İsrail ile Lübnan arasında sınır güvenliği ve egemenlik konularında yeni bir müzakere turu Salı günü Washington DC’de başlıyor. Görüşmelerde, Lübnan ordusuna kademeli olarak devredilmesi planlanan ‘pilot bölgelerin’ belirlenmesi hedefleniyor. Bu adım, iki ülke arasında yıllardır süren gerilimi azaltmayı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının tam olarak uygulanmasını amaçlıyor.
Müzakere süreci ve tarafların pozisyonları
ABD Arabuluculuğu’nda yürütülen görüşmeler, İsrail ile Lübnan arasında 2022’de imzalanan deniz sınırı anlaşmasının ardından kara sınırına odaklanıyor. İsrail, Hizbullah’ın sınıra yakın bölgelerdeki varlığından duyduğu endişeyi dile getirirken, Lübnan ise egemenlik haklarının iadesini talep ediyor. Pilot bölgelerin belirlenmesi, Lübnan ordusunun kontrol yeteneğini test etmek ve Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) rolünü güçlendirmek için atılacak ilk adım olarak değerlendiriliyor.
Lübnan heyeti, orduya devredilecek alanların stratejik önemine dikkat çekerken, İsrail tarafı güvenlik garantileri talep ediyor. Görüşmelerde ayrıca sınır ihlallerini önlemek için ortak mekanizmalar ve erken uyarı sistemleri de ele alınacak. Uzmanlar, taraflar arasında bir anlaşmaya varılması halinde bunun bölgesel barışa önemli katkı sağlayacağını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Washington’daki müzakereler sadece ikili ilişkiler için değil, tüm Orta Doğu’nun istikrarı için kritik. ABD’nin aktif arabuluculuğu, bölgedeki nüfuzunu pekiştirme çabası olarak yorumlanıyor. Öte yandan, İran destekli Hizbullah’ın süreç dışında bırakılması, anlaşmanın uygulanabilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Fransa ve Suudi Arabistan da dolaylı olarak sürece destek verirken, BM’nin 1701 sayılı kararının tam olarak uygulanması bölgesel güvenlik mimarisi için belirleyici olabilir.
Analistler, bu görüşmelerin başarısının İsrail-Lübnan arasında sürdürülebilir bir barışın temelini oluşturabileceğini, başarısızlık halinde ise tansiyonun yeniden yükselme riski taşıdığını vurguluyor. Özellikle Gazze’deki çatışmaların devam ettiği bir ortamda, kuzey cephesinde yaşanacak bir gerilim bölgesel yangını büyütebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları ve güvenlik dengeleri açısından İsrail-Lübnan sınır anlaşmasını yakından izliyor. Pilot bölgelerin belirlenmesi, Türkiye’nin de kıyıdaş olduğu Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları ihtilaflarına emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Lübnan’ın istikrarı Türkiye’nin Ortadoğu politikası için kritik; bu nedenle Ankara, müzakere sürecini destekliyor ancak Hizbullah’ın süreç dışında bırakılmasına ihtiyatla yaklaşıyor. Türkiye, BM kararlarının uygulanmasını ve bölgesel güvenliğin sağlanmasını kendi çıkarları için önemli görüyor.