İsrail'in Güney Lübnan'a yönelik askeri operasyonları, geniş çaplı yıkıma yol açarak yüz binlerce Lübnanlıyı yerinden etti. Evlerini, geçim kaynaklarını ve güvenliklerini kaybeden birçok kişi için geri dönüş artık giderek zorlaşıyor. Bölgede kalıcı bir yerinden edilme gerçekliği oluşurken, insani durum her geçen gün daha da kötüleşiyor.
Yıkımın Boyutları ve Arka Planı
İsrail, 2023 Ekim'inden bu yana Hizbullah ile artan çatışmalar çerçevesinde Güney Lübnan'da geniş bir bölgeyi hedef aldı. Sınır kasabaları ve köyleri büyük ölçüde harabeye döndü. Lübnan resmi verilerine göre, 1 milyondan fazla insan yerinden edildi; bunların büyük bir kısmı Güney Lübnan'dan kaçarak Beyrut ve kuzeydeki daha güvenli bölgelere sığındı. İsrail ordusu, Hizbullah'ın altyapısını yok etmek için düzenlediği hava saldırılarında ve kara operasyonlarında sivil yerleşim alanlarını da vurdu. Birçok köyde evler, iş yerleri, tarım arazileri ve temel altyapı tahrip edildi. Uluslararası kuruluşlar, İsrail'in bazı saldırılarının uluslararası hukuku ihlal edebileceğini belirtiyor. Özellikle sınır bölgesindeki köylerde yaşayanlar, yıllardır tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlıyordu; şimdi bu imkânlar yok oldu.
Yerinden edilen aileler, geçici barınaklarda veya akrabalarının yanında yaşam mücadelesi veriyor. Birçoğu, geri dönecek bir ev bulamayacaklarını ve eski yaşamlarına kavuşamayacaklarını düşünüyor. Lübnan hükümeti, ekonomik kriz nedeniyle yeniden inşa çalışmalarını finanse edecek kaynaktan yoksun. Uluslararası yardım kuruluşları, artan ihtiyaçlara rağmen yeterli bağış toplayamıyor. Bu durum, yerinden edilmenin kalıcı hale gelmesine neden oluyor.
İsrail, operasyonlarını Hizbullah'ı hedef aldığını savunarak meşrulaştırmaya çalışsa da, sivil kayıplar ve yıkım uluslararası tepkilere yol açıyor. Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, sivil altyapıya yönelik saldırıların savaş suçu teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor. Ancak şu ana kadar etkili bir uluslararası yaptırım veya ateşkes sağlanamadı. Lübnan, zaten derin bir siyasi ve ekonomik krizle boğuşurken, bu yıkım ülkeyi daha da kırılgan hale getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Güney Lübnan'daki gelişmeler, Orta Doğu'da tansiyonu yükselten unsurlardan biri. İsrail-Hizbullah çatışması, İran'ın bölgedeki etkisi ve ABD'nin İsrail'e desteğiyle daha geniş bir jeopolitik mücadelenin parçası. Çatışmaların uzaması, Lübnan'ın istikrarını daha da bozarak mülteci akınlarını tetikleyebilir ve komşu ülkeler üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, İsrail'in askeri operasyonları, Arap dünyasında öfkeye yol açarak bölgesel normalleşme süreçlerini sekteye uğratabilir. Uluslararası toplum, ateşkes çağrıları yapsa da, taraflar arasındaki güvensizlik ve karşılıklı suçlamalar nedeniyle kalıcı bir çözüm ufukta görünmüyor. Lübnan'ın yeniden inşası için milyarlarca dolara ihtiyaç var; ancak mevcut siyasi ve ekonomik koşullarda bunun sağlanması çok zor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Güney Lübnan'daki gelişmeleri yakından takip ediyor. İsrail'in yıkıcı operasyonları, Türkiye'nin bölgede istikrar ve insani yardım çağrılarını haklı çıkarıyor. Lübnan'da kalıcı yerinden edilme, Türkiye'ye yönelik potansiyel mülteci akınını artırabilir; bu da zaten ekonomik zorluklarla mücadele eden Türkiye için ek yük anlamına gelir. Ayrıca, Türkiye'nin Lübnan ile tarihi ve kültürel bağları, Ankara'nın insani diplomasi ve yeniden inşa çabalarında aktif rol almasını gerektiriyor. Bölgesel tansiyonun düşürülmesi, Türkiye'nin güvenlik ve dış politika öncelikleri arasında yer alıyor.