Güney Lübnan'da İsrail ordusuna ait insansız hava araçlarının (İHA), ağlayan çocuk sesi kayıtları yayarak sivilleri saklandıkları yerlerden çıkarmaya çalıştığı bildirildi. Orta Doğu merkezli haber sitesi Middle East Eye'ın aktardığına göre, İsrail İHA'ları Lübnan'ın güneyindeki köylerde alçak uçuş yaparken, umutsuzluk içinde ağlayan çocuk sesleri yayıyor. Bu sese aldanan bazı siviller evlerinden çıkarken, İsrail güçlerinin hedefi haline geliyor. Olay, İsrail'in Hizbullah'a yönelik askeri operasyonlarını yoğunlaştırdığı bir dönemde yaşanıyor.
Psikolojik harp taktiği olarak kullanılan çocuk sesleri
Lübnanlı kaynaklara göre, İsrail İHA'ları son haftalarda birden fazla kez bu yönteme başvurdu. Sivil savunma ekipleri, özellikle sınıra yakın köylerde yaşayan ailelerin bu seslere tepki verdiğini ve ardından İsrail saldırılarına maruz kaldığını belirtiyor. Bölgedeki insani yardım örgütleri, bu tür psikolojik operasyonların uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiğini savunuyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Taktik, askeri açıdan "alarm ve korkutma" yöntemi olarak sınıflandırılıyor. Ancak uzmanlar, bu yöntemin sivilleri doğrudan hedef almadığı halde, psikolojik zarara yol açtığını ve çatışma bölgesindeki travmayı derinleştirdiğini vurguluyor. Güney Lübnan'da yaşayan yaklaşık 100 bin kişi, Ekim 2023'ten bu yana devam eden çatışmalar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Bölgesel gerilim ve uluslararası tepkiler
Bu olay, İsrail ile Lübnan arasındaki sınırda tırmanan gerilimin bir parçası. İsrail ordusu, Hizbullah'ın kuzey sınırındaki varlığına karşı hava saldırılarını artırırken, Hizbullah da roket atışlarıyla karşılık veriyor. Ağlayan çocuk sesi taktiği, psikolojik savaş yöntemlerinin yeni bir boyutu olarak kayıtlara geçti. İnsan hakları örgütleri, sivil hedef gözetmeksizin yapılan bu tür eylemlerin savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), çatışmalarda sivillerin korunmasının esas olduğunu hatırlatırken, birçok ülke İsrail'i orantısız güç kullanmakla suçluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye'yi hedef almasa da bölgesel istikrarı olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor. Lübnan'daki çatışmanın derinleşmesi, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki güvenlik çıkarlarını ve mülteci akınları riskini artırabilir. Ankara, uzun süredir Lübnan'ın toprak bütünlüğünü ve istikrarını desteklerken, İsrail'in bu tür psikolojik savaş yöntemleri bölgede yeni bir kırılma noktası yaratabilir. Türkiye, Birleşmiş Milletler nezdinde sivillerin korunması çağrılarını desteklemekte ve insani yardım faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu bağlamda, olayın uluslararası kamuoyunda daha fazla yankı bulması durumunda Türkiye'nin diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir.