İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), 44 yıl önce Lübnan'ın Bekaa Vadisi'ndeki Sultan Yakup Muharebesi'nde öldürülen asker Yehuda Katz'ın naaşının kimliğini tespit ederek İsrail'e getirdiğini açıkladı. İsrail ordusu, Katz'ın naaşının 1982'deki kayıp askerlerin akıbetini araştıran bir operasyon sonucunda bulunduğunu ve ailesine teslim edildiğini duyurdu. Başbakan Naftali Bennett, Katz'ın anısını onurlandırmanın ve kayıp askerlerin akıbetini aydınlatmanın devletin görevi olduğunu söyledi. Bu gelişme, 1982 Lübnan Savaşı'ndan kalan kayıp askerler dosyasının kapanmasına yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Yehuda Katz'ın Hikayesi ve Sultan Yakup Muharebesi
Yehuda Katz, İsrail'in 1982 yılında Lübnan'a düzenlediği askeri operasyon sırasında, 10-11 Haziran tarihlerinde Sultan Yakup bölgesinde gerçekleşen çatışmada hayatını kaybetmişti. Bu muharebe, İsrail ordusunun Lübnan'daki en kanlı çarpışmalarından biri olarak tarihe geçti. O dönemde İsrail, Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) militanlarına karşı kapsamlı bir harekât yürütüyordu; ancak Suriye birlikleriyle de çatışmalar yaşanmıştı. Katz'ın içinde bulunduğu zırhlı birlik, Suriye güçlerinin saldırısına uğramış ve çok sayıda asker kaybedilmişti. Katz'ın naaşı o gün bugündür bulunamamış, kayıp askerler listesinde yer almıştı.
İsrail, kayıp askerlerin izini sürmek için yıllardır çalışmalar yürütüyor. Bu kapsamda eski savaş alanlarında kazı çalışmaları yapıyor ve istihbarat topluyor. Katz'ın naaşının bulunması, bu uzun süreli çabaların bir sonucu olarak açıklandı. IDF Sözcüsü, naaşın kimlik tespitinin DNA testleriyle doğrulandığını ve aileyle görüşüldükten sonra cenaze töreni düzenleneceğini bildirdi. Katz'ın ailesi, yıllardır süren belirsizliğin sona ermesinden dolayı duydukları memnuniyeti dile getirdi, ancak acılarının hâlâ taze olduğunu ifade etti.
İsrail-Lübnan İlişkilerine Etkisi
Bu gelişme, İsrail ile Lübnan arasındaki hassas dengeler açısından da önem taşıyor. İki ülke arasında 1982 savaşı ve sonrasında yaşananlar nedeniyle hâlâ sıcak çatışma riski bulunuyor. Geçtiğimiz yıl İsrail ile Lübnan arasında deniz sınırı anlaşması imzalanmış, bu da ilişkilerde yumuşama dönemine işaret etmişti. Ancak Hizbullah'ın İsrail'e yönelik tehditleri sürüyor ve sınırda zaman zaman gerginlikler yaşanıyor. Katz'ın naaşının bulunması, insani bir konu olarak iki ülke arasında bir diyalog kapısı aralayabilir; ancak askeri ve politik gerilimlerin devam edeceği öngörülüyor.
İsrail, kayıp askerlerinin akıbetini aydınlatmak için gösterdiği çabayı, toplum nezdinde meşruiyetini güçlendirmek için de kullanıyor. Kayıp asker ailelerinin yıllardır süren bekleyişi, İsrail kamuoyunda hassas bir konu olarak görülüyor. Bu tür hamleler, hükümetin toplumsal desteğini artırabilir. Ayrıca, Suriye ile yaşanan bu tür kayıplar, İsrail-Suriye ilişkilerinde de bir güven unsuru oluşturabilir. Ancak Suriye'nin iç savaş ve yeniden yapılanma süreci, bu konuların ikinci planda kalmasına neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmiyor; ancak Orta Doğu'daki gelişmeler bölgesel dinamikleri etkiliyor. İsrail'in kayıp askerlerine yönelik bu hassasiyeti, bölgedeki insani diplomasi örnekleri arasında sayılabilir. Türkiye, Filistin davasına verdiği destek ve Lübnan ile tarihsel bağları nedeniyle Orta Doğu'da etkin bir aktör. Bu tür insani konuların, Türkiye ile İsrail arasında diyalog kanallarının açık tutulmasına katkı sağlayabileceği söylenebilir. Ancak Türkiye'nin bölgedeki politikası, özellikle Filistin meselesi ve Hizbullah'a ilişkin yaklaşımı nedeniyle İsrail'le ilişkilerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Bu gelişmenin Türkiye'nin bölgesel tutumunu doğrudan değiştirmesi beklenmiyor.