İsrail'in Lübnan'a yönelik son büyük çaplı askeri harekatı, 100 günlük bir süreci geride bıraktı. Bu süre zarfında çatışmalar nedeniyle binlerce kişi hayatını kaybetti, yüz binlerce kişi yerinden edildi ve Lübnan'ın güneyindeki altyapı ağır hasar gördü. İsrail ordusu, Hizbullah'ın roket saldırılarına karşılık olarak başlattığı operasyonlarda, özellikle sivil yerleşim yerlerinin de hedef alınmasıyla uluslararası kamuoyunda büyük tepki topladı. Bu, İsrail'in son iki yıl içinde Lübnan'a yönelik ikinci yoğun savaşı olarak kayıtlara geçti.
Gelişmenin Arka Planı
Çatışmalar, 8 Ekim 2023'te Hamas'ın İsrail'e yönelik saldırısının ardından Hizbullah'ın kuzey İsrail'e roket atışlarıyla başladı. İsrail, bu saldırılara karşılık olarak Lübnan'ın güneyinde Hizbullah mevzilerini hedef aldı. Ancak yoğunluk 2024 yılının başlarında arttı ve İsrail, Hizbullah'ın füze kapasitesini yok etmek için hava saldırılarını genişletti. 100 günlük süre boyunca İsrail, Lübnan'ın güneyinde 3.000'den fazla hedefi vurduğunu, Hizbullah ise İsrail'in kuzeyine yüzlerce roket fırlattığını açıkladı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, çatışmalarda 2.500'den fazla kişi öldü, bunların yaklaşık 500'ü sivil. 1,2 milyon insanın yerinden edildiği tahmin ediliyor. Beyrut ve güney kentlerindeki hastaneler savaşın ağırlığı altında çalışır hale geldi. Uluslararası Kızılhaç ve diğer yardım kuruluşları, bölgede insani krizin büyüdüğüne dikkat çekiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Savaş, Ortadoğu'da tansiyonu zirveye taşıdı. İran'ın desteklediği Hizbullah ile İsrail arasındaki çatışma, İsrail-Hamas savaşıyla birleşince bölgesel bir savaş riskini artırdı. ABD ve Fransa, ateşkes çağrıları yaparken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde bağlayıcı bir karar çıkmadı. İsrail, Hizbullah'ın silah bırakması ve Litani Nehri'nin kuzeyine çekilmesi koşuluyla ateşkese hazır olduğunu bildirdi. Ancak Hizbullah, Gazze'de ateşkes sağlanana kadar mücadeleye devam edeceğini ilan etti.
Rusya ve Çin, çatışmaların durdurulması için çağrı yaparken, İran sessiz kalarak Hizbullah'a lojistik destek sağlamaya devam etti. ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırması, İran'ı da teyakkuza geçirdi. NATO, çatışmanın genişlemesinden endişe duyduğunu açıkladı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Lübnan saldırılarına şiddetle karşı çıkmakta ve bölgede kalıcı ateşkes için diplomatik girişimlerini sürdürmektedir. Bu çatışma, Türkiye'nin Suriye sınırında güvenlik risklerini artırabileceği gibi, Lübnan'daki Türk yatırımlarını ve vatandaşlarını da tehdit etmektedir. Özellikle enerji nakil hatlarının ve Doğu Akdeniz'deki dengelerin etkilenmesi, Ankara'yı endişelendiriyor. Türkiye, bölgede nüfuzunu korumak ve insani krizi hafifletmek için BM nezdinde girişimlerde bulunurken, Hizbullah'ın silah bırakmaya ikna edilmesi ve Lübnan'ın toprak bütünlüğünün korunması yönünde çağrı yapmaktadır. Savaşın uzaması, Türkiye'ye yeni bir mülteci dalgası getirme potansiyeli taşımaktadır.