Hussein Saleh, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Sur kentine düzenlediği hava saldırısında hayatının yok olduğunu söylüyor. Saldırıda eşi Sana ve tek çocukları 4 yaşındaki Ali hayatını kaybetti. Saleh, ailesinin evlerinde vurulduğunu belirterek, "Bir dakikada karımı, oğlumu ve tüm hayallerimi kaybettim. Şimdi hiçbir şeyim kalmadı" dedi. Lübnan Sağlık Bakanlığı'na göre, son bir haftadaki çatışmalarda 70'ten fazla sivil öldü, yüzlerce kişi yaralandı. İsrail ordusu, saldırıların Hizbullah hedeflerine yönelik olduğunu ve sivil kayıpları önlemeye çalıştıklarını açıkladı. Ancak olay yerindeki gazeteciler, sivil kayıpların yoğun olduğu bildiriyor.
Sürpriz bir saldırı ve bir ailenin dağılışı
Hussein Saleh, saldırının 15 Ekim sabahı erken saatlerde gerçekleştiğini anlatıyor. "Oğlum Ali uyuyordu, eşim mutfaktaydı. Ben işe gitmek için hazırlanıyordum. Sonra büyük bir patlama oldu. Her yer toz duman içindeydi" diye anlatıyor. Saldırı, Sur şehir merkezindeki bir apartmanı vurdu. Apartmanın üç katı tamamen yıkıldı. Saleh, enkazdan sağ çıkmayı başaranlar arasındaydı ancak eşi ve oğlunun cesetlerini bulmak saatler sürdü. Komşuları, ailenin tanınmış ve saygın bir aile olduğunu, saldırıda başka kayıpların da olduğunu söylüyor. Lübnan Kızılhaçı, toplamda 20 ceset çıkarıldığını doğruladı. Saleh’in anlattıkları, ülke genelinde Hizbullah’ın roket saldırılarına karşılık İsrail’in artan hava operasyonlarının sivil bedelini gösteriyor.
Saldırının hemen ardından bölgede protestolar başladı. Yüzlerce kişi, sivil kayıpların durması için uluslararası topluma çağrı yaptı. Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü, saldırıları kınarken, "Siviller korunmalı, ayrım gözetmeyen saldırılar durdurulmalı" dedi. İsrail ise saldırının askeri bir hedefe yönelik olduğu savunmasını yineledi. Ancak bölge halkı, bu tür operasyonların her gün bir aileyi yok ettiğini söylüyor. Saleh, "Ben Hizbullah üyesi değildim, hiçbir zaman da olmadım. Sadece bir demirciydim. Ailemi geçindirmeye çalışıyordum. Şimdi her şey gitti" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve küresel boyut: Lübnan çatışmanın merkezinde
Lübnan, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden biri haline geldi. Ekim 2023’ten bu yana Gazze’deki savaşın yanı sıra kuzey sınırında da gerginlik var. Hizbullah, İsrail’e roket atışlarını sürdürürken, İsrail de hava ve kara operasyonlarını artırdı. BM verilerine göre, çatışmalar nedeniyle Lübnan’da 100 binden fazla kişi yerinden oldu. Saldırıların sıklaştığı bölgelerde sivil altyapı çökmüş durumda. Hastaneler yaralılarla dolu, elektrik ve su kesintileri yaygın. Uluslararası toplum, ateşkes çağrıları yapıyor ancak somut bir adım atılmış değil. ABD Dışişleri Bakanlığı, durumu "endişe verici" olarak nitelendirirken, Fransa bağımsız bir arabuluculuk girişimi başlattı. Ancak tarafların birbirine yönelik suçlamaları devam ediyor. Bu bağlamda, Hüseyin Saleh’in yaşadığı trajedi, bölgesel çatışmanın insani boyutunu sergiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye’nin sınır komşusu olan bölgedeki krizleri yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, Lübnan’daki insani krize kayıtsız kalmamakta; sivil kayıpları her platformda kınamaktadır. Ekonomik boyutta ise, Doğu Akdeniz’deki güvenlik ortamını da etkileyebilecek bu çatışma, enerji ve ticaret yolları açısından risk oluşturmaktadır. Ayrıca, İsrail-Hizbullah çatışmasının Türkiye’nin Suriye’deki varlığına yansımaları olabileceği değerlendirilmektedir. Türk Dışişleri’nin son açıklamaları, bölgesel gerilimden en az etkilenmek ve sivil kayıpları durdurmak için diplomasiye ağırlık verdiğini göstermektedir. Bu olay, Ankara’nın kriz yönetimi ve insani yardım kapasitesini test eden bir süreci de beraberinde getirebilir.