Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in Mart 2024'ten bu yana Lübnan'a yönelik saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 4.358'e yükseldiğini bildirdi. Bakanlık ayrıca 15.000'den fazla kişinin yaralandığını ve saldırıların ülke genelinde aralıksız devam ettiğini açıkladı. İsrail, Mart ayında Lübnan'a yönelik geniş çaplı bir kara ve hava saldırısı başlatmıştı.
Çatışmaların Arka Planı ve İnsani Durum
İsrail ile Hizbullah arasında aylardır süren düşük yoğunluklu çatışmalar, Mart 2024'te İsrail'in geniş çaplı bir saldırı başlatmasıyla yerini topyekûn bir savaşa bıraktı. İsrail ordusu, Hizbullah'ın altyapısını hedef aldığını belirtirken, Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre sivil kayıplar da her geçen gün artıyor. Ülkenin güneyi, Bekaa Vadisi ve başkent Beyrut'un güney banliyöleri saldırılardan en çok etkilenen bölgeler arasında. Binlerce sivil evlerini terk etmek zorunda kaldı; Birleşmiş Milletler, yerinden edilenlerin sayısının 1 milyonu aştığını tahmin ediyor. Lübnan zaten yıllardır süren ekonomik krizle boğuşurken, savaş ülkeyi daha da büyük bir insani felakete sürüklüyor. Hastaneler, su ve elektrik altyapısı çökmüş durumda; yardım kuruluşları temel ihtiyaç malzemelerine erişimde ciddi sıkıntılar yaşandığını bildiriyor.
İsrail, saldırılarını Hizbullah'ın askeri kapasitesini yok etme ve kuzey İsrail'deki yerleşim yerlerine yönelik tehdidi ortadan kaldırma amacıyla yürüttüğünü savunuyor. Ancak uluslararası kuruluşlar, orantısız güç kullanımı ve sivil kayıplar nedeniyle İsrail'i eleştiriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçu işlendiğine dair iddiaları inceliyor. Lübnan hükümeti, uluslararası toplumu acil ateşkes için harekete geçmeye çağırırken, Hizbullah da direnişini sürdüreceğini açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Lübnan'daki savaş, Orta Doğu'da gerilimi daha da tırmandırdı. İran, Hizbullah'ın en önemli destekçisi olarak İsrail'e karşı misilleme tehdidinde bulunuyor; bölgede geniş çaplı bir savaş riski her geçen gün artıyor. ABD, İsrail'e askeri destek verirken bir yandan da ateşkes görüşmeleri yürütüyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, çatışmanın yayılmasını önlemek için diplomatik girişimlerini sürdürüyor ancak somut bir sonuç alınamadı. Rusya ve Çin, Orta Doğu'daki gelişmeleri yakından takip ederken, küresel enerji piyasaları da bu istikrarsızlıktan olumsuz etkileniyor. Lübnan'daki savaş, Suriye ve Irak gibi komşu ülkelerde de güvenlik endişelerini artırmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki insani krize karşı aktif diplomasi yürütüyor; hem İsrail'e hem de Hizbullah'a ateşkes çağrısı yapıyor. Savaşın yayılması, Türkiye'nin güney sınırlarındaki istikrarı doğrudan etkiliyor. Lübnan'dan gelebilecek yeni bir mülteci dalgası, Türkiye'nin zaten ağır olan göç yükünü artırabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'deki enerji projeleri ve ticaret yolları bu çatışmadan zarar görüyor. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve bölgesel aktörlerle işbirliği yaparak kalıcı bir ateşkes için çaba göstermeli.