İsrail'in, altı haftadan uzun süredir yürürlükte olan ateşkese rağmen Lübnan'a yönelik askeri harekâtını derinleştirme kararı, küresel petrol piyasalarında dalgalanmaya yol açtı. Pazartesi günü erken işlemlerde ham petrol fiyatları yüzde 2'den fazla artış gösterdi. İsrail ordusu, İran destekli Hizbullah'a karşı savaş kapsamında Lübnan topraklarına daha fazla kara birliği sevk ettiğini duyurdu. Bu gelişme, bölgedeki jeopolitik riskleri tırmandırırken, yatırımcıların Orta Doğu'daki arz güvenliğine ilişkin endişelerini artırdı.
Gelişmenin arka planı
Aralık ayı başında varılan ateşkes, İsrail ile Hizbullah arasında 14 aydır devam eden çatışmaları sona erdirmek amacıyla imzalanmıştı. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve karşılıklı ihlal iddiaları, anlaşmanın kırılgan yapısını ortaya koydu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 'Hizbullah'ın kuzey sınırımızda yeniden yapılanmasına izin vermeyeceğiz' diyerek harekâtın gerekçesini savunurken, Lübnan hükümeti bu adımın egemenlik ihlali olduğunu belirtti.
Hizbullah'ın roket ve füze kapasitesinin büyük ölçüde zayıflatıldığı belirtilse de, İsrail istihbaratı örgütün hâlâ tehdit oluşturabilecek elinde bulundurduğu uzun menzilli füzeler olduğunu değerlendiriyor. ABD ve Fransa'nın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakerelerinde, Litani Nehri'nin güneyindeki askeri varlığın kaldırılması ve Birleşmiş Milletler gözlemci gücünün bölgedeki rolünün artırılması öngörülmüştü. Ancak son gelişmeler, diplomatik çözümün ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi.
Çatışmaların yeniden alevlenmesi, sadece Lübnan ve İsrail arasındaki sorun olmaktan çıkarak bölgesel bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. İran'ın Hizbullah'a verdiği destek, Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin Lübnan'daki siyasi istikrara yönelik kaygıları ve ABD'nin bölgedeki askeri varlığı, denklemin diğer önemli bileşenleri.
Bölgesel ve küresel boyut
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, yatırımcıların Orta Doğu'daki arz kesintisi riskini fiyatlamasından kaynaklanıyor. Brent petrol Şubat vadeli işlemleri varil başına 73,5 dolara, ABD hafif ham petrolü ise 69,9 dolara yükseldi. Uzmanlar, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinin doğrudan gündeme gelmediğini ancak artan tansiyonun piyasalar üzerinde baskı yarattığını belirtiyor.
Lübnan'ın kendisi önemli bir petrol üreticisi olmasa da, bölgedeki çatışmaların yayılma riski Körfez ülkelerindeki üretim tesislerini tehdit edebilir. Ayrıca, İsrail'in keşfettiği Karish ve Tamar gibi doğalgaz sahalarının güvenliği de endişe konusu. Mısır ve Ürdün gibi bölge ülkeleri, İsrail doğalgazına bağımlı hale gelmiş durumda; olası bir arz kesintisi enerji krizini derinleştirebilir.
Ekonomik boyutun yanı sıra, sivillerin durumu da kritik. Birleşmiş Milletler, son çatışmalarda Lübnan'da 1.200'den fazla sivilin hayatını kaybettiğini, 1.2 milyon kişinin yerinden edildiğini açıkladı. İsrail tarafında ise sivil kayıplar daha sınırlı kaldı ancak kuzeydeki yerleşimler boşaltıldı. İnsani yardım kuruluşları, bölgedeki durumun bir 'insani felaket' boyutuna ulaştığı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail-Lübnan çatışmasının doğrudan tarafı olmasa da, bölgedeki istikrarsızlık Ankara'nın güvenlik ve ekonomi politikalarını yakından ilgilendiriyor. Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının güvenliği, Türkiye'nin KKTC ve Libya ile yaptığı deniz yetki alanı anlaşmaları çerçevesinde önem taşıyor. Ayrıca, petrol fiyatlarındaki yükseliş, enerji ithalatçısı Türkiye'nin cari açığı ve enflasyonu üzerinde baskı yaratabilir. Dışişleri Bakanlığı, ateşkesin korunması ve insani yardımların ulaştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürüyor. Türkiye'nin Lübnan'daki tarihi ve kültürel bağları, kriz yönetiminde aktif rol almasını gerektiriyor. Krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel enerji merkezi olma hedefini de olumsuz etkileyebilir.