İsrail Meclisi (Knesset), 29 Temmuz 2024 Pazartesi günü yaptığı oturumda, Filistin Yönetimi'ne aktarılan vergi gelirlerinden yapılan kesintileri genişleten bir yasa tasarısını ikinci ve üçüncü okumada kabul etti. Yeni düzenleme, İsrail'in Filistin Yönetimi'ne ait gümrük ve KDV gibi dolaylı vergi gelirlerinden, Filistinli militanların İsraillilere yönelik saldırıları sonucu ödenen tazminatları karşılamak üzere ek kesintiler yapmasına izin veriyor. Bu yasa, özellikle Filistin Yönetimi'nin "şehit maaşları" olarak bilinen, ölen veya tutuklanan Filistinlilere yaptığı ödemeleri hedef alıyor. İsrail, bu ödemelerin terörü teşvik ettiğini savunurken, Filistin Yönetimi bunları sosyal yardım olarak nitelendiriyor.
Yasanın ayrıntıları ve arka planı
İsrail ile Filistin Yönetimi arasındaki mali ilişkiler, 1994 Oslo Anlaşmaları'na dayanıyor. Bu anlaşmalar çerçevesinde İsrail, Filistin topraklarında üretilen ve tüketilen mallardan elde edilen vergi gelirlerini topluyor ve Filistin Yönetimi'ne aktarıyor. Bu gelirler, Filistin Yönetimi'nin bütçesinin yaklaşık %60'ını oluşturuyor. İsrail, geçmişte de Filistin Yönetimi'nin, İsrail güvenlik güçleri tarafından öldürülen Filistinlilere ve tutuklu ailelerine yaptığı ödemeleri gerekçe göstererek bu fonlardan kesinti yapmıştı. Ancak yeni yasa, kesinti mekanizmasını genişleterek, İsrail'in bu kesintileri doğrudan tazminat fonlarına aktarmasını sağlıyor. Yasa, İsrail Maliye Bakanı'nın her yıl Filistin Yönetimi'ne aktarılacak fonlardan ne kadar kesinti yapılacağını belirlemesine olanak tanıyor. Bu kesintilerin, Filistin Yönetimi'nin terör eylemleri nedeniyle İsrail vatandaşlarına ödediği tazminatları kapsaması hedefleniyor. Yasa, İsrail'deki sağ partilerin uzun süredir üzerinde çalıştığı bir düzenlemeydi ve Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümetinin gündeminde önemli bir yer tutuyordu.
Yasanın kabul edilmesi, İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir gerginlik yaratabilir. Filistin Yönetimi, bu yasayı "bir soygun" olarak nitelendirerek, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiğini savunuyor. Ramallah yönetimi, bu kesintilerin Filistin ekonomisini çökertme noktasına getirebileceği uyarısında bulunuyor. Öte yandan İsrail, bu adımın Filistin Yönetimi'ni terörü teşvik eden politikalarından vazgeçirmeyi amaçladığını belirtiyor. Yasanın uygulanmasıyla birlikte, Filistin Yönetimi'nin mali krizi derinleşebilir ve bu da Filistin topraklarında istikrarsızlığa yol açabilir.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Bu gelişme, İsrail ile Filistin Yönetimi arasındaki zaten kırılgan olan ilişkileri daha da germe potansiyeli taşıyor. Batı Şeria'da artan gerginlik ve Gazze'de devam eden çatışmaların ortasında gelen bu yasa, bölgede yeni bir kriz dalgasına neden olabilir. Arap Birliği ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi bölgesel örgütlerin yasayı kınaması bekleniyor. ABD ve Avrupa Birliği gibi aktörler ise daha önce bu tür kesintilere karşı çıkmış olsalar da kesin bir tutum sergilemediler. Özellikle ABD, İsrail'in güvenlik kaygılarına anlayış gösterirken, Filistin Yönetimi'nin mali sürdürülebilirliğinin önemini vurguluyor. Avrupa Birliği ise iki devletli çözümün temelini oluşturan Oslo Anlaşmaları'na atıfta bulunarak, bu tür tek taraflı adımların barış sürecine zarar verdiğini ifade ediyor. Yasa, aynı zamanda İsrail'in uluslararası alanda daha fazla eleştiri almasına neden olabilir. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri, bu yasanın Filistin halkının temel ihtiyaçlarına erişimini kısıtlayacağı ve insani durumu kötüleştireceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında doğrudan ilgilidir. Türkiye, uzun süredir Filistin Yönetimi'nin mali olarak ayakta kalması için uluslararası platformlarda çağrıda bulunmakta ve Filistin'e insani yardım sağlamaktadır. İsrail'in bu yasayla Filistin Yönetimi'nin mali kaynaklarını daha da kısıtlaması, Türkiye'nin bölgedeki politikalarını etkileyebilir. Türkiye'nin, Filistin Yönetimi'ne alternatif mali destek mekanizmaları geliştirmesi veya İsrail ile daha gergin bir ilişkiye girmesi olasıdır. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve İsrail ile ilişkileri de bu gelişmeden etkilenebilir. Sonuç olarak, Türkiye'nin Filistin yanlısı duruşu, bu yasanın yarattığı olumsuz etkileri dengelemeye yönelik diplomatik girişimleri beraberinde getirebilir.