İsrail güvenlik güçleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın Kudüs yakınlarındaki Kalandiya mülteci kampına düzenlediği gece baskınında en az 51 Filistinliyi yaraladı ve onlarca kişiyi gözaltına aldı. Filistin Kızılayı, yaralılardan bazılarının plastik mermi ve ses bombası nedeniyle tedavi edildiğini, durumu ağır olanların hastaneye kaldırıldığını açıkladı. Baskın, bölgede artan askeri operasyonlar ve Yahudi yerleşimci şiddetinin gölgesinde gerçekleşti.
Baskının Ayrıntıları
İsrail ordusu, Kalandiya kampına 'terör faaliyetlerini engellemek' amacıyla operasyon düzenlediğini duyurdu. Görgü tanıkları, sabaha karşı başlayan baskında onlarca askeri aracın kampın girişlerini kapatarak evlere girdiğini, çatışmaların yaşandığını bildirdi. Filistinli sağlık görevlileri, yaralılar arasında kadın ve çocukların da bulunduğunu, bazılarının göz yaşartıcı gazdan etkilendiğini belirtti. Gözaltına alınanların sayısına ilişkin resmi bir açıklama yapılmazken, Filistinli kaynaklar en az 30 kişinin gözaltına alındığını öne sürdü. İsrail ordusu ise operasyon sırasında iki askerin hafif yaralandığını, gözaltına alınanların sorgulanmak üzere götürüldüğünü aktardı.
Kalandiya, Kudüs'ün hemen kuzeyinde, İsrail'in inşa ettiği ayrım duvarının yakınında yer alıyor ve binlerce Filistinlinin yaşadığı bir mülteci kampı olarak biliniyor. Kamp, yıllardır İsrail askerleri ile Filistinli gençler arasında çatışmalara sahne oluyor. Son haftalarda Batı Şeria genelinde İsrail ordusunun operasyonlarını yoğunlaştırması, özellikle Cenin ve Nablus kentlerinde sık sık baskınlar düzenlenmesi gerginliği artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu baskın, Batı Şeria'da son dönemde yaşanan şiddet olaylarının bir parçası. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023'ün başından bu yana Batı Şeria'da İsrail askerleri ve yerleşimciler tarafından öldürülen Filistinlilerin sayısı 200'ü aşmış durumda. Aynı dönemde Filistinli militanların İsrail hedeflerine yönelik saldırıları da arttı. İsrail hükümeti, yerleşim birimlerini genişletme politikasını sürdürürken, uluslararası toplum bu uygulamaları uluslararası hukuka aykırı buluyor. ABD ve AB, tırmanan şiddetin her iki taraf için de yıkıcı sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuyor.
Öte yandan, İsrail'in Kudüs çevresindeki bu tür operasyonları, kentin statüsü konusundaki hassasiyet nedeniyle bölgesel gerilimi de tetikleyebilir. Özellikle Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte Mescid-i Aksa'da olası gerginlikler, geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme riski taşıyor. Filistin yönetimi, İsrail'in bu saldırılarını 'savaş suçu' olarak nitelendirirken, Hamas ve İslami Cihad gibi gruplar misilleme çağrısı yapıyor. Bu durum, bölgede kalıcı bir barış umutlarını daha da zayıflatıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uluslararası platformlarda savunan ülkeler arasında yer alıyor. Bu baskın, Türkiye'nin İsrail'in Batı Şeria'daki politikalarına yönelik sert eleştirilerini yeniden gündeme getirebilir. Ankara, daha önce de benzer olaylarda İsrail'i kınayan açıklamalar yapmış ve Filistinlilere insani yardım sağlamıştı. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rollerini ve Filistinlilerle dayanışma politikalarını güçlendirebilir. Ayrıca Türkiye'nin İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atmaya çalışırken, bu tür olaylar ilişkilerde gerginliğe yol açabilir. Bölgesel istikrar açısından da bu tür çatışmaların yayılması, Türkiye'nin güvenliğini dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye'nin bu bağlamda Filistinli sivillerin korunması ve uluslararası hukukun uygulanması yönündeki çağrılarını sürdürmesi beklenir.