İsrail'in Gazze Şeridi'nde uyguladığı ve "Sarı Hat" olarak adlandırılan güvenlik hattı, ateşkesin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Filistinlilerin hareket alanını ciddi şekilde kısıtlıyor. Haritalar, İsrail'in Gazze'nin yüzde 65'ine erişimi engellediğini ve 2,1 milyon Filistinliyi kalan dar bölgelere sıkıştırdığını ortaya koyuyor. Bu durum, insani krizin derinleşmesine ve bölgede kalıcı bir barış umudunun zayıflamasına yol açıyor.
Sarı Hat'ın Arka Planı ve Uygulamaları
İsrail ordusu, 2023 yılındaki çatışmaların ardından Gazze'nin çeşitli bölgelerinde "güvenlik bölgeleri" oluşturduğunu duyurmuştu. Bu bölgeler, daha sonra haritalar üzerinde sarı renkle işaretlenerek "Sarı Hat" olarak adlandırıldı. İsrail, bu hattın ötesine geçen Filistinlileri güvenlik tehdidi olarak değerlendiriyor ve gerektiğinde ateş açıyor. Filistinliler ise bu uygulamanın fiili bir toprak ilhakı anlamına geldiğini ve günlük yaşamı felç ettiğini belirtiyor.
Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri, Sarı Hat uygulamasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Özellikle Gazze'nin kuzeyinde ve doğusunda geniş tarım arazileri ve yerleşim yerleri Sarı Hat'ın gerisinde kalıyor. Bu da binlerce çiftçinin topraklarına erişimini engelliyor, balıkçıların denize açılmasını kısıtlıyor ve temel hizmetlere ulaşımı zorlaştırıyor.
Ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail'in bu hattı genişletmesi, Filistin yönetimi ve uluslararası toplum tarafından endişeyle karşılanıyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda varılan ateşkesin kalıcı olmadığı, sahadaki uygulamaların ise günlük hayatı giderek zorlaştırdığı ifade ediliyor. Son haftalarda Sarı Hat yakınında yaşanan olaylarda Filistinlilerin yaralandığına dair raporlar da gerginliği artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Gazze'deki bu uygulama, Orta Doğu barış sürecini de doğrudan etkiliyor. İsrail'in tek taraflı adımları, iki devletli çözüm vizyonunu zayıflatırken, Arap ülkeleriyle normalleşme görüşmelerini de zora sokuyor. ABD yönetimi, İsrail'e yönelik eleştirilerini artırsa da somut bir yaptırım uygulamaktan kaçınıyor. Avrupa Birliği ise Gazze'deki insani durumun kötüleşmesinden duyduğu endişeyi dile getiriyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi ve diğer yardım kuruluşları, Sarı Hat nedeniyle insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasında büyük güçlükler yaşandığını bildiriyor. Özellikle Gazze'nin kuzeyinde yaşayan yaklaşık 300 bin kişi, neredeyse tamamen izole edilmiş durumda. Elektrik, su ve sağlık hizmetlerine erişim yok denecek kadar az.
Bu gelişmeler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde de tartışılıyor. Ancak daimi üyeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle etkili bir karar alınamıyor. İsrail ise Sarı Hat'ı "meşru müdafaa" kapsamında gördüğünü ve güvenlik endişeleri giderilene kadar uygulamayı sürdüreceğini açıklıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki insani krizin sona ermesi ve Filistinlilerin temel haklarına kavuşması için diplomatik çabalarını sürdürüyor. Sarı Hat uygulaması, Türkiye'nin bölgede artan izolasyon ve istikrarsızlık endişelerini derinleştiriyor. Ankara, İsrail'in tek taraflı adımlarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve iki devletli çözümü baltaladığını vurguluyor. Ayrıca Türkiye, Gazze'ye yönelik insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için çaba harcıyor ve Mısır ile koordinasyon içinde hareket ediyor. Bölgedeki tırmanma, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Orta Doğu politikalarında güvenlik risklerini artırırken, enerji ve ticaret yolları üzerindeki istikrarsızlık potansiyelini de gündeme getiriyor.