İsrail Yüksek Mahkemesi, Devlet Denetçisi Matanyahu Englman'ın 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırılarına ilişkin yürüttüğü soruşturmada yasal yetkisini aştığına hükmetti. Mahkeme, denetçinin soruşturma kapsamını genişleterek hükümetin askeri ve istihbarat kararlarını incelemesinin mevzuata aykırı olduğunu belirtti. Karar, Başbakan Binyamin Netanyahu ve müttefiklerinin soruşturmaya yönelik itirazlarının ardından geldi. Englman'ın ofisi, kararı inceleyerek gerekli adımları atacağını duyurdu. Bu gelişme, 7 Ekim saldırılarının ardından ülkede süregelen siyasi krizi derinleştirirken, soruşturmanın geleceği belirsizliğini koruyor.
Gelişmenin Arka Planı
7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği sürpriz saldırı, İsrail'in istihbarat ve askeri zafiyetini gözler önüne sermiş ve yaklaşık 1.200 İsraillinin ölümüne, yüzlercesinin de rehin alınmasına yol açmıştı. Saldırının ardından kamuoyunda hesap verebilirlik talepleri artarken, Devlet Denetçisi Matanyahu Englman, olayların soruşturulması amacıyla geniş kapsamlı bir inceleme başlattı. Englman'ın soruşturması, Başbakan Netanyahu ve üst düzey askeri yetkililerin saldırı öncesi ve sırasındaki kararlarını da kapsayacak şekilde genişletildi. Ancak hükümet, denetçinin yetkisini aştığını iddia ederek Yüksek Mahkeme'ye başvurdu.
Yüksek Mahkeme, 3'e 2 oyla aldığı kararda, denetçinin saldırı öncesi istihbarat ve askeri operasyonel kararları inceleme yetkisinin sınırlı olduğunu vurguladı. Mahkemeye göre, Englman'ın soruşturması, hükümetin savaş zamanı karar alma süreçlerine müdahale edecek boyuta ulaşmıştı. Karar, hükümet içindeki sağcı koalisyon ortakları tarafından memnuniyetle karşılanırken, muhalefet ve sivil toplum kuruluşları kararı eleştirdi. İsrail'de "Yargı Reformu" tartışmalarının gölgesinde alınan bu karar, yargı bağımsızlığı ve hesap verebilirlik konularında yeni bir tartışma başlattı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Karar, sadece İsrail iç siyasetini değil, bölgesel dengeleri de etkileme potansiyeli taşıyor. 7 Ekim saldırılarının ardından İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmış, birçok ülke ve insan hakları örgütü İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği suçlamalarında bulunmuştu. Soruşturmanın yetki aşımı nedeniyle sınırlandırılması, İsrail hükümetinin içerideki hesap verebilirlik baskısını hafifletebilir, ancak uluslararası alanda İsrail'in kendi eylemlerini soruşturma konusundaki samimiyeti sorgulanabilir.
Özellikle ABD ve Avrupa Birliği, 7 Ekim saldırıları ve sonrasındaki gelişmelerde İsrail'in kendi iç soruşturma mekanizmalarını işletmesini desteklediklerini ifade etmişti. Ancak mahkeme kararı, bu mekanizmaların ne kadar bağımsız ve kapsamlı olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Ayrıca, İsrail'in uluslararası toplum nezdinde güvenilirliği üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. Bölgesel düzeyde ise, İran ve Hizbullah gibi aktörler, İsrail'in iç karışıklığını kendi lehlerine kullanma fırsatı arayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki bu iç siyasi gelişme, Türkiye-İsrail ilişkilerini doğrudan etkilemese de, bölgesel istikrar açısından önem taşımaktadır. 7 Ekim saldırıları ve sonrasındaki süreçte Türkiye, Filistin davasına verdiği desteği artırmış ve İsrail'in Gazze operasyonlarını sert bir dille eleştirmiştir. İsrail'de hesap verebilirlik mekanizmalarının zayıflaması, Türkiye'nin bölgedeki insani ve diplomatik girişimlerini daha da önemli kılmaktadır. Ayrıca, İsrail'deki siyasi kriz, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji ve güvenlik politikalarında daha proaktif bir rol üstlenmesine zemin hazırlayabilir. Ancak Ankara'nın bu gelişmeyi, İsrail'in uluslararası hukuka uyum konusundaki tutumunu sorgulamak için bir fırsat olarak görmesi muhtemeldir.