İsrail ordusunun Hebron kentine yönelik son operasyonu, bölgede kitlesel sürgünleri, ablukaları ve yerleşimci kontrolünün genişlemesini beraberinde getirerek Batı Şeria ekonomisini ağır bir şekilde tehdit ediyor. Son haftalarda artan askeri baskınlar ve yerleşimci şiddeti, kentin zaten kırılgan olan ekonomik yapısını daha da zayıflattı. Filistinli yetkililer ve uluslararası kuruluşlar, Hebron'daki gelişmelerin yalnızca kenti değil, tüm Batı Şeria'yı istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Hebron'da Neler Oluyor?
Hebron, Batı Şeria'nın en büyük kenti ve ekonomik merkezlerinden biri. Ancak kent, yıllardır İsrail yerleşim birimlerinin genişlemesi ve Filistinlilere yönelik kısıtlamalarla mücadele ediyor. Son operasyon kapsamında İsrail güçleri, kentin giriş çıkışlarını kontrol altına aldı, birçok bölgeyi askeri yasak bölge ilan etti ve evlere baskınlar düzenledi. Bu durum, binlerce Filistinlinin yerinden edilmesine yol açtı. Özellikle eski şehir merkezinde yaşayan aileler, evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Yerleşimci saldırıları da operasyonla eş zamanlı olarak arttı. Görgü tanıklarına göre, silahlı yerleşimciler Filistinlilerin araçlarına, iş yerlerine ve tarım arazilerine saldırdı. İsrail güçleri ise bu saldırıları engellemekte yetersiz kaldı. Filistin Sağlık Bakanlığı, operasyon sırasında çok sayıda yaralı ve can kaybı olduğunu bildirdi. Ancak bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanamayan bu bilgiler, bölgedeki gerginliğin boyutunu gözler önüne seriyor.
Operasyonun ekonomik etkisi de yıkıcı boyutlarda. Hebron, Batı Şeria'nın sanayi ve ticaret merkezi konumunda. Kentteki fabrikalar, atölyeler ve ticari işletmeler, ablukalar ve hareket kısıtlamaları nedeniyle üretim yapamaz hale geldi. Filistin Ticaret Odası'nın verilerine göre, kentteki işletmelerin büyük bir kısmı faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı. Bu durum, binlerce kişinin işsiz kalmasına ve ailelerin geçim kaynaklarını yitirmesine neden oldu.
Uluslararası yardım kuruluşları, Hebron'daki insani durumun giderek kötüleştiğini belirtiyor. Gıda, su ve ilaç gibi temel ihtiyaçlara erişim giderek zorlaşıyor. Özellikle çocuklar ve yaşlılar, bu durumdan en çok etkilenen gruplar arasında. Birleşmiş Milletler, İsrail'i uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymaya çağırdı, ancak somut bir adım atılmadı.
Batı Şeria Ekonomisi ve Bölgesel Dengeler
Hebron'daki gelişmeler, Batı Şeria genelinde ekonomik bir çöküş riskini beraberinde getiriyor. Kent, Batı Şeria'nın gayri safi yurt içi hasılasının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Hebron'daki üretim ve ticaretin durması, mal ve hizmet akışını sekteye uğratarak diğer kentleri de olumsuz etkiliyor. Örneğin, Ramallah ve Nablus gibi şehirlerdeki işletmeler, Hebron'dan gelen hammadde ve ürünlere bağımlı durumda. Bu bağımlılık, zincirleme bir ekonomik krize yol açabilir.
Öte yandan, İsrail'in Hebron'a yönelik operasyonu, Filistin yönetiminin otoritesini de zayıflatıyor. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, operasyonu kınayarak uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı. Ancak Filistin yönetiminin etkisizliği, halk arasında hayal kırıklığına yol açıyor. Bu durum, radikal grupların güç kazanmasına zemin hazırlayabilir.
Bölgesel aktörlerin tutumu da önemli. Ürdün ve Mısır, İsrail'in operasyonunu kınayan açıklamalar yaptı. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ise daha temkinli bir dil kullandı. ABD yönetimi, İsrail'in kendini savunma hakkını vurgulamakla birlikte, sivil kayıplardan duyduğu endişeyi dile getirdi. Avrupa Birliği ise derhal ateşkes çağrısında bulundu.
Uluslararası hukuk açısından, İsrail'in yerleşim politikası ve Filistinlilere yönelik toplu cezalandırma uygulamaları, Cenevre Sözleşmeleri'ne aykırılık teşkil ediyor. Ancak bugüne kadar bu ihlallere karşı etkili bir yaptırım uygulanmadı. BM Güvenlik Konseyi'nde ABD'nin veto yetkisi, İsrail'e karşı herhangi bir karar alınmasını engelliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin meselesine tarihsel ve duygusal bağlarla yaklaşan bir ülke olarak, Hebron'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ankara, İsrail'in operasyonunu kınayarak Filistinlilerin yanında olduğunu defalarca dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası toplumu İsrail'e karşı ortak tavır almaya çağırdı. Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ve insani yardımları, Filistin halkına destek olmayı amaçlıyor. Ancak Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri, son yıllarda normalleşme sürecine girmişti. Bu tür operasyonlar, iki ülke arasındaki hassas dengeyi zorlayabilir. Ayrıca, Batı Şeria'daki istikrarsızlık, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki güç dengelerini etkileyerek Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını da dolaylı yoldan etkileyebilir.