ABD Başkanı Donald Trump’ın taraflar arasında bir ateşkes anlaşmasına varıldığını duyurmasına karşın, İsrail ile Lübnan merkezli Hizbullah arasındaki çatışmalar şiddetini koruyor. FRANCE 24 Kudüs muhabiri Noga Tarnopolsky’nin aktardığına göre, İsrail ordusu Salı günü Güney Lübnan’a kapsamlı hava saldırıları düzenlerken, Hizbullah da kuzey İsrail’e roket atışları gerçekleştirdi. Tarafların Trump'ın açıklamasını resmen doğrulamaması ve sahadaki fiili durum, ateşkesin henüz yürürlüğe girmediğini gösteriyor.
Trump’ın sürpriz açıklaması ve sahadaki gerçeklik
Trump, Pazartesi akşamı yaptığı kısa bir açıklamada, İsrail ve Hizbullah arasında ‘tarihi bir anlaşma’ sağlandığını ve çatışmaların duracağını ilan etmişti. Ancak ne İsrail Başbakanlığı ne de Hizbullah kaynakları bu açıklamayı resmi olarak teyit etti. İsrail Savunma Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, anlaşmanın henüz nihai olmadığını ve müzakerelerin devam ettiğini belirtti. Hizbullah ise resmi bir kanaldan yapılan açıklamada, ‘Trump’ın masal anlatıcılığına’ atıfta bulunarak, ateşkes için Lübnan egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı.
Salı sabahı erken saatlerde İsrail savaş uçakları, Hizbullah’ın insansız hava aracı depoları ve füze rampaları olduğu değerlendirilen onlarca hedefi vurdu. Lübnan resmi haber ajansı NNA’ya göre saldırılarda en az 12 kişi öldü, 30’dan fazla kişi yaralandı. Ölenler arasında Hizbullah savaşçılarının yanı sıra sivil olduğu bildirilen kişiler de bulunuyor. Hizbullah da buna karşılık kuzey İsrail’deki yerleşimlere yaklaşık 50 roket fırlattı. İsrail Acil Durum Servisi Magen David Adom, üç sivilin hafif yaralandığını, bazı binalarda hasar oluştuğunu duyurdu. İsrail ordusu, ‘Hizbullah’ın ateşkese uymadığını’ öne sürerek operasyonlarını sürdüreceğini açıkladı.
Anlaşma belirsizliği ve bölgesel yansımaları
Taraflar arasındaki çatışma, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısının ardından başlayan geniş çaplı savaşın bir parçası. Hizbullah, Ekim 2023’ten bu yana İsrail’e yönelik saldırılarını yoğunlaştırmış, İsrail de Lübnan’ın güneyine kara operasyonları başlatmıştı. ABD ve Fransa’nın arabuluculuğunda yürütülen birçok ateşkes girişimi sonuçsuz kalmıştı. Trump’ın son duyurusu, seçim kampanyası sırasında vaat ettiği ‘barış vizyonu’nun bir parçası olarak okunsa da, sahadaki gerçeklik farklı. Uzmanlar, Trump’ın erken bir diplomatik ‘zafer’ ilanıyla kamuoyu oluşturmaya çalıştığını, ancak asıl belirleyicinin sahada atılan adımlar olacağını vurguluyor.
Ateşkesin sağlanamaması halinde çatışmaların tüm bölgeyi etkilemesi muhtemel. İran destekli Hizbullah’a karşı İsrail’in askeri operasyonlarını genişletmesi durumunda Lübnan’da daha büyük bir insani kriz yaşanabilir. Birleşmiş Milletler’e göre, şu ana kadar 100 binden fazla kişi yerinden edilmiş durumda. Ayrıca, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırıları, İran’ın bölgedeki nüfuz mücadelesinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Bu da İsrail-İran çekişmesinin daha doğrudan bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Hizbullah çatışmaları, Türkiye’nin hem Doğu Akdeniz’deki enerji güvenliğini hem de Suriye sınırındaki istikrarı doğrudan ilgilendiriyor. Çatışmaların tırmanması halinde Türkiye’nin NATO müttefiki İsrail ile gerilimi daha da artabilir; Ankara’nın Hamas’a verdiği destek göz önüne alındığında bölgesel bir kutuplaşma derinleşebilir. Ayrıca, Lübnan’daki insani kriz Türkiye’ye yeni bir mülteci dalgası getirebilir. Ekonomik boyutta ise Doğu Akdeniz’deki enerji nakil hatlarının güvenliği risk altına girebilir. Türkiye, bu krizde arabulucu rolü oynamaya çalışsa da, İran ve Suudi Arabistan ile rekabeti dengelemek zorunda. Dolayısıyla gelişmeler, Türk dış politikasının manevra alanını daraltabilir.