kararı alındı. Bu seçim, aynı zamanda Netanyahu'nun yolsuzluk davası nedeniyle siyasi geleceğini belirleyecek nitelikte.
Seçim kampanyasına damga vuran ana tema, sağ blokun yükselişi oldu. Netanyahu'nun liderliğindeki Likud Partisi, aşırı sağcı Itamar Ben-Gvir'in liderliğindeki Otzma Yehudit (Yahudi Gücü) ve Bezalel Smotrich'in liderliğindeki Dini Siyonizm partisiyle ittifak kurdu. Bu ittifak, Filistinlilere karşı sert politikalar izlenmesini savunuyor ve yargı reformu vaat ediyor. Anketler, bu ittifakın Meclis'te (Knesset) çoğunluğu sağlayabileceğini gösteriyor.
Öte yandan, mevcut Başbakan Yair Lapid'in liderliğindeki Yesh Atid partisi ve müttefikleri, Netanyahu karşıtı bir cephe oluşturdu. Ancak bu cephe, ideolojik olarak heterojen bir yapıya sahip. Lapid'in koalisyonu, sol partiler, merkez sağ ve Arap partilerinin desteğine dayanıyordu. Bu seçimde de benzer bir denklem öngörülüyor, ancak sağ blokun üstünlüğü anketlerde öne çıkıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İsrail seçimlerinin sonuçları, Orta Doğu'daki güç dengelerini doğrudan etkileyecek. Netanyahu'nun iktidara dönmesi halinde, İran'a karşı daha agresif bir politika izlenmesi ve Filistin sorununda iki devletli çözümün daha da geri plana itilmesi bekleniyor. Ayrıca, aşırı sağcı ortakların hükümette yer alması, İsrail'in uluslararası alanda, özellikle Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerinde gerilim yaratabilir.
ABD yönetimi, İsrail'in en önemli müttefiki olarak seçim sonuçlarını yakından takip ediyor. Biden yönetimi, iki devletli çözüm konusunda İsrail'e baskı yapmıştı. Ancak Netanyahu'nun dönüşü, bu konuda Washington ile Tel Aviv arasında yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Öte yandan, İsrail'in Arap ülkeleriyle normalleşme anlaşmaları (Abraham Accords) da seçim sonuçlarından etkilenebilir.
Seçim sonuçlarının ekonomik yansımaları da olacak. İsrail, yüksek teknolojiye dayalı güçlü bir ekonomiye sahip. Siyasi istikrarsızlık, yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebilir. Ancak sağ blokun zaferi, piyasalarda kısa vadeli bir rahatlama yaratabilir, çünkü siyasi belirsizliğin sona ermesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim sonuçları, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Son yıllarda Türkiye-İsrail ilişkileri, karşılıklı ziyaretler ve enerji işbirliği ile normalleşme sürecine girmişti. Netanyahu'nun iktidara dönmesi, bu süreci olumsuz etkileyebilir; zira Netanyahu, Türkiye'ye karşı mesafeli bir tutum sergilemişti. Ayrıca, aşırı sağcı ortakların Filistin konusundaki sert söylemleri, Türkiye'nin tepkisini çekebilir. Türkiye, Doğu Akdeniz'deki enerji rekabetinde İsrail ile işbirliği yapmayı umuyordu; ancak siyasi değişim bu planları sekteye uğratabilir.