İsrail ordusu, Lübnan'ın güneyindeki tarihi Sur kenti (Tyre) ve çevresinde zorunlu yerinden edilme emirlerini genişletti. Perşembe günü yapılan duyuruyla birlikte, kent merkezi ve çevre köylerde yaşayan on binlerce sivilin evlerini terk etmesi istendi. Bu karar, İsrail ile Hizbullah arasındaki çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte, sivil halkın hedef alınmasına yönelik uluslararası endişeleri artırdı. Birleşmiş Milletler, şu ana kadar 1 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini tahmin ediyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail, 23 Eylül 2024'te Lübnan'a yönelik kapsamlı hava saldırılarına başlamıştı. Bu saldırılar, Hizbullah'ın İsrail'in kuzeyine yönelik füze saldırılarına yanıt olarak gerçekleştirilmişti. 1 Ekim'de ise kara harekâtı başlatan İsrail, sınır boyunca bir dizi köyü işgal etti. Sur kenti, Lübnan'ın güneyindeki en büyük şehirlerden biri olup, hem Filistinli mültecilere ev sahipliği yapmakta hem de Hizbullah için stratejik bir lojistik merkez konumunda bulunuyor.
İsrail ordusunun yayınladığı haritalar, tahliye edilmesi istenen bölgeleri kırmızıyla işaretlerken, sivillere Litani Nehri'nin kuzeyine gitmeleri çağrısı yapıldı. Ancak, ana yolların bombalanması ve köprülerin yıkılması nedeniyle birçok sivil mahsur kalmış durumda. Lübnan resmi haber ajansı NNA, tahliye emirlerinin paniğe yol açtığını ve insanların yaya olarak kaçmaya çalıştığını bildirdi.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'da tırmanan gerilimin bir parçası olarak değerlendiriliyor. İsrail'in Sur kentinde genişlettiği zorunlu yerinden edilmeler, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), durumu 'insani felaket' olarak nitelendirirken, sivil altyapının hedef alındığı uyarısında bulundu.
ABD, İsrail'in kendini savunma hakkını tanırken, sivil kayıpların en aza indirilmesi çağrısı yapıyor. Fransa ve Almanya ise daha sert bir dil kullanarak, İsrail'e uluslararası hukuka uyması çağrısında bulundu. Hizbullah ise, İsrail'in güney Lübnan'daki ilerleyişine karşı koyacağını ve Sur kentini savunacağını açıkladı.
Bu çatışmalar, bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirirken, İran'ın Hizbullah'a verdiği destek nedeniyle daha geniş bir bölgesel savaş riskini de beraberinde getiriyor. Enerji fiyatları ve küresel tedarik zincirleri üzerindeki belirsizlik, dünya ekonomisini de tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip etmektedir. İsrail'in Sur kentinde zorunlu yerinden edilmeleri genişletmesi, bölgedeki insani krizi derinleştirirken, Türkiye'nin insani yardım çabalarını da zorlaştırmaktadır. Türkiye, daha önce Lübnan'a insani yardım göndermiş ve tarafları sükunete çağırmıştır. Bu durum, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki denge politikasını ve bölgesel güvenlik çıkarlarını doğrudan etkilemektedir. Ayrıca, Türkiye'deki Lübnanlı ve Filistinli mülteci toplulukları nedeniyle, yaşananlar iç kamuoyunda da yakından takip edilmektedir.