İsrail ordusu, Gazze'deki askeri operasyonlara ilişkin ilk cezai soruşturmaları başlattığını duyurdu. Soruşturmalar, 5 yaşındaki Filistinli çocuk Hind Rajab ile ailesinin ve 15 Filistinli sağlık görevlisinin öldürülmesini kapsıyor. Ordu tarafından yapılan açıklamada, bu olayların askeri prosedürlerin ihlali olup olmadığının araştırıldığı belirtildi.
Gelişmenin arka planı
Hind Rajab, 29 Ocak 2024 tarihinde Gazze Şeridi'nin batısındaki Tel El-Hava bölgesinde ailesiyle birlikte bir araçta seyir halindeyken açılan ateş sonucu öldürüldü. Olay sırasında ailenin beyaz bir bayrak taşıdığı ve İsrail güçlerinin bölgede ilerlediği bildirilmişti. Hind'in halası, acil servisi arayarak çocuğun sesini kaydetmiş ve yardım talebinde bulunmuştu. Görüşme sırasında çocuğun "Gel, ben çok korkuyorum" dediği duyulmuştu. Kayıt, Filistin Kızılayı'nın koordinasyon merkezine ulaşmış, ancak ekibin olay yerine ulaşması saatler sürmüş ve nihayetinde Hind ile ailesinin cesetleri, saldırıdan 12 gün sonra bulunabilmişti.
İsrail ordusu, bu olaya ilişkin olarak Hind'in yaşadığı bölgeye yönelik operasyonlarda herhangi bir askeri aracın o sırada bölgede bulunmadığını öne sürmüş, ancak daha sonra yapılan incelemelerde ordunun bu yöndeki iddialarının gerçeği yansıtmadığı ortaya çıkmıştı. Gazze'deki sivil savunma ekipleri, olayın ardından bölgede yoğun bir araştırma yapmış ve bulunan cesetler üzerinde otopsi gerçekleştirmişti.
İkinci soruşturma ise 15 Filistinli sağlık görevlisinin öldürülmesine ilişkin. Bu olay, 31 Mart 2024'te Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki El-Şifa Hastanesi yakınlarında meydana geldi. Filistin Kızılayı'na bağlı ambulanslar ve sağlık ekipleri, bölgede yaralananları tahliye etmeye çalışırken İsrail güçleri tarafından hedef alındı. Saldırıda 15 sağlık görevlisi hayatını kaybetti, bazıları da yaralandı. İsrail ordusu, bu saldırının ardından sağlık ekiplerinin bölgedeki Hamas militanlarıyla bağlantılı olduğu iddiasını gündeme getirmişti, ancak bu iddialar kanıtlanmış değil.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu iki olay, İsrail ordusunun Gazze'deki askeri operasyonlar sırasında sivil kayıpların artmasına ilişkin uluslararası kamuoyunda büyük tepki topluyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, İsrail ordusunu savaş suçları işlemekle suçluyor. Bu soruşturmalar, uluslararası toplumun ve özellikle Uluslararası Adalet Divanı'nın baskısı sonucu açılmış gibi görünüyor. İsrail ordusu, şimdiye kadar Gazze'de ölen sivil sayısının 30.000'i aştığını kabul etmekle birlikte, bu sayılara ilişkin verilerin çoğunu sorgulamıştı. İlk soruşturmalar, İsrail'in iç hukukunda askeri personelin yargılanmasının önünü açabilir ve bu durum uluslararası yargı organlarının devreye girmesini engellemeye yönelik bir adım olarak da okunabilir.
Bu gelişme, bölgedeki ABD'nin ve Batılı ülkelerin İsrail'e yönelik desteği üzerinde de etkili olabilir. Özellikle ABD'nin ateşkes talepleri ve yardım koşulları gündemdeyken, İsrail'in kendi içinde soruşturma başlatması, dış baskıları hafifletme amacı taşıyabilir. Ancak insan hakları örgütleri, bu soruşturmaların bağımsız bir uluslararası komisyon tarafından yapılması gerektiğini savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından önemli bir yankı buluyor. Türkiye, Gazze'deki sivil kayıpları en sert şekilde kınayan ülkelerden biri ve Filistin davasına verdiği destekle biliniyor. İsrail ordusu hakkındaki bu soruşturmalar, uluslararası toplumun dikkatini Gazze'deki insani krize yeniden çekebilir ve Türkiye'nin bu konudaki diplomatik girişimlerini güçlendirebilir. Ayrıca Türkiye, İsrail ile ticari ilişkilerini gözden geçirirken ve BM'deki Filistin devleti girişimlerini desteklerken, bu tür yargısal süreçlerin sonucunu takip ederek politikalarını şekillendirebilir. Ancak soruşturmaların sonucu henüz belirsiz; Türkiye, adil ve bağımsız bir yargılamanın yapılması gerektiği yönündeki tutumunu sürdürecek gibi görünüyor.